Son günlerdeki gelişmeler
Bugün 23 Nisan, neşe doluyor insan
Tatil tatil ne yapayım dedim ve son günlerin gelişmelerinden bir demet toparladım sizlere.. 23 Nisan hediyesi (:
- Turk Telekom, 29 TL’ye verdiği LG Netbooklardan 9 günde 19.000 adet satmış. Ben buna son çırpınışlar diyorum başka bir şey demiyorum. Haziran’ı bekliyoruz..
- 30 kontöre 2 ay mobil internet. Turkcell, yeni kampanyası kapsamında 2 ay boyunca 100mb kotalı internet paketini 30 kontöre veriyor. Eski fiyatı 65 kontördü.
- Gizemli göz cismi. Yaklaşık 55 milyon ışık ylı büyüklüğünde (1 ışık yılı = 10 trilyon km) bir gök cismi bulunmuş. Bu göz cisminin evren henüz 800 milyon yaşındayken oluştuğu tahmin ediliyor. (Evrenin şu anki yaşı yaklaşık 13.7 milyar)
- Haftanın en önemli haberlerinden birisi de Oracle’ın, Sun’ı satın alması oldu.
- Buradaki amca insan kopyaladığını iddia ediyor.
11811 numaradan isim sorgulama servisi
Türk Telekom’un, zamanında resmen bir taraflarını yırtarak tekeline almaya çalıştığı bilinmeyen numaralar servisi çok değişmiş de haberimiz yok. Öncelikle web sitelerin tasarımına bakarsak oldukça değişmiş olduğunu görüyoruz. Modern bir arama motoru ve captcha koruması gibi yenilikler siteye eklenmiş. Web sitesi yönünde büyük bir değişim geçirdiğini söylemek yanlış olmaz TT Rehber’in. Değişmeyen tek şey 11811′i aradığınızda karşınıza çıkan müşteri temsilcisinin umursamaz ve hayatından bezmiş bir ses tonunda sizi karşılaması..
Değişiklikler yanlızca bunlarla sınırlı değil. Uzun bir süredir -belki 1-2 yıldır- TT’nin 118 -yeni adıyla 11811- servisini kullanma ihtiyacı duymamıştım. Bugün, bir numaranın kime ait olduğunu öğrenmek için 11811′e başvurdum. Önce web sitelerine baktım, aradım taradım ancak “numaradan arama” bölümü adı altında hiç bir şey bulamadım. Eskiden “numaradan arama” yapabiliyorduk. Daha sonra 11811 servisini aradım ve karşıma her zamanki gibi umursamaz bir müşteri temsilcisi çıktı. “-Numaradan isim öğrenmek istiyorum” dediğimde bana direkt “numaradan isim öğrenmek için savcılığa dilekçe vermeniz gerekiyor” diye cevabı yapıştırdı.
Gerçekten çok ilginç, Türk Telekom rehberine kayıtlı olan bir numarayı neden isimden sorgulayamıyoruz acaba? Çünkü GSM operatörleri şu an numaradan isim sorgulamaya izin veriyorlar. Bu durumu müşteri temsilcisine sorduğumda, bilgi veremeyeceklerini ve numaradan isim sorgulamak için mutlaka savcılığa başvurulması gerektini söyledi.
Konu hakkında bilgisi olan var mı?
Internetin mucidi Türkiyede
Internet ve e-posta nın mucidi olarak bilinen dahi adam Leonard Kleinrock 8-9 Mayıs ta İstanbulda düzenlenecek SUPERCOM Telekomünikasyon Fuar’ına özel davetli olarak gelecek. SuperCOM, dünya genelinde Telekomünikasyon alanında faaliyet gösteren özel ve devlet kuruluşlarını bir araya getiren bir fuar. Fuarın konferans bölümünde Leonard Kleinrock konuşmacı olarak yer alacak. Bunun dışında kablosuz iletişim teknolojilerinde dünyadaki en büyük otoritelerinden birisi olan Atlanta Georgiatech Üniversitesi Geniş Band ve Kablosuz Bilgisayar Ağı Laboratuvarı Başkanı Prof. İlhan Fuat Akyıldız, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Dr. Tayfun Acarer, Telekomünikasyon Kurumu Bşk. Yardımcısı Galip Zerey ve Türk Telekom Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Paul Doany de katılacak. [via]
Leonard Kleinrock’ın daha önce spam mailler ile ilgili bir açıklaması şöyleydi;
Dr. Leonard Kleinrock, internetin iletişim ve bilgi alışverişi için açtığı ufkun peşi sıra gelen sorunların bu kadar büyüyeceğini hiç beklemediklerini söyledi. Dünya nüfusunun yüzde 20’sinin internet kullandığını, ancak virüs ve spam postaların temsil ettiği karanlık yüzünün internetin gelişimine ciddi bir engel teşkil ettiğini dile getirdi. Dr. Leonard Kleinrock, ARPANET olarak interneti ilk tasarladıkları zamanlarda spam postaların bugünkü durumuna geleceğini öngöremediklerini itiraf etti.
“SPAM POSTAYI TAHMİN EDEMEDİK”
Dr. Leonard Kleinrock, spam postaların ve çocuk pornografisi sitelerinin internet ile özdeşleşmesinin kendisi için “ciddi bir üzüntü kaynağı” olduğunu dile getiriyor. Spam postalara karşı önleyici teknikler geliştirmek gereğinin altını çizen Dr. Leonard Kleinrock, “Birçok kişi yasa dışı ve uygunsuz işlemler yapıyor. Fakat biz bu tip durumlara karşı önlem almak için uğraşıyoruz. Somut ve etkin önlemlerin geliştirilmesi en az birkaç yılımızı alacak” şeklinde konuştu.
DOKTORA TEZİ BİLGİ PAKETLERİ
İnternetin fikir babası olarak kabul edilen Dr Kleinrock’ın MIT’de yazdığı bilgi paketleri üzerine doktora tezi daha sonra internet teknolojilerinin belkemiğini oluşturdu. Dr. Leonard Kleinrock’ın, 1963 yılında University of California at Los Angeles öğretim üyesi olarak Advanced Research Projects Agency (ARPA) grubu bünyesinde internetin gelişimine büyük katkıları oldu.[via]
Youtube dan video kaldırtmak
Son 1 yılda Youtube kaç kez sansürlendi ? Ben sayamadım açıkcası ve yarın tekrar sansürlenmeyeceğinin hiç bir garantisi yok. Çünkü neden, ülkemizde işi bilmeyen bir çok kişi ve kurum var. Adamın biri gidiyor “Youtube’da sakıncalı video var hakim bey” diyor. Hakim de videoya bakıyor, hakikaten sakıncalı bir video var. Buraya kadar herşey normal ya sonrası? Mahkeme, TK(Telekomünikasyon Kurumu)’na ilgili siteyi engellemesi için talimat veriyor. Bu dakikadan itibaren site sansürü yedi ve Türkiye’den erişilemez duruma geldi. Peki o video Youtube’dan kaldırılıyor mu? Ya da o videoyu Youtube’dan kaldırtmak için mahkemece herhangi bir girişimde bulunuluyor mu? Hayır! Bütün dünya o görüntüleri izlemeye devam ediyor ne yazıkki..
Zaten ne geliyorsa başımıza bundan geliyor. O sakıncalı videoları gördüğümüzde Youtube’a sakıncalı içeriği rapor etsek, belki de koskoca video sitesinin engellenmesi diye bir şey söz konusu olmayacak -Yine de bu kısımdan emin değilim, çünkü bizim mahkemeler, erişimin engellenmesinin en sağlam çözüm olduğunu düşünüyorlar. Neyse..-
Youtube’da eğer sakıncalı bir içerik görürseniz bunu Youtube’a rapor etmek çok kolay. İlgili videonun altındaki flag butonuna basın. Bunu yapmadan önce Youtube hesabınıza login olun. Sırasıyla HATEFUL OR ABUSIVE CONTENT/PROMOTES HATRED OR VIOLENCE ‘a tıklayın. Açılan küçük pencerede, neden bu videonun kaldırılmasını istediğinizi belirtmeniz isteniyor. Buradan da ETHNIC ORIGIN seçeneğini listeden seçin. Eğer eklemek istediğiniz bir şeyler varsa alttaki text box a güzel dileklerinizi bir güzel döşeyin ve FLAG THIS VIDEO butonuna basın.

Bitti mi? Hayır.
Bir videonun Youtube tarafından kaldırılabilmesi için en az 30 kez bu şekilde şikayet edilmesi gerekiyor. Aslında çok büyük bir rakam değil. Özellikle, Ülkemizi rencide edecek bu tarz videoları, çevremizdeki arkadaşlarımızla bu yöntemi paylaşarak kaldırtabiliriz. Şu an yeni başlayan bir Facebook kullanıcısının bile networkünde en az 50 arkadaşı var. Yani bütün olay, duyarlı davranmaktan geçiyor.
Turk Telekom Sabit Ücret Davasını Kazandı
Geçtiğimiz Ağustos ayında Turk Telekom’a, haksız bir şekilde sabit ücret aldığı için dava açan bir vatandaşın, bu davayı kazanması ile birlikte, Tüketici Hakem Heyetlerine bir çok başvuru olmuştu. Sabit ücret davası açarken nelere dikkat edeceğimiz hususunda da bir kaç yazı paylaşmıştım sizlerle. Ancak duyduğumuz haberler şuan pek iyi değil.
Beykoz Tüketici Hakem Heyeti‘nin, vatandaşın lehine sonuçlandırdığı başvuruyu, Turk Telekom’un temyiz sürecine gitmesi sonucu İstanbul 4. Tüketici Mahkemesi iptal etti. Yani bu demek oluyorki sabit ücret alınmaya devam edecek. Üstelik Turk Telekom, web sitesinde yayınladığı resmi bir bildiride bu sabit ücretlerin yasal olduğunu yazmış. Ve resmen “boşuna dava açmayın mahkeme masraflarını da siz ödersiniz” şeklinde inceden dokundurmuş vatandaşa. Olan yine vatandaşa yani bizlere olacak. Alınan 10 YTL sabit ücretin hangi sabit giderler için alındığını ve gerekli olduğunu teknik terimlerle açıklayacak bir babayiğit varsa buyursun. Çünkü tek savunması bu Turk Telekom’un. Geçtiğimiz yıllarda GSM operatörleri de fahiş sabit ücretler alıyordu ancak açılan davalar ve yapılan baskılar sonucu bu sabit ücretler 1 ytl gibi makul rakamlara indirilmişti. Neden aynısı Turk Telekom’a uygulanamıyor dersiniz?
Internet olmasa ne yapardık?
Dün gece blogosferde rutin daldan dala gezerken çat dedi internet gitti.Modemin adsl ışığı da söndü. O kadar çok Adsl kesintisi yaşanıyorki bu bölgede dedim heralde yine arıza var. Dayanamadım 4440375′i aradım, hiç umudum yoktu karşıma birisinin çıkacağından ama neyseki bir Telekom yetkilisi telefonu açtı. Bilgilerimi verdim ve 5dk kadar hatta bekledim (buna da şükür). Sonra yetkili demez mi “faturanızı ödememişsiniz”. Sorun anlaşılmıştır.
Faturayı ödemeyi unutmuşum ve gecenin 11.de Adsl’imi kapatmış Telekom. Internetsiz durulmuyorki kardeşim. Ne yapayım ne edeyim gecenin yarısında nasıl açtırayım internetimi tekrar diye düşünürken geçenlerde TV de yayınlanan Garanti WAP Bankacılığı aklıma geldi. Benim Nokia E50′den hemen bağlandım wapa. Hakikaten Wap şubesi işe yarıyordu, en azından login olmuştum. Ödemeler/Telekomünikasyon/Turk Telekom ve müşteri numaramı girdim. Fatura çıktı karşıma hemen onayladım ve ödendi dedi sistem.
Tekrar 4440375′i arayıp 5-10 dk daha cebelleştim ve bir yetkili çıktı karşıma. Dedim böyle böyle… “ödedim, açın hemen” : ) Telefonu kapatır kapatmaz ADSL ışığı yandı tekrar modemin üzerindeki.
Wap ya da Web.. Internet’siz bir hayat düşünemiyorum. Internet olmasa ne yapardık?
Şirketlerin Logo Evrimi
Büyük teknoloji şirketleri uzunca süredir faaliyetlerini devam ettiriyorlar. Peki bu şirketlerin logoları kaç yılında nerede doğdu ve yıllar içinde nasıl evrim geçirerek bugünkü haline geldi? Netorama çok güzel bir araştırma yapmış ve teknoloji şirketlerinin nasıl kurulduklarını ve logolarının günümüze gelinceye kadar nasıl metamorfoz gerçirdiğini araştırmış. Yazının orjinalinden de alıntılar yaparak sizlerle paylaşmak istiyorum. Hadi hepsi neyse de Nokia’nın logosunun bir “balık” tan ibaret olduğunu görünce şaşkına döndüm
ADOBE
1982 yılında, 40 lı yaşlardaki iki programcı olan John Warnock ve Charles Geschke çalıştıkları Xerox’dan ayrılarak kendi şirketlerini kurma kararı verdiler. Şirketi kurduktan sonra ilk odaklandıkları şey ise PostScript oldu. Warnock ve Geschke, Adobe’u kurduktan sonra para kazanmak için her türlü kazanç kapısını zorladılar. Geschke’in 80 yaşındaki babası, raf olarak kullanmaları için bir eşya verirken, Warnock’ın karısı da Adobe’un ilk logosunu tasarladı.
Apple
Apple diyince akla ilk gelen isim pazarlama dehası olan Steve Jobs oluyor. Belki bir çoğunuz Steve Jobs’ın hikayesini okumuştur ama geçen yıl birlikte çalışma fırsatı bulduğum sevgili Tunç öyle güzel anlatmışki affına sığınarak “Aç Kal Budala Kal” adlı yazısından alıntı yapıyorum.
Yakalandığı kanserden dolayı ölümle burun buruna gelince “Her gününü, hayatının son günüymüş gibi yaşarsan, günün birinde haklı çıkarsın” deyişini yaşamının da parolası yapmış.
Steve Jobs “Aç kal, budala kal” diyor gençlere.
“Stay Hungry. Stay Foolish.” Başarı ve tükenişi uç noktalarda yaşamış biri olarak gerekirse dünyanın sana sunduklarından vazgeç, hatta okula bile gitmeyebilirsin ancak asla maceracı ruhundan taviz verme önerisinde bulunuyor.”Yüreğinin ve sezgilerinin sesini dinle; onlar seni yanıltmaz. Neyi sevdiğini bul.” Aşık olacağın, büyük bir tutkuyla inanacağın işin sana zaten istediğin başarıları getirecek.
Evlenmemiş annesi 1955 yılında Steve’i doğurup evlatlık vermiş. Onu evlatlık alan anne üniversiteyi, baba ise liseyi dahi bitirmemiş. 17 yaşında üniversiteye başlıyor ancak ailesinin karşıladığı okul parasına değmeyeceğini düşünüp 6 ay sonra bırakıyor okumayı. Yani o da ailesi gibi üniversite mezunu değil. Hayatındaki birçok başarısını ise işte bu kararına bağlıyor.
Kısa bir süre Atari’de çalıştıktan sonra 20 yaşındayken arkadaşı Steve Wozniak ile ailesinin garajında Apple‘ı kuruyorlar. İlk sermayesi de eski VW minibüs ve hesap makinasını satarak kazandığı paradan oluşuyor.
Apple I, Apple II, Apple III denemelerinden sonra 30 yaşına bastığında Macintosh da çıkıyor görücüye. Apple’ın başkanlık koltuğu için “Ömrünün sonuna kadar sadece şekerli su mu satmak istiyorsun yoksa dünyayı mı değiştirmek istiyorsun ?” diyerek Pepsi Cola’dan (CEO) ayarttığı John Scully ile daha sonradan anlaşamıyor, herkesin önünde kavga ediyor ve kendi kurduğu şirketinden kovuluyor. Yıl 1985.
Steve Jobs ise “İyi ki kovmuşlar” diyor. NeXT Computers ve daha sonra da Pixar Animation Studios‘u kuruyor. Daha sonra Apple’da işlerin kötü gitmesi üzerine 1996′da danışmanlık yapmaya başlıyor. 1997′de ise ne yapıp edip Apple’ın NeXT’i satın almasını sağlıyor ve yeniden başkan oluyor kurduğu şirketine. Yıllık 1 dolarlık maaşıyla Guiness Dünya Rekorları’nda en düşük maaşlı CEO ünvanına sahip. [Alıntı: Fikir Atolyesi, Orjinal Hikaye Apple II History]
Apple’ın kurulduğu yıl Steve Jobs, ağırdan giden satışlarının nedenini, kullandıkları ve oldukça karmaşık olan Isaac Newton’ın elma ağaçları altında oturduğu bir kareden oluşan logolarına bağlıyor(bu logoyu Ronald Wayne yaratmış). Rob Janoff’ı yeni bir logo tasarlaması için görevlendiriyor ve ortaya uzun yıllar kullanılacak olan gökkuşağı desenli modern Apple logosu çıkıyor. Steve Jobs’ın geri dönmesinin ardından firma kullanmış olduğu gökkuşağı desenli logosunu (Mike Scott’a göre bu güne kadar tasarlanmış en pahalı logo buydu) 1999 yılında tekrar modernize ediyor ve günümüzdeki halini alıyor.
CANON
1930 yılında Goro Yoshida ve eniştesi Saburo Uchida, Japonya’da Precision Optical Instruments Laboratory’i kuruyorlar. 4 yıl sonra ise Kwanon adını verdikleri ilk kameralarını tasarlıyorlar. Logoyu ise Budist Bodhisattva‘dan esinlenerek tasarlıyorlar. Bu soğuk logoya rağmen şirket, hem okunurken daha kulağa hoş gelen kısa bir kelime olduğu için hemde yine okunuşta Kwanon’a çok benzediği için ayrıca Japonca’da “hassasiyet” anlamına geldiği için Canon ismini tescil ettiriyorlar. Bu slogan ilerleyen yıllarda Canon’un karakteristiğini belirlemiş oldu.Yıllar içinde Canon logosu ufak değişimlere uğrayarak günümüzdeki haline geldi.
1996 yılında Stanford Üniversitesi doktora öğrencileri olan Larry Page ve Sergey Brin ileride Google olarak anılacak bir arama motoru geliştirdiler.Bu arama motoru BackRub olarak biliniyordu. Anlamı ise,websitelerin back-link lerini çeşitli algoritmalar ile araştırmasından geliyor. Daha sonra Googol kelimesi üzerinde oynayarak bugünkü Google’ı yaratıyorlar. Googol sözcüğü Milton Sorotta adlı matematikçini, 1 ve onun ardından gelen 100 sıfırın oluşturduğu sayıyı belirten bir matematiksel terimden geliyor. Google’ın bu felsefeyi kullanmak istemelerinin nedeni, tüm dünyadaki bilgileri bir araya toplama misyonlarından kaynaklanıyor.
İki yıl sonra Larry ve Sergey geliştirdikleri teknolojiyi Internet Portallarına pazarlamak için bir kaç ziyaret yapıyorlar ancak kimse buldukları bu teknolojiyle ilgilenmiyor. Açtıkları her kapı kapanınca, Google serüveri arkadaşlarının garajında 1998 yılında başlıyor. İlk Google logosu Sergey Brint tarafından yaratılıyor. Daha sonra GIMP grafik programı ile Yahoo’nun ünlem işaretini (Yahoo!) taklit eden bir logo tasarlıyor. En sonunda Stanford Üniversitesi Sanat Dalı Profesörü Ruth Kedar , Google’ın bugün kullandığı logoyu tasarlıyor.
İlk Google Doodle‘ı Burning Man Festivali için yaratılmış (1999) Google bilindiği gibi, özel günlerde, ünlü kişilerin ve firmaların kuruluş yıldönümlerinde, ülkeler için anlam ifade eden günlerde, o günün anlam ve önemini belirten özelleştirilmiş bir logo kullanıyor ve bunun adı da Doodle. İlk Doodle 1999 yılında Burning Man Festivali için hazırlanmış. Google Doodle’larını Dennis Hwang çiziyor.
IBM
1911 yılında Intenational Time Recording Company(ITR, 1888) ve Computing Scale Company (CSC, 1891) bileşiyor. (IBM ismi henüz ortalıkta yok). 1924 yılında, şirket International Business Machines Corporation adını benimsiyor, yeni ve modern bir logo hazırlıyor. Bundan böyle şirket, Personel programları, tartı aletleri, et kesme makinaları ve delikli kart üretmeye başlıyor. 1940 yılında IBM, delikli kart üretiminde, bilgisayarlarla yönetilen yeni bir sisteme geçiş yapıyor. Bu dönemde şirketin CEO’su ise Thomas J. Watson. 1947 yılında ise IBM, kullandığı logoda ilk defa radikal bir değişikliğe giderek sadece harflerden oluşan bir logo tercih ediyor.
1956 yılında IBM şirketinin başkanı Watson koltuğundan iniyor ve yerine oğlu Paul Rand geliyor. Gelmesiyle birlikte IBM logosu biraz daha 3 boyutlu ve sert bir hal alarak tekrar yenileniyor. IBM logosu en büyük değişimi ise (gerçi logoların hangi biri büyük değişim yaşamamışki) 1972 yılında yine Raul Rand döneminde yaşıyor. Yatay çizgilerden oluşan ve Rand’ın değimiyle “hız ve dinamizmi” simgeleyen günümüzdeki halini alıyor.
LG
LG, kurumsal hayatına 2 farklı şirket olarak başladı. Bunlar kozmetik ürünleri yapan Lucky(ya da Lak Hui) Chemical Industrial(1947) ve radyo ürünleri üreten Goldstar dı. Lucky Chemical, Kore’de yarattığı Lucky Cream ile ün kazandı. Hollywood’un henüz meşhur olmamış starı Deanna Durbin tarafından da büyük ilgi gördü ve çok iyi satış rakamları yakaladı.
Goldstar ise sadece radyo ile alakalı elektronik ürünlerin üretimini yapıyordu. 1995 yılında Lucky ve Goldstar isimlerini LG Electronics olarak değiştiriyorlar. Ve LG bir cheabol (Güney korede holding) haline geliyor. En son logo da ise bundan böyle LG’nin sloganı “Life is Good” (Hayat güzeldir) olarak kalıyor.
Çok ilginç bir ayrıntıda, LG’nin, firma adlarının Lucky ve Goldstar kelimelerin başharflerinden geldiğini reddetmesi. Yani sadece LG.
MICROSOFT
Firma 1975 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Washington eyaletindeki Seattle kentinde iki üniversite öğrencisi tarafından kurulmuştur. Bu iki girişimcinin vizyonu “her ev ve her masada bir bilgisayar”dı.
Popular Electronics dergisinin 1 Ocak 1975 tarihli sayısında Altair 8800 bilgisayar sisteminin tanıtımını okuduktan birkaç gün sonra Bill Gates bilgisayarın tasarımcısı MITS (Micro Instrumentation and Telemetry Systems) ile temasa geçti. Ekibi ile birlikte Altair 8800 üzerinde çalışan BASIC programlama dili geliştirdiklerini belirtti. Paul Allen MITS‘e programın tanıtımını yapmaya gitti. Paul Allen Altair 8800′i daha önce kullanmamış olmasına karşın tanıtımı başarılı oldu. Tanıtımın sonunda MITS Bill Gates ve Paul Allen’dan Altair bilgisayarları için BASIC programlama dilinin telif hakkını satın aldı. Karlı bir iş fırsatı yakaladıkları düşüncesiyle Bill Gates Harvard Üniversitesi‘ndeki hukuk eğitimini yarıda bırakıp New Mexico eyaletinin Albuquerque şehrinde Microsoft firmasını kurdu.
Firma ilk uluslararası bürosunu 1 Kasım 1978′de Japonya’da açtı. 1 Ocak 1979′da şirket merkezini Washington eyaletinin Bellevue şehrine taşıdı.
Aradan geçen yıllar ile Microsoft bir dünya devi olmuş, sahibi Bill Gates’i dünyanın en zengin kişisi haline getirmiştir. Ancak bu zenginliği herkesin düşündüğü şekilde sadece geliştirdiği işletim sistemini satarak değil ayrıca sektörde ki büyük açıkları kapatabilecek nitelikte yazılan programların daha kendisi için risk teşkil edecek aşamaya getirmeden satın almasıyla başarabilmiştir.[Kaynak: Wikipedia]
Logo’nun tarihçesi
1982 yılında, Microsoft’un o dönemdeki logosu “O” harfinin, Microsoft” kelimesinden ayrıştırılmasıyla ortaya çıktı ve Microsoft personelleri tarafından “Blibbet” olarak adlandırıldı.1987 yılında Microsoft logosu tekrar değişeceği zaman Microsoft personellerinden Larry Osterman, “Blibbet’i kurtarın” adında bir kampanya başlatarak eski logonun değişmemesini sağlamak istedi ancak başarılı olamadı. Söylentiye göre, Microsoft’un kafeteryasında Blibbet Burger adında, domuz pastırmalı bir cheeseburger üretildi bu yıllarda.
1987 yılında, Scott Baker “O” harfinin üzerine kesikler atarak mevcut logoyu oluşturdu. Bu logoyu yaparkende Pac-Man oyunundan esinlendi. Bu yüzden şirket içerisinde Microsoft’un bu yıllardaki logosu Pac-Man Logo olarakta biliniyor.
1994 yılında Microsoft, 100$ milyon dolarlık bir reklam kampanyası ile birlikte yeni sloganını duyurdu: “Where do you want to go today” (Bugün nereye gitmek istersin) Tabi bu sloganla daha sonraları oldukça dalga geçildi. 1996 yılında, bu sloganla “what kind of error messages would you like today?” (Bugün ne tarz bir hata mesajı istersin) şeklinde dalga geçildi. Ve Microsoft bu sloganı kaldırdı. Daha sonra Microsoft kendine yeni sloglanlar buldu, “Make it Easier”, “Start Something”, “People Ready” ve “Open up Your Digital Life” oldu. Yerleşik slogan ise “Your potential. Our passion” oldu. Logo tarihçesi için kaynak.
MOTOROLA
Motorola, 1928 yılında Paul Galvin tarafından, Galvin Manufacturing Corporation adıyla kuruldu. 1930lu yıllarda Galvin, araba radyoları üretmeye başladı ve bu radyolara “Motorola” adını verdi. Motorola ismini de Motor kelimesinin sonuna o zamanların popüler bir eki olan “ola” yı getirerek yarattı. Şirket 1947 yılında ismini Motorola Inc. olarak değiştirdi. Motorola 1980 lerde, ticari olarak hücresel telefonlar üretmeye başladı.
“M” şeklindeki logo, rütbe anlamına gelen “insignia” kelimesinden geliyor ve bu loho 1955 yılında tasarlandı.(şirket içinde emsignia diye tabir ediliyor) Şirket başkanının söylediğine göre, iki tane diket üçgenden oluşan bu logo, şirketin liberal bakış açısını sembolize ediyor.[bkz]
IMEI kaydı mevzuatı değişti
Telekomünikasyon Kurumunun, 5392 sayılı kanun gereği, GSM operatörlerini, yurtdışından gelen cihazların kayıt altına alınması konusunda yetkili kıldığını biliyoruz. Yasaya göre, 2007 yılı içerisinde, yurtdışından Türkiye’ye yılda en fazla 1 adet cep telefonu getirilmesine izin verilmiş ve cep telefonu Türkiye’ye girdiğinde, getiren kişinin, pasaportu ile birlikte GSM operatörlerinin yetkili bayilerine başvurarak cihazını kayıt altına aldırma zorunluluğu getirilmişti. Mevcut mevzuata göre, kişi yurtdışından yılda 1 adet cep telefonu getirebiliyor ve bunu Türkiye’ye girdiğimiz anda kayıt altına aldırarak cep telefonunun Türkiye’de kullanılabilmesini sağlayabiliyoruz. Kayıt altına alınmayan cihazlar ise Telekomünikasyon Kurumu‘nun “imei tespiti” ile yetkili operatörlerce kullanıma kapatılıyor.
01.01.2008 tarihi itibari ile, “Eşya kapsamında, yurtdışından yılda 1 tane cep telefonu getirilebilme” hakkı, bundan böyle “2 yılda 1 tane cep telefonu” getirilebilecek şekilde düzenlendi. Yani, eskiden yurtdışından senede 1 tane cep telefonu getirebilirken -ki giriş tarihiniz ve aynı yıl içinde başka bir cihaz kayıt ettirip ettirmediğiniz, kayıt esnasında sistemler tarafından kontrol ediliyor- bundan böyle, 2 yılda 1 tane cep telefonu getirilebilecek. 2008 yılında bir tane cep telefonu getirdiyseniz, en erken 2010 yılında bir tane daha cep telefonu getirebileceksiniz anlamına geliyor bu durum. Mobisad tarafından yapılan açıklamada, yılda 1 cihaz getirme hakkının, cep telefonu kaçakçıları tarafından su istimal edilmesi ile, 2007 yılında kayıt altına alınan cihaz sayısının 1 milyon adete ulaştığı ifade edildi.
Mevcutta, yurtdışından getirilmiş ve klonlu olan -imei numarası kopyalanmış cihazlar- için herhangi bir iş akışı bulunmuyor ve bu tarz cihazlar Türkiye’de kullanılamıyor. Ancak eğer Türkiye’den faturalı olarak aldığınız bir cep telefonu daha sonra klonlanırsa, cihazı aldığınız yetkili distrübütör tarafından TK’ya başvuru yapılıp, cihazınız “yalnızca 1 gsm numarası ile çalışabilecek” şekilde kayıt altına alınabiliyor. -GSM no ve imei işleştirme uygulaması- 1 Şubat 2008′de güncellenen mevzuata göre, yurtdışından gelen ve imei numarası klonlu ya da sonradan klonlanmış olan cihazlar ile ilgili halen bir iş akışı bulunmamakta. Bu nedenle, yurtdışından alınan cep telefonları için “klonlanma” riski halen devam ediyor. Ve teknik açıdan imei klonlamasının önüne geçilmesi mümkün değil. Yurtdışından getirdiğiniz cep telefonlarını ücret karşılığı açtığını iddia eden teknik servisler, daha önce kayıtlı ve yasal bir imei numarasını sizin cep telefonunuza kopyalıyorlar ve Telekomünikasyon Kurumu bu tarz kopyalanmış bir imei tespit ettiğinde, cihazınız kullanılamaz hale geliyor. -ki bu süreç çok uzun sürmüyor, 1 ay içinde tespit edilebiliyor- Bu yüzden yurtdışından cihaz alırken iki kere düşünmekte fayda var. Ki zaten Dubai gibi, “iletişimden vergi alınmayan” bir ülkeden cep telefonu almıyorsanız, artık Avrupa ve Türkiye’deki cep telefonu fiyatları arasında uçurumlar yok. Ama iletişim ve iletişim cihazlarından vergi alınmayan bir ülkeden cep telefonu alıyorsanız, Türkiye’de 1000YTL civarında satılan bir cihazı, bu ülkelerden neredeyse yarı fiyatına almanız mümkün, tabi cihazınızın yarın öbür gün kapatılması riskini göze alabiliyorsanız. Bu kayıt uygulaması ne kadar doğru ne kadar yanlış tartışılır ancak mevcuttaki durum bundan ibaret.
16GB’lık iphone geliyor
Nereye geliyor? Türkiye’ye mi? Çok bekleriz..
iphone çıktığı günden beri hem adından hala söz ettirmeyi başarıyor hem de 4 milyonu aşan satış rakamı ile, resmen bir pazarlama dehası olan Steve Jobs ‘ın cebini doldurmaya devam ediyor. Avrupa ve Amerika’da halihazırda satılan iphone’un ülkemize ne zaman geleceği ise merak konusu.
Steve Jobs, kapasite ile ilgili gelen geri bildirimleri dikkate almış olacak ki iphone için 16gb lık bir modeli resmi olarak duyurdu. -şu an en yüksek kapasiteli iphone 8gb- Bu yeni iphone’un eski 2 kardeşinden kapasite dışında hiç bir farkı yok. Merakla beklenen 3G desteği sunuldu sanarak bende harıl harıl araştırdım ama ne yazıkki bu yeni iphone’da da 3G* desteği yok. Tabi daha 4GB ve 8GB lık iphonelar ülkemizde satışa sunulmamışken, 16GB’lık iphone’un ne zaman ülkemize geleceğini tartışmanın luzumu yok. Ve fakat şöyle bir durumda söz konusu;
Telekomünikasyon Kurumu, ülkeye kaçak cep telefonu girişini engellemek için imei kaydı muhabbetini başlattığından beridir, ülkemizde satışa sunulmayan telefonları daha da fazla görür olduk etrafta. Nitekim iphone, Doğubank” gibi yerlerde kolaylıkla bulunabiliyor. Tabi garantisi olmayan bir telefona tonla para vermek akıl karımı bilinmez, hele ki yarın öbür gün TK tarafından kapatılma tehlikesiyle karşı karşıya kalırsa, o canım iphone elinizde patlayabilir.
Güncelleme: 16GB Apple Iphone, Apple Store‘da resmi olarak satışa çıktı.

*3G: Kaynak: Wikipedia
3. Nesil GSM Hizmetleri (3G ya da 3K) üçüncü nesil kablosuz telefon teknolojisilerine verilen genel addır. Aynı 1G ve 2G gibi, hücresel bir ağ sistemi kullanır. 3G teknolojilerine örnek olarak Universal Mobile Telecommunications System (yani Evrensel Mobil İletişim Sistemi) anlamına gelen UMTS verilebilir. Bunun yanında Kuzey Amerika’da kullanılan CDMA2000 ve Japonya’da Freedom of Mobile Multimedia Access (Mobil Çoklu Ortam Erişimine Özgürlük) anlamına gelen FOMA standardları da bir 3G teknolojisidir.
UMTS klasik frekans veya zaman çoklu iletişim (multiple access) tekniklerinden prensip olarak cok farklı olan kod çoklu iletişim CDMA (Code Division Multiple Access) teknolojisini kullanir. Bir çeşit dağınık frekans (spread spectrum) tekniği olan bu teknolojide kullanıcılar 5MHz genişligindeki aynı banttan haberleşirler. Her vericinin sinyali özgün bir yonga koduyla çarpılarak (bu kodun hızı 3.84Mchips/s) 5MHz genişliğindeki spektruma yayılır. Alıcı da bu spektruma yayılmış sinyali aynı yonga koduyla çarparak veriyi elde eder.
3G’nin 2G’ye göre getirmiş olduğu en büyük yenilik taban olarak alınan verinin ses değil sayısal veri olmasıdır. Buna ek olarak, 3G sisteminde cihazlar bant genişliğini sadece veri alışverişi sırasında işgal ederler. İlk örnekleri Japonya’da 1998 yılında kullanıma açılan bu teknoloji, 2003′ten itibaren Avrupa’ya da gelmiştir.
Çin’de 6 mobil operatör daha 3G lisansı aldı
Bilindiği gibi, geçen sene yaz aylarında Telekomünikasyon Kurumu, 3G ihalelerini çeşitli nedenlerle 1 kez ertelemiş, 1 kez de, Turkcell’in ihaleyi kazanmış olmasına rağmen “Rekabet koşulları oluşmadı” gerekçesiyle iptal etmişti. Ve şu an yeni ihalenin ne zaman yapılacağı bile belli değil. Bir numara taşınabilirliği muhabbetidir almış başını gidiyor ve bu durum 3G ihalesinin önüne engel olarak konuluyor. Sonuçta ne oluyor? Biz Avrupa’nın gerisinde kalmaya devam ediyoruz ne yazıkki.
Biz böyle sızlanmaya devam ederken, Çin’de 6 operatör daha sessiz sedasız 3G lisansı aldı. Ancak bu operatörlerlerin kimler oldukları henüz açıklanmadı. Çin de operatörler 3G lisansı aldıktan sonra bir takım testleri başarıyla geçmek zorundalar. Bunlardan ilki olan indoor testler 2007 sonlarında zaten tamamlanmıştı. Önümüzdeki günlerde bu yeni 6 3G operatörünün kimler oldukları açıklanacak (bkz)
Sabit ücret davası açarken dikkat edilecek hususlar
Sabit ücret davalarına gün geçtikçe bir yenisi ekleniyor. Ancak bir çok kişinin kafasında davayı açarken nelere dikkat edeceği ya da daha önce yayınladığım sabit ücret tablosundan nasıl yararlanacağı hakkında soru işaretleri mevcut. Bazı okurlarım bunları yorumlarında(1, 2, 3, 4) dile getirmişlerdi. Bugün elime Tuketiciler Derneği Bursa Temsilciliğinden gelen bir mail geçti. Burada detaylı olarak, Turk Telekom‘a sabit ücret itiraz başvurusunda bulunurken nelere dikkat edileceği yazıyor. Önemli noktaları belirtmek gerekirse;
Türk Telekom‘un aylara ve yıllara göre, aldığı sabit ücretler farklılık gösteriyor. Bu nedenle hangi aya ve yıla, hangi sabit ücretin uygulandığını tablo dan mutlaka dikkatlice inceleyin.
Bir diğer husus ise, itiraz başvurusu yaparken geçmiş faturalarınızı inceleme imkanınız var ise bunu yapın, çünkü Turk Telekom‘un StandartHAT ve HesaplıHat tarifelerinden birinde iken, belli bir süre sonra tarife değiştirmiş olabilirsiniz. Böyle bir durum var ise bunu dilekçenizde mutlaka belirtmeli ve dilekçeye yazacağınız tutarı buna göre hesaplamalısınız.
Bir diğer konu da faiz talep edip etmeyeceğiniz. Eğer faiz talep edecekseniz, bilindiği gibi Türkiye Cumhuriyeti Yasaları temerrut (gecikme) faizi talebinde bulunmak için bir takım şartlar arıyor. Bunun için size gelen aylık faturalara yansıtılan faiz oranlarını iyi incelemeniz gerekiyor çünkü davayı açarken faizi ile birlikte başvuracaksanız bu faturalardan, talep edeceğiniz faizi net bir şekilde hesaplayabilirsiniz. Talep edeceğiniz faiz, faturada yazan gecikme faizi oranı ile aynı olmalıdır. Tabloda, Turk Telekom‘un aylara göre uyguladığı faiz oranlarını görebilirsiniz. Zaten burada, 2003 yılından itibaren sabit ücret başvurusu yapacak birinin talep edeceği örnek miktarda hesaplanmış.
Ayrıca bir başka soru da “hangi yıldan itibaren sabit ücretlere itiraz edebiliriz” idi. Yargıtay uygulamalarına göre, telefon abonelik sözleşmelerinden kaynaklanan alacaklar için geriye dönük 10 yıl kapsam içine alınıyor. Yani geriye dönük 10 yıl için, -tabii sabit ücret, faizleri ve var ise tarife değişikliklerini dilekçenize doğru bir şekilde hesaplayarak- başvurabilirsiniz. Ayrıca eğer talep edeceğiniz toplam tutar 827.05 YTL yi geçiyorsa, yasalara göre, Tüketici Hakem Heyeti’nin vereceği karar delil niteliğinde olacağından dolayı, başvurunuzu Tüketici Mahkeme’sine yapmalısınız.
Tüketici Hakem Heyetine Nasıl Başvurulur?
Son günlerde, hakkını arayan bir vatandaşın sayesinde bir çok kişi Turk Telekom‘un aldığı sabit ücretlere karşı Tüketici Hakem Heyetlerine başvurmaya başladı. Bu konu hakkında, geçenlerde yazdığım bir yazıdan sonra bazı okurlarım, dilekçelerini hazırladıklarını ancak nasıl ve nerelere başvuracaklarını bilmediklerini yazmış ve bu konuda yardım istemişler. Her ne kadar yorum yazan okuyucularıma cevap vermeye çalışsam da eminim ki bu haberleri okuyan bir çok kişinin de kafasında aynı sorular vardır. Bende bu nedenle ufak çaplı bir araştırma yaparak, başvuruyu nasıl ve nerelere yapmamız, başvuru sırasında nelere dikkat etmemiz gerektiği konusunda bazı bilgiler topladım.
Telekom a sabit ücret davası açmak
Geçenlerde şurada okuduğum haberde bir vatandaşın, Telekom’un sabit ücretlerinden canının yanması üzerine Tüketici Hakem Heyetine başvurduğu ve haklı bulunduğu yazıyordu. Ve bence bu haksız kazançların bundan sonra Telekomun cebine gitmemesi için oldukça güzel ve bir o kadar da örnek bir girişimdi. Vel-hasıl kelam adam açtığı davayı kazanmış ve Telekom o vatandaştan bilmem kaç yıldır aldığı sabit ücret paralarını geri iade etmek zorunda kalmış.
Dün posta kutuma “Telekom’a başvuru dilekçe örneği” şeklinde bir mail geldi. Eğer sabit ücretlerden canınız yandıysa faydalı olabilecek bir dilekçe örneği. Bu arada hatırlatayım Tüketici Hakem Heyet’ine yapılan başvurular için cebinizden herhangi bir para çıkmıyor. Tüketici hakem heyeti dilekçe örneği için buradan..



















