Some Like It Hoth ile anladım ki Lost’un suyu çıktı!
Hayatımda bana oha dedirtecek dizilerin başında Lost ve Prison Break geliyordu. Ancak her iki dizi de son dönemde iyice zırvalamaya başladı. Bunun sonucunda da Prison Break’in bu sezon sonunda tamamen bitirilmesine karar verildi. Çünkü artık bizim yerli dizilerde yoğunlukla kullanılan “1 sezon daha uzatmak için olayların suyunu çıkarma” yöntemini uygulamaya başlamışlardı. Nerde o ilk sezondaki bize “wow” dedirten kaçış ve planlama sahneleri.. Diziyi hiç izlememiş birisi önce 1. sezonun ilk 5 bölümünü sonra da 4. sezonun ilk 5 bölümünü izleseydi, diyeceği tek şey “-aynı diziden mi bahsediyoruz” olurdu heralde..
Aynı durum ne yazık ki Lost için de kendini göstermeye başladı. Lost’u Lost yapan içinde barındırdığı gizem, esrarengiz olaylar ve yapımcıların “hiç bir sırrı açıklamama” stratejisidir. Mesela bir “kara duman“, bir “zaman olgusu” , “flashback mi flashforward mı bilemediğimiz durumlar… Maalesef bunların hepsi 5. sezon ile birlikte tarihe gömüldü. Artık karadumanın ne olduğunu biliyoruz, sadece nerden ve kim tarafından geldiğini/yönetildiğini bilmiyoruz. Artık ada içi / ada dışı olayları birbirine bağlayabiliyoruz çünkü “zamanda yolculuk” kavramının olduğunu açıkladı senaristler. Artık adadaki kutup ayılarının ne anlama geldiğini biliyoruz çünkü Dharmacılar adada enteresan ve tehlikeli deneylerle meşgullerdi.. Bu liste böyle uzayıp gider..
Son bir kaç bölümdür benimle birlikte bir çok kişi de senaristlerin diziyi nasıl bağlayacağını merak ediyor. Çünkü olaylar o kadar iç içe girdi ve o kadar sıradanlaştı ki önceden “dizinin sonunu bağlamaya çalışıpta bir türlü işin içinden çıkamayan izleyiciler” artık dizinin sonunu net bir şekilde tahmin edip teoriler üretmeye başladılar. Sonu belli olan şeyler de hak verirsiniz ki yeterince ilgi çekici ve heyecanlı olmuyor.
Ve.. 5. sezon 13. bölüm olan Some Like It Hoth birlikte ile Lost’un artık “ability” dizileri diye tabir ettiğim Heroes, The 4400 ve Supernatural‘ın da içinde bulunduğu kategoriye adım adım sürüklendiğini düşünmeye başladım. Bunun nedeni de son bölümde şahit olduğumuz Miles‘ın ölülerle konuşabilme yeteneği ve tıpkı Supernatural’daki Dean gibi adaya gelmeden önce bir zamanlar bu işi meslek haline getirmiş olmasıdır. Daha önce Hurley‘in de ölülerle sohbet ettiğini görmüştük (bkz. Hurley’in ölü Charly ile sohbetleri) ancak Hurley’in bir kaç tahtasının eksik olduğunu bildiğimiz için buna pek itibar etmemiştik. Son bölümde Miles bu işi ciddi ciddi yaptığını gösterince artık anladık ki senaristler yavaş yavaş karakterlerin “doğa üstü yeteneklerini” ortaya çıkarmaya başlıyor.
Ancak bu ability meselesi benim gibi Lost fanatiklerinin hiç hoşuna gitmiyor. İnsanlar Lost’u sürekli bir Supernatural ile bir Heroes ile kıyaslayıp duruyor. Hatta şöyle diyenleri çok duymuşsunuzdur: “Abi Heroes diye bir dizi keşfettim Lost’a yüz çeker”.. Bilenler bilir Heroes’un atası da The 4400‘dür. Ancak Lost ile kıyasladığımızda bu dizilerin koştukları kulvarlar o kadar farklı ki.. Bu güne kadar Lost’un senaryosunun yakınından dahi geçebilen bir dizi olmadı piyasada. Bence yapımcılar da dizinin bu tekelliğinin niğmetlerinden sonuna kadar yararlanmalılar ve artık saçmalamayı kesmeliler. Durum bende öyle vahim bir hal aldı ki eskiden Çarşamba günlerini iple çekerken şimdiler de Lost’un verdiği 2 haftalık aralar bile canımı yakmıyor.
Yani lafın kısası “ability kokan hareketler” istemiyoruz Lost’da!
Lost’da Türk oyuncu fiyaskosu!
Bir kaç gündür Lost dizisinde bir Türk’ün oynayacağı haberi dilden dile dolaşıyor. Açıkcası ben de bu haberi arkadaşlarımdan duydum ve daha sonra araştırdım. Gördük ki kazın ayağı öyle değilmiş.
Lost’da oynayacağı söylenen Deniz Efe Açıkgöz, IMDB deki blogunda kişisel günlükler tutan bir çocukmuş. Bu blogda genelde hayallerinden bahsediyormuş ancak IMDB yöneticileri bu girdileri genellikle onaylamıyormuş. Sonra geçtiğimiz günlerde Efe, blogunda Lost dizisinde oynayacağını, daha önce de Amerikada yayınlanan “What I like about you” adlı dizide oynadığını yazmış. Bu girdiyi gören bir gazeteci de olayı çat diye haber yapmış ve olay bundan sonra kopmuş.
Ahanda Efe’nin IMDB profili.
Film ve dizilerin yazı tipleri
TypeNow bir çok popüler dizi ve filmin temalarını işleyen fontlar yayınlamış. 28 Days Later, Alias ve Lost‘un yazı tipleri birebir aynı olmuş neredeyse.
Yazının devamı
George Lucas ve JJ Abrams karşı karşıya
Indiana Jones ve Star Wars gibi ünlü yapıtlarıyla tanınan George Lucas ve Lost’un kafayı sıyırmış -ciddiyim- yaratıcısı JJ Abrams Photoshop kurbanı olmuşlar. LucasFilm’in hazırladığı Star Wars serilerinden akıllarda en çok kalan nedir? Tabi ki ışın kılıcı (: Abrams’ın da eline bir tabanca verdik mi olay tamamdır.
George Lucas profesyonel araba yarışçısı olmayı düşlerken liseyi bitirdikten hemen sonra geçirdiği trafik kazası nedeniyle bundan vazgeçti ve hayatı değişti.
Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde sinema okumaya karar veren Lucas, bu dönemde çektiği kısa filmlerden biri olan THX-1138: 4EB (Electronic Labyinth) ile Amerikan Ulusal Öğrenci Filmleri Festivalinde büyük ödülü kazandı. Bunun sonucunda da Warner Brothers yapım şirketinde staja başladı.
Burada Francis Ford Coppola’nın yönettiği “Finian’ın Gökkuşağı – Finian’s Rainbow” ‘un (1968) çekimlerine katıldı. Coppola ile arkadaşlıkları da böylece başladı. Birlikte 1969 yılında American Zoetrope adıyla bir şirket kurdular. Yaptıkları ilk iş de THX-1138: 4EB’nin uzun metrajlı versiyonu oldu. Warner Brothers’ın finanse ettiği film gişede başarı getirmedi.
Coppola, “Baba – The Godfather (1972)” filmi için çalışmaya başlayınca George Lucas kendi şirketi olan Lucasfilm Ltd.’i kurdu. [Wikipedia]
Lost – The Shape of Things to Come yarın yayınlanıyor
Her bölümde bilinmeyenlere bir yenisini eklerken aynı zamanda her yeni bölümde hiç bir gizemi açıklamayarak merak uyandıran ve bir fenomen haline dönüşen Lost, yarın (24.04.2008) itibariyle 1 aylık aradan sonra 4. Sezon 9. bölüm olan The Shape of Things to Come bölümüyle ekranlara geri dönüyor. The Shape Of thigs to Come için yayınlanan promo ve resimler bizi yarına kadar idare edecektir. Spoiler vermek istemiyorum çünkü hem heyecanı kaçar hem de spoilerları ben de okumadım
Cloverfield Alternatif Son
Oldum olası bu alternatif sonlara hep takmışımdır. Mesela Butterfly Effect filminin alternatif sonunu uzun süre aramıştım. Evan bu alternatif sonda, ana rahmine geri dönüyor ve kendini orada öldürüyor. Böylelikle zincirleme felaketler daha başlamadan sona eriyor. Daha sonra birileri sağolsun bu alternatif sonu Youtube’a yüklemişler. Emre’nin yazdığı I am Legend inceleme yazısında konu açılınca, Renkliblog un sahibi arkadaşım Mastermax, Butterfly Effect’in alternatif sonlarının linkini gönderdi. Gerçi o sıralar Youtube bilmem kaçıncı uykusundaydı (!) ama Ktunnel&Vtunnel sağolsun, izledik, merakımızı giderdik.
Son dönemde adından çokca bahsettiren, Lost yapımcısı J.J Abrams imzalı Cloverfield‘ın da bir, hatta bir kaç alternatif sonu varmış. Arabolge‘nin bildirisi sayesinde bir alternatif sonu daha aradan çıkardık. Bu arada I am Legend‘ın da alternatif sonu var. Benim gibi alternatif son hastalarına duyurulur.
Bir an başka boyuta geçtim?
Bugün akşam saatlerinde kız arkadaşımı Kızılay/Bakanlık civarından otobüse bindirdim ve arabayla çıkmadığım için -park edecek yer mi var nereye çıkıyosun!- metro YKM çıkış ters istikametindeki ışıklarda, Ziya Gökalp Caddesine doğru ilerlemek üzere yeşilin yanmasını beklemeye başladım. Son 10 saniye kalmıştı en son, yavaş yavaş arkamdaki kalabalık grup ile birlikte karşıya geçmek için hazırlanıyordum. Arabalar durdu yeşil ışık yandı ve 25 den geriye -galiba 25 ti tam hatırlamıyorum- saymaya başladı sayaç. Hızlı adımlarla karşıya geçtim ve Ziraat Bankası‘nın önüne geldim. Bu arada kafamda o günün iş yorgunluğu ve daha bilimum bir sürü ıvır zıvır ile birlikte Sago’nun Trakonya’sı dönüp duruyordu. Kendime geldiğimde Happy Hours‘un önündeydim. Ziraat Bankası ile Koleje inerken sağ tarafta bulunan Happy Hours’un arası nerden baksanız 300mt. filan. İşte ne olduysa bu arada oldu.
“Bu 300 metreyi nasıl geldim hatırlamıyorum!“
En son Ziraat Bankası‘nın önündeydim, artık nasıl bir daldıysam o 300mt lik yolu nasıl yürümüşüm hatırlamıyorum. Bir an için sanki Ziraat Bankası‘nın önünden Happy Hours‘un önüne ışınlandığımı hissettim. Ya da zihnim 5dk öncesi ve 5dk sonrası arasındaki 2 beden arasında bir yolculuğa çıktı. Nasıl anlatsam.. Sanırım Lost 4. sezon, The Constant adlı bölümdeki gibi bir şey yaşadım. The Constant bölümünü izleyenler bilir Daniel Faraday adlı çatlak herif zaman makinesi gibi bir şey icat ediyor ve bu aleti uyguladığı canlının zihnini zamanda yolculuğa çıkarıyor. Yani aslında 2 farklı zamanda 2 farklı “aynı beden” söz konusu. Zihin bu iki zaman arasında yolcuğula çıkıyor ve zihnin, gerçekte yaşadığı zamandaki bedenine geri dönebilmesi için 2 farklı zaman diliminde de tanıdık gelen bir nesne ya da bir insan bulmak zorundasınız. Yoksa beyin bir süre sonra hangi zamanın gerçek, hangi zamanın geçmiş ya da gelecek zaman olduğuna karar veremiyor ve kısa devre yapıyor. Bunun sonucu olarakta tahtalı köye uzun bir yolculukla ödüllendiriliyorsunuz.
“Desmond will be my constant“
misali acaba benim sabitim kimdi ya da neydi? Akşam akşam tırstım ciddi ciddi, hayırdır inşallah : )
TNT Yayın Akışı
Bir çok arkadaşım TNT’nin yayın akışına ulaşmak istediklerini iletiyor. TNT kanalı yayın akışını haftalık olarak planlayıp yayınlıyor. Lost ne oldu derseniz, ondan henüz haber yok. Daha önce Nisan’da yayınlanacağını bildirmiştim sizlere. Daha sonra TNT yetkililerine mail vs yollarla ulaşmayı bir çok kez denedim ancak henüz kullandıkları mail server tam anlamıyla çalışmıyor olsa gerek mesajlarımı iletebilmiş değilim. Gelişmeleri sizlere bildirmeye devam edeceğim : )
20.04.2008 Tarihli TNT Yayın Akışı
|
06:00
|
|
|
|
06:00
|
|
|
|
06:30
|
|
|
|
07:00
|
|
|
|
07:30
|
|
|
|
08:00
|
|
|
|
08:30
|
|
|
|
09:00
|
|
|
|
09:30
|
|
|
|
10:00
|
|
|
|
10:30
|
|
|
|
11:00
|
|
|
|
13:00
|
|
|
|
15:00
|
|
|
|
16:00
|
|
|
|
17:00
|
|
|
|
18:00
|
|
|
|
18:45
|
|
|
|
20:00
|
|
|
|
22:45
|
|
|
|
00:30
|
|
|
|
01:00
|
|
|
|
02:00
|
|
|
|
03:00
|
|
|
|
04:00
|
|
|
|
05:00
|
|
|
|
05:30
|
|
|
21.04.2008 Tarihli TNT Yayın Akışı
|
06:00
|
|
|
|
06:30
|
|
|
|
07:00
|
|
|
|
07:30
|
|
|
|
08:00
|
|
|
|
08:30
|
|
|
|
09:00
|
|
|
|
09:30
|
|
|
|
10:00
|
|
|
|
12:00
|
|
|
|
13:00
|
|
|
|
14:00
|
|
|
|
15:00
|
|
|
|
16:00
|
|
|
|
18:00
|
|
|
|
18:30
|
|
|
|
19:15
|
|
|
|
20:00
|
|
|
|
21:15
|
|
|
|
23:45
|
|
|
|
01:00
|
|
|
|
01:30
|
|
|
|
02:00
|
|
|
|
03:00
|
|
|
|
04:00
|
|
|
|
05:00
|
|
|
|
05:30
|
|
|
Dizi tutkunlarına müjde: TNT geliyor
Güncelleme: TNT bugün itibariyle yayına başladı. Detaylar.. (03.03.2008)
Son dönemde özellikle sinemalarda, filmden önce ve film aralarında TNT reklamlarını mutlaka görmüşsünüzdür. Hatta reklam filminde LOST, Heroes ve bir çok yeni yapımın fragmanları gösteriliyor ve “çok yakında” diyordu. TNT kanalı Amerika merkezli bir dizi ve sinema kanalı. Özellikle son dönem dizi ve film yapımlarına yer vermesiyle oldukça popüler TNT. Dün Dsmart’ta test yayınını gördüm TNT’nin ve kanal gelen haberlere göre bu ay içerisinde, Türkçe ve İngilizce olmak üzere 2 dil seçeneğiyle birlikte yayına başlayacak.
Özellikle, LOST’u Türkiye’de benim bildiğim bir tek Dijitürk DiziMAX kanalı şifreli olarak yayınlıyor. TNT’nin ise şifresiz yayın yapacağı söyleniyor. Karasal yayın frekansı boşa çıkan CNN Türk kanalı yerine, yine Doğan Grubu’na bağlı olacak olan TNT kanalı yerleşecek.
Lost ve Butterfly Effect benzerliği
Dün Lost 4×5(The Constant) ‘i izledim. Aslında kardeşimle birlikte izleyecektik ama -Lost felan bilmezdi aslında 3.sezona kadar, ben zehirledim- tavuk gibi erkenden yatınca tek başıma izledim. Desmond’un zamanda yolculuk yaptığını, daha doğrusu zihninin zamanda yolculuk yaptığını görünce, klasik Türk saşırma ifadelerinden birini yaptım tutamadım kendimi. -vayy …… diye devam ediyor, anladın sen onu-
Daha önce şurada Zamanda Yolculukla alakalı bir teori atılmıştı ortaya, 5. bölüm olan The Constant ile birlikte bu teori doğrulanmış oldu. Gerçi bu Lost’un yapımcılarının ne yapacağı belli olmaz, bir bakmışız ki aslında ada filan yok ortada, belli mi olur? Hatırlarsanız Eggtown (4×4), bizim çılgın fizikçimiz Faraday, adadan 40 mil açıkta bekleyen gemileriyle iletişime geçmiş ve gemiden bir roketi ateşlemesini istemişti. Neyse uzatmayım, kendi kronometresi ile, roketin içerisindeki kronometre aynı anda başlatılmıştı ve füze ona ulaştığında iki kronometre arasında 31dk lık bir fark vardı. Bizde bunu çözmeye uğraşıp duyduk geçen hafta boyunca. Bu hafta bazı sorulara yanıt bulabildik nihayet. Desmond’un zihni, adadaki bilinmeyen bir manyetik ortamdan dolayı, 2004 yılından 1996 yılına yolculuk yapabiliyor. Yine hatırlarsanız, 3. sezonda Desmond, geçmişe dönüp Charly’i sokakta gitar çalarken görmüştü ama geçmiş zaman olduğu için doğal olarak Charly onu tanımamıştı ama Desmond Charly’i hatırlamıştı. Tabi buraya da anlam verememiştik 3. sezonda.

Yapımcılar 4. sezonda beklenen bazı şeylerin cevabını alacağımızı söylemişlerdi. Her ne kadar yeni yeni sorularla kafamızı bulandırmaya devam etselerde artık bir şey kesinleşti. Bu adanın manyetik gücü her derde deva. Hatta zamanda yolculuk bile mümkün. Bunun bir ispatı da Sayid ve Desmond’un helikopter yolculuğunun yalnızca 20dk sürmesine karşın, gün batımında başlayan yolculuklarının, gün ortasında, hava günlük güneşlikken gemiye inmeleriyle tamamlanmasıydı. Belli ki şu meşhur paralel evren olayına el atmış yapımcılar. Baştan beri ortaya atılan bir teori daha vardı. Ya bu adadakiler, gerçekte bu adada değillerse? Ya bizim gördüğümüz bu ada aslında oradaki kişilerin geleceği ise ve aynı Desmond gibi bir kısır döngü içerisinde sıkışıp kaldılarsa?
Prison Break 3. Sezon Sona Erdi
Dün akşam Prison Break’in 3. sezon 13. bölümü yayınlandı. Bu bölüm aynı zamanda 3. sezonun son bölümü oldu. Aslında çok büyük beklentiler içerisinde izledim son bölümü ancak beklentilerimi karşılamadı desem yalan olmaz. Bir sürü cevaplanacak soru varken dizi öyle bir yerde bittiki, 4. Sezon gelecek mi gelmeyecek mi anlayamadık. Ve bu derece tempolu giden 3. sezona yakışmayan bir son oldu bence. Zaten, Sara’nın ölmesinden sonra sanki zoraki bir şekilde sezon tamamlanmaya çalışılıyor gibi gelmişti bana.
Wordpress Otomatik Tag Linkleme
Özellikle Seo için, yazdığınız içeriklerde eğer daha önce yazdığınız içeriklere link verirseniz Google sitenizi indexlerken bu linkler sayesinde avantaj kazanmış oluyorsunuz. Mesela bir gün önce “Lost” ile ilgili bir haber yazdığınız ve bugün yazdığınız yazıda dünkü yazınıza link veriyorsunuz. Ya da “Lost” etiketine link vermek istiyorsunuz. Wordpress’te bu linkleri tek tek el ile ayarlamak işkenceden başka birşey değil. Açık söyleyim bende bugüne kadar bu tarz linklemeleri el ile yapıyordum. Biraz php kodlarını araştırdım basit bir şekilde bu linkleme olayı çözülebilecek gibi görünüyordu ancak bunu bir eklenti ile halletmek daha güzel olacak diyerekten araştırmaya devam ettim. Ve sonunda Simple Tag adlı bir eklenti buldum. Bu eklentinin bir çok özelliği var ama beni ilgilendiren kısmı, yazdığım içeriğimde kullandığım etiketler eğer daha önceki içeriklerimde mevcut ise bu kelimeleri seçip otomatik olarak linklemesi idi. Ve bunu çok başarılı bir şekilde gerçekleştiriyor. Örnek bir resimle açıklamak gerekirse,
Lost: The Beginning Of The End İzlenimler
Ne kadar çok özlemişiz Lost’u, sonunda 8 aylık hasret bitti ve bende dün yazdığım gibi Lost’un 4. Sezon ilk bölümü izledim. Amerikalı senaristlerin grevinden dolayı zaten izledim birkaç diziyi de izleyemez olmuştum. (CSI, Heroes, Prison Break, 24) Lost ilaç gibi geldi.
Hatırlayan bilir, Lost 3. sezon oldukça heyecanlı bir yerde bitmişti, Jack ve arkadaşları radyo kulesinin tepesinde, tekneyi aramış ve kendilerini bulmaları için sinyali göndermişti. Daha sonra bir flashforward görükki ağzımız açık 3. sezonu bitirdik. Flashforward’da Jack intiharın eşiğine kadar geliyor ve son anda, kaza yapan bir aileyi görüyor, onlara yardım etmek için intihardan vaz geçiyordu. Bir bilinmeyen de, şu meşhur gazete parçasıydı. Daha önce adada olan birisi ölmüştü, Jack ve Kate buna üzülür haldeyken “Geri dönmemiz gerekiyor” diyip duruyorlardı. İşte o anda dedik ki “aaa bunlar adadan çıkmışlar” zaten o ana kadar flashback mi flashforward mı anlayamamıştık. Neyse 4. Sezon’un ilk bölümü The Beginning of The End, (Sonun Başlangıcı, Benjamin’nin 3. sezon son bölümde dilinden düşürmediği sözdü) esasında cevabını beklediğimiz ve yanıtlanmamış bir çok sorunun yanıtını alacağımızı umduğumuz bir bölüm olacaktı ancak Lost’un yapımcılarından böyle bir şey beklemek te baştan yanlış olurdu. Artık net bir şey biliyoruz ki, bir grup adalı, adadan çıkmış ve yapımcılar bu ada dışındaki hayata flashforward yapacaklar. (Bu da bilinen bir şeydi)
Bu bölümde, Jack, Hurley ve Kate’in adadan nasıl çıktıklarını göreceğimizi ummuştuk ama bunu göremedik. Hatta Kate’i ada dışında hiç göremedik. Bence, Jonh, şu Jacobs denen hayali karakterle karşılaştıktan sonra, hacılara hocalara karıştı. Kimseyi adadan göndermek istemiyor. Ada dışındaki bir görüntüde Hurley, Jack’e “keşke seni dinleyip John ile o tepeye gitmeseydim, yanlış yaptım” diyor. Acaba gelenler gerçekten kurtarma ekibi mi (Naomi’nin ekibi), yoksa adadakileri, bütün sırlarıyla birlikte yok etmeye mi geliyorlar bunu da öğrenemedik. Hurley’in kafa yeme sahneleri ise yüreğimi ağzıma getirdi, be mübarek korku filmi mi izliyoruz nedir bu? Charly’yi öldü biliyorduk ama ölmediğine kanaat getirdim ben.
Anlayacağınız, 4. sezon ilk bölüm oldukça gizemliydi. -her zamanki gibi- Hepimizi geçmesi zor görünen bir 8 hafta bekliyor.
Lost 4. sezon başladı. The Beginning Of The End
Geçen hafta geri sayımın başladığından bahsetmiştim ve nihayet Lost 4. sezon başladı, hasret bitti
Spoiler vermeyim zira yabancı kaynaklara çoktan bölüm özetleri düşmüş. Bende akşam izleyeceğim. Şimdilik fragmanı ile yetinebilirsiniz. Ama fanatiklere tavsiyem sakın izlemeyin fragmanı - bende izlemedim-
LOST 4. Sezon Haftaya Başlıyor
6 ay mı oldu 8 ay mı unuttum.. Her bölümün sonunda öyle bir yerde bitiriyorlar ki, hem o bölüm bittikten sonra etmedik küfür kalmıyor haftaya kadar nasıl bekleriz diye, hem de gelecek hafta öyle bir bölümle başlıyor ki “vay anasını” diye ağzımız açık kalarak izliyoruz Lost‘u. Ve özlem bitiyor nihayet.
Amerikan senaristlerin grevinden etkilenecek diye çok korktuğum bir kaç diziden birisi olan Lost -diğeri de Prison Break-, neyseki greve takılmadan, haftaya sevenleriyle buluşuyor.
4.sezonda neler olacağını trailer ve spoiler lardan az çok biliyoruz ama burada tekrar anlatıp heyecanı kaçırmak istemiyorum. Zira J.J. Abrams ve ekibi bu diziye çok emek harcıyorlar. En güzeli heyecanını kaçırmadan beklemek.
3.sezon bonus dvd’de Lost‘un 1 bölümünün anatomisi adlı bir video vardı. 1 Lost bölümünün nasıl yapıldığını görünce, insan gavur yapıyor abi demeden geçemiyor. Adamlar 1 bölümü tam 24 günde hazır ediyorlar düşünebiliyor musunuz?
Bizde de 10bin dolar bütçeyle, kıytırık ağalı, töreli, mafyalı diziler yapılmaya devam ede dursun. E Türk yapımcılar ne yapsın ki adamlar da haklı; “halk bu tarz dizileri seviyor”.
En son 24‘ün çakması Mahşer ATV’de başladı, ama o da geçen hafta mı ondan önceki hafta mı “Final Bölüm” dedi ve ortadan kayboldu 4. bölüm sonunda ne hikmetse..
Senaryoları’nı taktir ettiğim Osman Sınav‘dan yaratıcı birşeyler bekliyorum artık. Tamam Osman Sınav çok güzel işler çıkarıyor ve kendi gibi yaratıcı insanlar bu ülkede bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda ancak Kurtlar Vadisi tarzı diziler de artık kabak tadı vermeye başladı. Şahsen KV’yi izlemiyorum bile artık, bıkkınlık verdi. Dizi tutmayınca hoop Polat’ı ölüm döşeğine gönderdiler sırf reyting için ee ne oldu ölmedi.. Biraz Amerikalı’ları örnek almalıyız diye düşünüyorum yaratıcılık konusunda.
Neyse konuyu daha fazla dağıtmadan Lost 4.sezon için yayınlanan son fragmanla başbaşa bırakıyorum sizi








