Kenenin arkasında ilaç şirketleri var

Mayıs 23, 2008 tarihinde Hakan Yamanoğlu tarafından yazıldı

Son 2 yıldır bir kene hastalığı türedi ve sanki yeni birşeymiş gibi felaket çanları çalıyor. Türkiye’de 2007 yılı içerisinde yaklaşık 250-300 kene vakası yaşanmış ve bunların 35-40 tanesi ölümle sonuçlanmış. Kene esasında 100 yılı aşkın bir süredir yaşayan bir canlı türü. Ancak son 2 yılda adını sıkça duyar olduk. Zaten uzun süredir konuşulan bir konuya eski Sağlık Bakan’ı Osman Durmuş açıklık getirmiş: “Kene hastalığının arkasında ilaç firmaları var.”

Elbette bu kene illetine karşı gerekli önlemleri almamız gerekiyor ancak kene 100 yıldır zararsızca yaşıyormuş ve hayvanların kanını emiyormuşta neden birden hayvanları bırakıp insanlara atlamaya başlamış? Üstelik atladığı insanı ölüme kadar sürükleyebiliyor. Bazı kesimler, son 2 yıldır gündemden düşmeyen kene vakalarının nedeni olarak ilaç firmalarını gösteriyor. Hatta bir komplo teorisine göre, ilaç firmaları keneleri mutasyona uğratıp insanı ölüdürebilecek bir forma getirmişler. Her şey mümkün tabiki (:

 Kene Kaşığı - 1

Bu arada ecnebi dostlarımız bu kene vakalarına o kadar büyük önem gösteriyorlar ki, keneyi vucüttan çıkarabilmek için bir aparat bile geliştirmişler. Bu aparatın adı Kene Kaşığı. Hatta envayi çeşidi var. Bilindiği gibi, Kene vucuda yapışmıs ise keneyi vucuttan gelişi güzel ayırmaya çalışmak ya da üzerine alkol dökmek kişinin ölümüyle sonuçlanabiliyor. Çünkü Kene vucuda yapıştığı zaman, hortum ayakları sayesinde vucuttaki kanı çekmeye başlıyor. Eğer bu sırada keneyi vucuttan gelişi güzel çekmeye çalışırsanız, vucuttan çektiği bütün kanı, miğdesindeki ölümcül zehirle birlikte geri püskürtüyor. Aynı şekilde üzerine alkol dökerseniz, bu seferde kenenin miğdesi bulanıyor ve zehiri yara yerinin üzerine kusuyor. İşte bunların önüne geçebilmek için, keneyi vucuttan zararsız bir şekilde ayırmaya yarayan kene kaşığı aparatı üretilmiş ancak Türkiye’de var mı, olsa bile kaç kişi kullanır ya da kullanmayı becerebilir bilemiyorum?

Kene Kaşığı -2 

Sizce kene olayını fazla mı abartıyoruz yoksa birilerinin oyununa mı geliyoruz?