Virgin Telekom, Flash desteğini çekti
Steave Jobs’ın yeni teknolojik oyuncağı iPad’in Adobe Flash’ı desteklemeyeceğini açıklamasından sonra her yerde Flash’ın işi bitti dedikoduları duyulmaya başlanmıştı. Hatta Youtube bile kendini HTML5 için adapte etmeye devam ediyor.
Bu dedikoduların ardından ilginç bir gelişme daha yaşandı. Amerika’nın ünlü GSM operatörlerinden Virgin, iPhone kullanan abonelerinin, web sitelerini daha rahat gezebilmesi için, tamamı flash içerikleriyle dolu internet sitesini HTML5 altyapısıyla yeniledi. Virgin, web sitesinde tek bir Flash içeriği bırakmamış. Bunun tek nedeni, mobil platformlarının tamamına yakınının flash içerikleri desteklememesi. Mobilitenin önemli bir yer edindiği günümüzde, firmalar, web sitelerini mobil platformlar ile tam uyumlu hale getirmek için büyük çaba sarfediyor. Flash içerikleri ise bu uyumluluk için büyük bir engel durumunda.
Flash sizce kan kaybediyor mu?
Blogumu komple silersem Pagerank’im ne olur?
Potato Patch Recipes adlı blogun sahibi olan arkadaş güzel bir soru sormuş: “Blogumu komple silersem Pagerank’im ne olur?”
Blog yazma ve yönetme işine yeni başlayan arkadaşların faydalanabileceğini düşündüğüm için bu soru ve cevabını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Potato Patch Recipes: Blogumda yazdığım içeriklerin türünü komple değiştirmek istiyorum. Bunu yaparken de mevcut domainimi ve hosting firmamı değiştirmek istemiyorum. Sorum şu: Eğer bu blogumdaki tüm yazıları, kategorileri, kısacası herşeyi silseydim ve fakat domain adımı, blogumun ismini ve hosting fimamı korusaydım, Google Pagerank’imde herhangi bir düşüş yaşarmıydım?
Bu sorunun cevabını, pagerankinizi etkileyecek 3 önemli faktörü hatırlatarak verelim.
- Backlink sayınız
- Backlinklerinizin kalitesi
- Backlinklerinizin, ürettiğiniz içerikle olan alakası
Eğer blogunuzda bulunan tüm yazıları, kategorileri ve sayfaları siler, yepyeni bir konu üzerine sıfırdan blog yazmaya başlarsanız, evet pagerankinizde önemli kayıplar verirsiniz. Böyle bir durumda Google’ın daha önce indexlediği tüm backlinkleriniz halen Google indexinde bulunacak ancak tüm sayfaları ve yazıları sildiğiniz için artık bu linkler var olmayan sayfalara çıkacak. Doğal olarak Google bu sayfaları kontrol ettiğinde 404 hatasını görecek ki Google 404 hatasını işaret eden “kırık link” mevzusundan hiç ama hiç hoşlanmaz. Bunun neticesinde derhal pagerankinize müdahale eder.
Ayrıca içeriğinizin türünü de değiştireceğiniz için, daha önce ürettiğiniz içeriklerle alakalı olarak kazandığınız ve ana domaininizi işaret eden tüm backlinkler artık bambaşka bir konuda üretim yapan bir bloga çıkacak. Bildiğiniz gibi Google Pagerank’leri ölçerken backlinklerin birbirleriyle alakasına son derece önem verir. Mesela önceden politika üzerine bir blog yazdığınızı varsayalım. Aldığınız backlinkler de politikayla alakalı içerik üreten sitelerden olsun. Siz tüm içeriği silip yerine misal yeme-içme üzerine bir blog yazmaya başlarsanız aldığınız onca backlink, artık çöpten başka bir şey anlamına gelmeyecektir.
Bu nedenle, eski blogunuzun içeriğiyle alakalı olmayacak olan yeni içerikleriniz için yepyeni bir domain satın almanız yerinde olacaktır. Zaten organik trafik istiyorsanız (Google’dan gelen ziyaretçiler) mutlaka yeni bir domain almak ve sıfırdan bir yapı kurmak zorundasınız.
Makale: Dailyblogtips
Dünyanın en çok çalışan blog yazarları
Bizler Türk blog yazarları olarak günde ancak 1-2 saatimizi blogumuza ayırabiliyoruz. Bazen gündemi anı anına takip edebilsek de çoğu zaman gündemin gerisinde kalabiliyoruz. Bazen bakıyoruz ki yazdığımız yazı daha önce başka bir yerlerde yazılmış çizilmiş. Geç kalmışız.. Bunun nedeni ise blog yazarlığının, mevcut işlerimizin yanında bir hobi olması.
Ancak onların öyle bir şansı yok! Dünyaca ünlü ticari blogların yazarlarından bahsediyorum. Yazacakları konu hakkında “ilk yazan” onlar olmak zorunda. Gündemi takip etmeme gibi bir lüksleri yok. Herşeyi anı anına takip etmek ve okuyucu kitleleriyle paylaşmak zorundalar. Bu blogların okuyucu kitleleri bizimkiler gibi binlerle değil milyonlarla ifade ediliyor. Bu nedenle en iyi olmak durumundalar. Çünkü bu, onların işi..
RSSmeme‘ye göre dünyanın en çok çalışan blog yazarları: Yazının devamı
En çok yorum alan içeriğiniz [MiM]
Mim dalgaları blog küreye oldukça hareket getirdi son dönemde. Ne zamandır aklımda olan bir mim vardı. Onu da bu vesileyle başlatalım bakalım. Mimin konusu “En çok yorum alan içeriğiniz hangisi?”
Kurallar çok basit. Blogunuzu açtığınız günden bu yana en çok yorum alan yazınızı yazıp, mimi paslıyorsunuz. Ayrıca en çok yorum alan içeriğinizi -mimlenen ya da mimlenmeyenler farketmiyor- aşağıdaki formattaki gibi bu yazıya yorum olarak bırakıyorsunuz, ben de yayınlıyorum.
Blog Adı:
En çok yorum yapılan içerik başlığı ve linki:
Yorum sayısı:
Böylece basit bir komuoyu yoklaması da yapmış olacağız. Bakalım millet olarak nelere eğimliyiz, neler daha çok ilgimizi çekiyor ve yorum yazmayı pek sevmeyen Türk halkı en çok hangi içeriklere yorum yapıyor? Hep birlikte görelim.
Benim en çok yorum alan içeriğim 409 yorum ile:
Eurovision 2009 da “Hepsi” bir arada
Mim’i Domatessuyu, Bilgiservisim ve Bloggerdal ve Teakolik‘e paslıyorum. Hadi bakalım (:
Temiz Türk Blog Küresi [mim]
Bir mimi 1 ay sonra yanıtlayan var mıdır bilmiyorum ama geç olsun güç olmasın diyerek hemen konuya giriyorum. Fikirbozan yerinde bir konuya parmak basmış ve Temiz Türk Blog Küresi için neler yapılabileceği konusunda bir mim başlatmış. Daha sonra Web Öğrencisi de topu bana atmış.
1- Blog dünyamızda konu bakımından ne tür eksiklikler var. Örneğin bana göre haber yorum blog sayıları oldukça az, hatta yok.
Türkiye’de blog diyince akla ilk gelen, “Güzin abla öldüm ben, yandım ben, yok ondan bıktım yok şundan tırstım” tarzı bloglar. Üzülerek söylüyorum ki bu böyle. Açıkcası kendi adıma bu tarz “bunalım” blogları sevmediğimi belirtmek istiyorum. Ecnebi amcalarımız blog olayına çok çok farklı bir persfektiften baktıkları için daha şimdiden blog yazmayı bir sektör haline getirmeyi başardılar. Bence Türkiye’de eğitim konusunda içerik yazan blog sayısı çok az. Hepimiz blog yazıyoruz örneğin; “etkili içerik nasıl yazılabilir?, içerik yazarken nelere dikkat edilmelidir” tarzı bloglar açılsa bütün Türk blog yazarlarını etrafında toplayabilir. (bkz:Copyblogger)
2- Yazının kaynağını belirtme(me) huyumuz
Bu konuda yazmak ne kadar mantıklı bilemiyorum. Çünkü bunu daha önce defalarca tartıştık ancak bir çözüme ulaşamadık, ulaşamayacağız. Çünkü biz hazırı seven bir milletiz. Ordan burdan içerik çalıp yayınlayan bloglar, Türk Blog Küresini çöplüğe çevirdi. Hatırlarsanız daha bir kaç gün önce yazdığım yazımda bir blogun nasıl içeriklerimi arakladığını yazmıştım. Bizde şu zihniyet var: “Kaynak göstermeyim, ben yazdım sansınlar”. Yahu kardeşim ölürmüsün altına nerden alıntı yaptığını yazsan. Salak mı bu kadar millet, neyin orjinal neyin kopya olduğunu anlamayacak kadar? Dünyadaki örneklere bakın en büyük haber siteleri bile bir yerden alıntı yaptıklarını konunun altına link vererek belirtiyorlar. Biz bu zihniyetimizi değiştirmediğimiz sürece -ki değişeceğini sanmıyorum- bu böyle devam eder. “Eğitim Şart” diye boşuna dememiş Cem Yılmaz! -Geçen gün içeriğimi araklayan Electroblog, Fikirbozan’ın açtığı konuya “Blog olayını anlamaya başladım” yazmış 1 ay önce. Ama 2 gün önce gördüm ki halen alıntı ne demek anlayamamış!-
3- Popüler konular hakkında yazılar yazma huyumuz (dizi, film, msn, şarkı)
SEO yapacağım diye işin bokunu çıkaran bloglar bu kategoriye giriyor sanırım. Bazı blog yazarları Google’dan gelen ziyaretçilerin, onlar için herşey olduğunu sanıyorlar ancak yanılıyorlar. İçeriği yazmış olmak için yazarsanız o çok sevdiğiniz Google ziyaretçisi bir daha asla uğramaz blogunuza ey SEO ustasıyım diyen sevgili blog yazarları. Yeni bir dizi başladığında Google girip dizinin ismini aratın. Aynı gün içinde dizinin ismini içeren bir alan adı ya da blog açılmış oluyor. Dediğim gibi bu tarz blogların ömürleri çok kısa ama bu tarz blogları yollarından döndürmek de mümkün değil. Onlar sağ biz selamet!
4- Paylaşımcılık sıfır!
Türk blogları arasında sürekli takip ettiğim blog sayısı çok çok az. Bu takip ettiğim blogların sahipleriyle de az çok muhabbetim var. Hatta bazılarıyla sürekli fikir alışverişi yapıyoruz, yaptığımız işe sürekli yenilikler katıyoruz. Üzülerek söylüyorum ki bu irtbatta olduğum yazarların dışındaki bazı eski blog yazarları, eski olmalarının verdiği gaz ile diğer blog yazarlarından üstün sanıyorlar kendilerini ve herşeyi çok bildiklerini. Vazgeçin arkadaşlar bu işlerden! Biraz paylaşımcı olun, hani bilgi paylaşarak çoğalır dı? Bu mu sizin paylaşım anlayışınız?
5- Yorumsuz okuyucular
Bir blog yazarının yazdıklarına karşılık alacağı en büyük ödül sanırım yapılan yorumlardır. Ancak Türkler nedense yorum yazmayı pek sevmiyorlar. Okuyup geçiyorlar. Ya da abuk subuk değersiz yorumlar bırakıyorlar. Buna karşın Youtube’da bir kaç yüzbin izlenen videoların altına yazılan yorumların abukluğunu sanırım söylememe gerek yok.
Bu son maddeden sonra düşünüyorumda, Türkiye’de blogculuk nereye gider kestiremiyorum. Çünkü bizde, yüz yıllardır gelen oturmuş bazı şeyler var ve bunların değişmesi neredeyse imkansız. Türkiye’de blog yazan insanlar emeklerinin karşılıklarını gerçekten alamıyorlar. Bunun başlıca nedenleri ise kafa yapımız ve alt yapı imkanlarımız. Senelerdir değişmeyen bu iki kriter bu saatten sonra değişir mi bilen söylesin?
Eğer halen mimlenmedilerse paslarım: Ali Altuğ Koca, Henster, Ekubio, Alisko ve Hakkı Ceylan‘a.
Belirsizlik adamı yer!
Son 10 gündür blogumla çok fazla ilgilenemedim. Fark ettiğiniz üzere bazen günde 1 tane içerik ekleyebildim bazen 3 gün üst üste içerik eklemediğim oldu. Bunun nedeni iş-güç yoğunluğu değildi. Çünkü bir çok insan gibi ben de çok yoğun bir şekilde çalışıyorum ancak bu yoğunluk bloguma içerik eklememe bugüne kadar hiç bir engel teşkil etmediği gibi bundan sonrada etmeyecektir. Bu koyvermenin nedeni: “belirsizlikti”.
Bir konuda beklediğim bir şey vardı ve sonucu iki seçenekliydi. Bu süre zarfından bir belirsizlik yaşadım. Zaten sonucu belirsiz olan şeylerden hiç hoşlanmıyorum. Beklemek ise ayrı bir çile. Neyse ki bu belirsizlik dün ortadan kalktı ve ben de rahat bir nefes aldım. Resmen kuş gibi hafif hissediyorum kendimi
Meğerse 10 gündür beni dünyadan ayrı tutan şey bu belirsizlikmiş. Fazla mı abartıyorum bilmiyorum ama “belirsizlikler” içimi yiyor benim. Ya sizin?
Lifestream.fm ile en sosyal siz olun
Web 2.0 ile hayatımıza bir sosyallik kavramı girdi, aldı başını gitti. Eskiden Web 2.0 diyince herkesin aklına yaldızlı, gölgeli cartoon yazı tipleri ve renk paletinden fırlamış koca koca butonlardan başka bir şey gelmiyordu. Web 2.0 terimi hayatımıza girdikçe Web 2.0′ın “samimiyet ve paylaşmak” üzerine kurulu temasını daha net algılamaya başladık.
Facebook, Digg, Twitter, del.icio.us, last.fm gibi sosyal arkadaşlık ve imleme siteleri sayesinde artık insanlar yaşadıkları herşeyi diğer insanlarla paylaşmaya başladılar. Resimler, girdikleri internet siteleri, dünyanın neresinde ne yaptıkları, arkadaş çevreleri.. Hepsi paylaşıma açıldı.
Biz blogcular için de Web 2.0 uygulamaları kesinlikle vazgeçilmez unsurlar. Mesela ben blogumda Twitter’ın niğmetlerinden yaralanıyorum. Flickr, del.icio.us, Digg aktivitelerimi ve beğendiğim blogların rss içeriklerini Twitter badget’ı ile okurlarımla paylaşıyorum. Peki ayrı bir sayfa oluşturup tüm Web 2.0 aktivitelerimizi o sayfadan günlük olarak paylaşabilseydik?
İşte bu noktada imdadımıza Lifestream.fm yetişiyor. Burada kullandığım şu örneği inceleyebilirsiniz. Lifestream ile tek ve ayrı bir sayfada o günkü tüm Web 2.0 aktivitelerimi bu şekilde sizlerle paylaşabiliyorum. LifeStream ile 30′a yakın Web 2.0 servisini tek bir yerden yönetip, blogunuzda aktivitelerinizi ayrı bir sayfada paylaşabilirsiniz. Lifestream.fm’in desteklediği servisler şu şekilde:
- Amazon Wish List
- Atom/RSS Feed
- del.icio.us
- Digg
- Facebook Photos
- Facebook Status
- Flickr
- FoodFeed
- Furl
- Google Reader
- iLike
- LastFM
- ma.gnolia
- Meneame
- Mister Wong
- Netflix
- Odeo
- Picasa
- Pownce
- StumbleUpon
- Tumblr
- Twitxr
- Vimeo Likes
- Vimeo Uploads
- Xbox Live
- Youtube Favs
- Youtube Uploads
- Zooomr
Ayrıca kendi CSS şablonunuzu oluşturup istediğiniz şekilde Web 2.0 hayatınızı gözler önüne serebiliyorsunuz. Karşısında Jaiku gibi bir rakip olmasına rağmen yine de gözden kaçırılmaması gereken bir servis Lifestream. Üye olmak için şuraya bakabilirsiniz.
Youtube dan video kaldırtmak
Son 1 yılda Youtube kaç kez sansürlendi ? Ben sayamadım açıkcası ve yarın tekrar sansürlenmeyeceğinin hiç bir garantisi yok. Çünkü neden, ülkemizde işi bilmeyen bir çok kişi ve kurum var. Adamın biri gidiyor “Youtube’da sakıncalı video var hakim bey” diyor. Hakim de videoya bakıyor, hakikaten sakıncalı bir video var. Buraya kadar herşey normal ya sonrası? Mahkeme, TK(Telekomünikasyon Kurumu)’na ilgili siteyi engellemesi için talimat veriyor. Bu dakikadan itibaren site sansürü yedi ve Türkiye’den erişilemez duruma geldi. Peki o video Youtube’dan kaldırılıyor mu? Ya da o videoyu Youtube’dan kaldırtmak için mahkemece herhangi bir girişimde bulunuluyor mu? Hayır! Bütün dünya o görüntüleri izlemeye devam ediyor ne yazıkki..
Zaten ne geliyorsa başımıza bundan geliyor. O sakıncalı videoları gördüğümüzde Youtube’a sakıncalı içeriği rapor etsek, belki de koskoca video sitesinin engellenmesi diye bir şey söz konusu olmayacak -Yine de bu kısımdan emin değilim, çünkü bizim mahkemeler, erişimin engellenmesinin en sağlam çözüm olduğunu düşünüyorlar. Neyse..-
Youtube’da eğer sakıncalı bir içerik görürseniz bunu Youtube’a rapor etmek çok kolay. İlgili videonun altındaki flag butonuna basın. Bunu yapmadan önce Youtube hesabınıza login olun. Sırasıyla HATEFUL OR ABUSIVE CONTENT/PROMOTES HATRED OR VIOLENCE ‘a tıklayın. Açılan küçük pencerede, neden bu videonun kaldırılmasını istediğinizi belirtmeniz isteniyor. Buradan da ETHNIC ORIGIN seçeneğini listeden seçin. Eğer eklemek istediğiniz bir şeyler varsa alttaki text box a güzel dileklerinizi bir güzel döşeyin ve FLAG THIS VIDEO butonuna basın.

Bitti mi? Hayır.
Bir videonun Youtube tarafından kaldırılabilmesi için en az 30 kez bu şekilde şikayet edilmesi gerekiyor. Aslında çok büyük bir rakam değil. Özellikle, Ülkemizi rencide edecek bu tarz videoları, çevremizdeki arkadaşlarımızla bu yöntemi paylaşarak kaldırtabiliriz. Şu an yeni başlayan bir Facebook kullanıcısının bile networkünde en az 50 arkadaşı var. Yani bütün olay, duyarlı davranmaktan geçiyor.
Sizi dostlarıma eklemek istiyorum!
Şu blogu açtım açalı bir şeyin farkına vardım ki bunun adı dostluk. Tamam içimizden gelen herşeyi tüm çıplaklığıyla anlatmanın verdiği rahatlık hissinin de yeri bir başka ama en önemlisi dostluk sanırım. Teknoloji Herşeyim’i açtığımdan bu yana, öyle çok arkadaşım oldu ki bu blog sayesinde, asla düşünemezdim bir blogun böyle bir işe yarayacağını. Aynı işi yaptığımız insanlarla tanışıp onlarla fikir alışverişi yapmak, bilgiyi paylaşmak çok güzel. Buradan, tüm bu değerli insanlara paylaşımları ve dostlukları için teşekkür etmek istiyorum.
Bugünden itibaren, yeni yeni dostluklara adım atmak adına farklı bir uygulamaya
geçiyorum Teknoloji Herşeyim’de. Bu sayede hem aynı işi yapan insanlarla tanışma hem de karşılıklı fikir alışverişi yapma imkanı bulacağımı umuyorum. Sağ sutunda Dostlar başlığı altında bulunan bağlantılarıma, gezdiğim beğendiğim blogların linkini eklemeye çalışıyorum. Ama eminim ki daha keşfedecek çok mekan var blogosferde.
Bu nedenle, bağlantılar sayfasını bugünden itibaren ayrı bir sayfada gösterip farklı bir yeniliğe gidiyorum. Bundan sonra bağlantılarıma eklediğim blogları, her sayfa değişiminde ve rastgele olarak, sayfadaki ilk konunun üzerinde linkleyeceğim. İlk örneğini şu an görüyorsunuz. Zaman içerisinde daha farklı olarak da geliştirmeye çalışacağım bu sistemi. Eğer bir blogunuz var ve linkinizi yayınlamamı istiyorsanız bana bir şekilde ulaşmanız yeterli. En basiti bu konunun altına blogunuzun adresini yorum olarak bırakırsanız ben de sizi bağlantılarıma ekleyebilirim. Karşılığında ne mi istiyorum? Hiç bir şey! Burada amacım link değişimi yapmak değil, sadece yeni ufuklara yelken açmak, fikir sihirbazı insanlarla tanışmak, paylaşmak, paylaşmak..
Asla, blogunuzun linkini yayınlamam için size de benim linkimi yayınlama şartı koşmuyorum. Eğer Teknoloji Herşeyim’i beğendiyseniz eklersiniz sizin bilebileceğiniz bir şey : ) Sakıncalı içerik barındırılmadığı sürece, bana ulaşan tüm arkadaşlarımın linklerini ana sayfadan yayınlayacağım.
Bu yazıya yorum yazarak en hızlı şekilde bana ulaşabilirsiniz. İyi bloglamalar ; )
Yazarsınız, yazarsınız, birisi gelip Alt+F4 yapar
Oturmuşsunuz ofiste, işleriniz bitmiş neredeyse, pazarlama stratejileri üzerine çok güzel bir fikir gelmiş aklınıza ve başlamışsınız yazmaya harıl harıl. Konu konuyu açtıkça yazdıkça yazıyorsunuz. Tam taslağı bitirmişsiniz ve son rotüşler, imla hataları, verilecek linkler ve konacak resimler kalmış yalnızca. Bir telefon geliyor cebinize, telefonun ucundaki, bir müşteriniz. Birşeyler soruyor, sordukça soruyor. Baktınız ki konu uzayacak masanızdan kalkıp rahat bir yer aramaya koyuluyorsunuz. Telefondaki müşteriniz öyle sorular sormuş öyle yormuş ki sizi, bir an az önce yazdığınız Pazarlama Stratejileri konulu içeriğiniz bile aklınızdan çıkmış.
Telefon görüşmesi bitmek üzereyken masanıza doğru yaklaşmaya başlıyorsunuz. Masa menzilinize girmiş.Ve bir silüet masanızda. Çalışma arkadaşınız birşeylere bakıyor sizin bilgisayarınızda ve ekranda Wordpress Yeni Yazı Ekle sayfası açık. Öyle bir hamleyle Alt+f4 yapıyorki hayırrrrrrr…
Demeye kalmadan wordpress sayfası kapanıyor. Diyeceksinizki, “kardeşim wordpress otomatik kaydediyor yazılanları belli periyotlarla”. Etmedi işte kardeşim etmedi.. Yazının bir bölümünü kaydetse içim yanmayacak ama etmedi işte!
İşte o anda Amerikalı zencilerin deyimiyle kendinizi “Lanet olası bir pislik gibi” hissediyorsunuz. Ağzınızdan birşeyler çıkmak istiyor ama artık çok geç. Öylece kala kalıp, mesai bitsede eve gidip baştan başlasam diye debelenmeye başlıyorsunuz. Çalışma arkadaşınız ise ne yaptığınızdan habersiz “ayyy pardon” diyip sıyrılıyor işin içinden.
Şimdi siz söyleyin hangi birine yanayım?
Teknoloji Herşeyim 1. Ayını Geride Bıraktı

İlk içeriğim olan XFX Alpha Dog ED. Testler i yayınlamamın üzerinden tam 1 ay geçmiş. Bu 1 ayda 30 kategori ve 452 etiket altında, toplam 164 içerik yayınlanmış ve 74 yorum yapılmış. Yine bu 1 ayda, yaklaşık 60 kişi içerikleri RSS yoluyla takip etti, günlük e-mail bültenlerine abone oldu.
Ayrıca Teknoloji Herşey’im açıldığında arayüzü bugünkünden biraz farklıydı, daha sonra sizlerden gelen geri bildirimler ile temayı değiştirip bugünkü haline getirerek devam ettim. Umarım eskisinden daha rahat bir arayüz olmuştur.
Ziyaretçi trafiğine baktığımda ise, 1 ayda yaklaşık 10.000 tekil ziyaretçiye 21.000 sayfa gösterimi yapmışız. Bu ziyaretçilerin;
%9,67’si Doğrudan Trafik
%9,73′ü Yönlendirilen Sitelerden
%80.60′ı ise Arama Motorlarından
gelmiş. 1 ay gibi kısa bir sürede bu rakamlara ulaşabileceğimi, bu projeyi yapmaya karar verdiğimde hayal bile etmemiştim. İlginize çok teşekkür ederim dostlar. Bundan sonra da teknolojiye dair izlenimlerimi aynı tempoda sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. El ele vererek, ileride bir çok Türk internet kullanıcısının yararlanacağı büyük bir kaynak oluşturacağız inşallah. Eğer yayınlanmasını istediğiniz herhangi bir içerik ya da bir öneri olursa İletişim formundan bana ulaşmanızı rica ediyorum. Emin olun her önerinizi dikkatle inceliyorum. Sizlerin geri bildirimleri ile Teknoloji Herşeyim daha da ileriye gidecek buna inanıyorum.
Sizlerden ricam; eğer okuduğunuz içeriği beğeniyorsanız yorumlarınızı esirgemeyin. Sizin yorumlarınız sayesinde, o içeriğe ihtiyacı olan bir kullanıcıyı doğru şekilde yönlendirebiliriz ve bilgiyi daha büyük kitleler ile paylaşma yolunda önemli adımlar atabiliriz.
Gösterdiğiniz ilgiye tekrar çok teşekkür ederim.
Hakan Yamanoğlu





