Eda Süner yazmayı bıraktı
Her yazıma, okuyucularımla birşeyler paylaşmanın verdiği heyecanla başlıyorum ancak bu seferki öyle değil. Blog yazmaya başladığımdan bu yana hem yazılarını severek takip ettiğim hem de insanlığıyla ve kişiliklerilye blog dünyasına örnek olmuş bir iki arkadaşım oldu. Ve bu tanıdıklarım, ne yazık ki birer birer blog yazmayı bırakıyor/bırakmak üzere.
Edi ile; kız arkadaşıma almak istediğim bir çanta sayesinde tanışmıştık. Kendi kategorisinde Türkiye’de başka bir benzeri olmayan bir iş yapıyordu Edi, fakat dün itibariyle yazmayı bıraktı. Blog küreyi takip edenlerin bildiği üzere Edi son dönemlerde bazı konuların içerisinde buldu kendini. Yargıya intikal etmiş bir konu olduğu için yaşananlar hakkında yorum yapmak bize düşmez.
Not: Aşağıda Volkan Yılmaz‘ın yayınladığı tekzip üzerine bu yazıda bazı düzenlemelere gidilmiştir. Ancak düzenlemelerin nedeni, tekzipte belirtildiği gibi, bu blogun Volkan Yılmaz’ı karalamak amaçlı olarak bu yazıyı yazması değildir. Volkan Yılmaz’ın şahsı ve blogunun itibarının zedelenmesiyle Teknoloji Herşeyim’in hiç bir ilgisi olmamıştır. Zira Eda Süner olayıyla ilgili yazılan yazıda, ne Volkan Yılmaz’dan ne de Wolkanca adlı blogdan bahsedilmiştir. Yazı, bir blog yazarının yazmayı bırakmasını konu almaktan öteye gitmemiştir. Konuyla ilgili Volkan Yılmaz’a saldırı amaçlı yorumlar da o dönemlerde filitrelenerek yayınlanmamıştır. Bunun nedeni de, konusu geçen olayda haklı ya da haksız olan tarafların kesin ve net olarak belli olmamasıdır.
Bu tekzip, Volkan Yılmaz ile olan hukukumuzdan dolayı kendisinin ricası üzerine yayınlanmış, ilgili yazı ve yorumlar tekrar düzenlenmiştir.
Kamuoyunun bilgilerine duyurulur.
Zor bir başlangıç direkt konuya girmek istiyorum…
Blogumu Şubat 2007′de açmıştım. 2 Mayıs 2008′den beri de hiç yazı yazmadım. Sizler son yazımı 2 Mayıs 2008′de okudunuz. O günden beri internetle alakamı kesmeye ve de blogumu kapatmaya karar verdim.
Sizlere bu yazımı da kağıda yazdım eşimden rica ettim o sizlere blogum aracılığıyla aktarmama yardım etti.
Öncelikle blogumu takip eden tüm dostlara çok teşekkür ediyorum. Şu kısacık dönemde çok güzel anılarımız oldu ama bir o kadar da istenmeyen olaylar… Ve ben anladım ki, bu sanal ortam bana hiç mi hiç uygun değilmiş. Zaten bu olaylar bir nevi filtre vazifesi görerek süzgecin diğer kısmında gerçek dostları bırakarak hayatıma soktu.
Sizlerden iki önemli ricam olacak:
1- Mail adresime “geri dön”, “pes etme”, vs gibi mailler atmayınız. Çünkü bu bir pesediş değil, kendi ruh sağlığımı ve ailemi korumak için aldığım bir karardır. Bu ve benzeri maillere kesinlikle bir geri dönüşüm olmayacaktır, kimse alınmasın… Ama bunun dışında güncel ve hayat ile ilgili yazışmalarımız, gerçek dostlarımızla her zaman devam edecektir.
2- Ben her zaman diyordum ya, “sanallıktan öteye geçmek” diye, bunu bazı dostlarımızla hayata geçirdik, telefon ile görüşmeye bile başladık. Birinci maddede de değindiğim gibi aynı konuyu lütfen telefon veya SMS ile dile getirmeyiniz. Ben bu dönemi atlattıktan sonra yine görüşürüz…
Blog ödüllerinde bana destek veren ve siteyi birinci yapan herkese sonsuz teşekkürler. Ödüller açıklanmadan önce de sözünü verdiğim gibi ödülü çok sevdiğim bir üniversite öğrencisi blogcu kardeşime hediye ettim. Umarım işine yarar…
Şu kısacık dönemde sitede ve üzerimde emeği geçen herkese teşekkür ederim. Ayrıca istemeden de olsa kalbini kırdıklarım varsa hepsinden özür dilerim.
Hakkınızı helal edin…
Eda Suner
İtiraf ediyorum Recep İvedik kedi gibi bir insan
Bugün Eda Hanım’ın blogunu gezerken bir yazı gördüm. itiraf.com da yayınlanan, Recep İvedik ile ilgili bir itiraftı bu. Ben bunun üzerine her hangi bir yorum yazmayacağım çünkü kadınları anlamak gerçekten çok zor abi : ) Kocanız, Recep İvedik gibi, osuruğuyla bira şişesini deviren orman kaçkını bir adam olsaydı ben görürdüm sizi, bakalım böyle gülebiliyor muydunuz
Bu arada Eda Hanım da güzel bir yorum yazmış bu itirafa. Gerçi Eda, kadını haklı bulmuş ama oda haklı kendince
Okuyun tavsiye ederim.
yazan: blackcinn, Erkek, 37, Bursa
konu: Kadınları anlamak zor zenaat.
Hafta sonu karımla beraber Recep İvedik filmine gittik. Karım filmin başından sonuna kadar katıla katıla güldü Recep’in yaptığı kabalıklara. Güldüğü şeylere dikkat ettim, bende ayıpladığı, sinirine dokunduğu davranışlarımın benzerleri hatta abartılı hallerine gözlerinden yaşlar gelene kadar gülüyor, kendini tutamayıp bazılarını alkışlıyordu. Çıkışta ona sordum. “E madem bu kadar komik buluyorsun, aynısını ben yapınca niye bana kızıyorsun? Böyle şeyleri seviyorsan bana bayılman lazım.” dedim. Verdiği cevap; “İyi de o filmdi, bir saatte bitti. Sen gerçeksin, bir ömür bu gerçek keyif vermiyor.”






