The Mutant Chronicles [Fragman]
23. yüzyılda geçen hikayede, bir ordu ile bir dini grubun mutantlara karşı verdikleri mücadele anlatılıyor. Konusu ve frangmanı ile izlenebilecek güzel bir filme benziyor The Mutant Chronicles. Şu an filmin dvd si ABD’de piyasada. Ülkemizde ne zaman gösterime gireceğiyle ilgili ise IMDB dahil hiç bir yerde bilgi bulamadım. Büyük ihtimalle ülkemizde vizyona girmeyecek The Mutant Chronicles.
En son izlediğim filmler
Geçen hafta izlediğim ve en çok beğendiğim bir kaç filmin ismini vermek istiyorum. Yanlış anlaşılmasın bu bir film inceleme yazısı değil. Sadece tavsiye ediyorum
88 Minutes
21
Indiana Jones and the Kingdom of the Crystal Skull
Vantage Point
Street Kings
Sinemaya gidecekseniz ya da hafta sonu dvd keyfi yapayım diyorsanız bu 5 film kesinlikle kaçmaz. 5′i arasındaki favorim ise Al Pacino‘nun muhteşem performansı ile süslenen 88 Minutes.
Sweeney Todd Değerlendirme

2007 yapımı olan bu film oldukça başarılı olumuş ama filmi her izleyen beğenmeyebilir. Bu filmi beğenmeniz için, öncelikle filmin yönetmeni olan Tim Burton‘nın hayranı olmanız lazım, hatta bir kaç filmini izlemiş olmanız gerekir. Tim Burton’nun yönettiği filmlere şurdan bi bakın derim ben.
Filmde müzikal sahnelerin çok olması da belki herkes tarfından beğenilmesi sebeplerinden olabilir.Ama bu müzikal sahneler alıştığımız türde değil. Özellikle iki kişinin canladırdığı sahnelerde sölenen sözlerin, kişiler arasındaki geçişleri oldukça başarılı.
Film hakkındaki bir diğer yorumsa, Tim Burton’nun bu tarz filmlerinde görmeye alıştığımız, karanlık bir şehir teması hakkında. Bu filmdeki şehir, eski Londra. Şehrin ve filmin sahnelerinin bu denli karanlık olması, filmdeki kanlı sahnelerdeki vurguyu artırmakta, kan kırmızısı, göze alıştığımızdan farklı çarpmakta. Film vahşet içermekte ama yine Tim Burton farkıyla.. Saw ve Hostel‘deki gibi İzlerken içiniz kalkmıyor. Unutmadan belirteyim filmin göresel öğeleri yine Tim Burton imzalı Sleepy Hollow‘a (Başsız Süvari) oldukça benzemekte.
Tabi Tim Burton film yaparda başrolde Johnny Depp olmaz olur mu hiç. Johnny Depp yine başarılı bir oyunculuk örneği sergilemiş. Özellikle, filmin afişinde de görebileceğiniz cani berber makyajı oldukça iyi oturmuş.
IMDB puanı 8,0 olan filmin konusuna da değinelim biraz.
Londra’da karısı ve yeni doğmuş bebeği ile mutlu bir berber olan Benjamin Parker(Johnny Depp), karısını elde etmek isteyen şehrin hakimi tarafından, haksız yere şuçlanarak şehirden uzaklaştırılır. Ben, 15 yıl sonra kendisine bunu yapanlardan intikam almak ve karısı ile kızını bulmak için Londra’ya gelir. İsmi artık Sweeny Todd‘dur. Kendisine bunu yapanların yaşamaya hakkı olmadığını düşünür ama bu düşünce biraz daha rayından çıkarak “bu şehirdeki insanların yaşamaya hakkı olmamalıdır” şekline dönüşür ve berbere gelenleri birer birer öldürmeye başlar. Tabi öncelikli hedef hakimdir. Bereber dükkanın alt katındaki iğreç pastalar yapan kadın ise hem Mr.Todd’a aşıktır hem de öldürdüğü kişilerin cesetelerini farklı şekilde değerlendirmesine yardımcı olmaktadır. Cesetleri nası değerlendirdiklerini filmi izlediğinizde görseniz daha iyi olacak bence.
Tekrar hatırlatmakta yarar var herkesin beğenceği bir film değil ama bence aldığı puanı hak etmiş filmlerin arasında.
İyi seyirler herkese.
CD ve DVD’nin tarihçesi
Cd ve DVD’nin tarihçesi hakkında çok güzel bir mail aldım.Aynen yayınlıyorum.
Televizyonun mucidi aynı zamanda ilk video kaydedicinin de mucididir: 1826′da John Logie Baird gramafonla aynı ilkeyi kullanarak 25 cm. çapındaki balmumu bir diskin üzerine görüntü kaydedebilen bir aygıtın patentini aldı… Philips Electronics firması Philips Lazervision ile diskin üzerine görüntü kaydetme fikrini 46 yıl sonra yeniden icat etti; 1972′de tanıtımını yaptıkları bu aygıt ABD’de 1980′de, Avrupa’da 1982′de piyasaya sürüldü. Ayrıca Philips ile Sony firmalarının ortak olarak CD’yi piyasaya sürdükleri tarihtir. (1982)
Lazer okuyuculu videodisk ve CD, James T. Russell’ın icadı olan optik diskten türemiştir. Russell, vinil plakların pikap iğnesi yüzünden aşınıp yıpranmasından bıkmış ve 1965′te bilgiyi lazerle okunacak şekilde bir disk üzerine kaydetme fikrinin patentini almıştı. Philips firması, Russell’ın fikrini video görüntülerini kaydedecek şekilde genişletti ve 1969′da Klaas Compaan ve Piet Kramer, video uzunçalarını geliştirdi: 30 cm’lik video diskin ilk tanıtımı 1972′de yapıldı ve 1980′de Lazervision adıyla piyasaya sürüldü. Bu arada, 1975′te Philips’in ses üzerine sürdürülen AR-GE çalışmalarını yürüten mühendislerden Lou Ottens, sesi küçük bir optik disk üzerine kaydetmek için çalışmalar yapıyordu: Sony ile ortak geliştirme çalışmasından sonra, 1982′de yaygın olarak kullanılan 4,8 inçlik (12 cm) kompakt diskler piyasaya çıktı; bu buluş daha sonra da CD-ROM olarak bilgisayarlara uyarlandı.
Bir CD kopyalarsanız cezası 1.5$ milyon dolar
Bugün okuduğum bir habere göre, RIAA(Recording Industry Association of America), mevcut yasaların, korsan cd ve dvd lerin dağıtımının ve yarattığı milyonlarca dolarlık zararın önüne geçemediğine kadar vermiş. Öyle bir tasarı sunmuşlar ki dudak uçuklatacak cinsten; 1 korsan CD indirildiğinde bunun cezası 1.5$ milyon dolara kadar çıkacak. Özellikle sürekli download yapan ve tabir yerindeyse interneti sömüren kullanıcıların IP leri de çeşitli yöntemlerle izlenecek ve korsan içerik indirilip indirilmediği tespit edilecek. Amerika‘daki kullanıcıları oldukça tedirgin edeceğe benzeyen bu yasa ile birlikte korsan içerik dağıtımında bir azalma olacak mı ya da özellikle torrent ağlarının durumu ne olacak henüz belli değil. Şu an Amerikan yasalarına göre, bir müzik cd sinden korsan olarak sağlanan her parça için 9000$ ceza kesilmesi mümkün. 1.5$ milyon dolar ile kıyaslandığında, bu cezanın ne kadar ağır olacağı daha da net ortaya çıkmış oluyor. Ev kullanıcıları çok sıkı takip edilecek mi bilinmez ama özellikle p2p ve torrent ağlarının bu cezalardan başları fena halde ağrıyacağa benziyor. Gerçi hangi torrent ya da p2p ağı Amerikada konuşlandıki bu güne kadar? Yanlış hatırlamıyorsam, vakti zamanında Razorback‘in sunucuları, küçük bir adada konuşlandırılmıştı ve yasaların hükmedemediği -ve adını hala hatırlayamadığım- bu adada oldukça uzun süre yayın yapmıştı Razorback sunucuları.
Korsanla baş edebilmenin en etkili yöntemi, makul fiyatlarla eserleri satmak olsa da, yapımcılar yıllardır olduğu gibi şimdi de bu fikre pek sıcak bakmıyorlar. Ülkemizde bile, tarihin en ucuz fiyattan çıkış yapan oyunu Crysis, ilk haftasında yalnızca 3000 adet satmıştı, o da oyunun tamamı Türkçe dublajlı diye zaten. Dışarıda ise bu rakam 100.000 ler seviyesinde. Ve Crysis‘in çıkış fiyatı hatırlarsanız 49YTL idi. Bu bile ülkemiz koşullarında, bir bilgisayar oyunu için oldukça yüksek bir rakam. - ülkemizdeki GSMH yı göz önünde bulundurarak konuşuyorum-








