Blogosferin en etkileyici 50 kadını
Blog dünyası her geçen gün gelişmeye devam ediyor ve bir çok kesimin aksine bu gelişimde bayanların rolü çok yüksek. Bayanlar artık bloglar aleminde isimlerini fazlaca duyurmaya başladılar. Bu durum büyük otoritelerin de dikkatini yavaş yavaş çekmeye başladı ve bayan blog yazarları çeşitli aktivitelerle ön plana çıkmaya başladılar (bkz. En seksi blog yazarı kim?) North x East de dünyadaki en etkili 50 kadın blog yazarını seçmiş. Hatta çok iddialı bir laf da etmişler: North x East’e göre blog dünyasının hakimiyeti 20 li erkeklerden, söyleyecek sözü olan yaratıcı kadınlara çoktan geçmiş durumda.
1- Lisa Stone, Elisa Camahort Page and Jory Des Jardins, blog yazan kadınları örgütledikleri, toplantılar ve organizasyonlar düzenleyen, kadınları blog dünyasında başarılı olmaya yönlendiren BlogHer adlı siteleriyle bir numarada.
2- Ariana Huffington, 2006′nın en etkili politik blogu seçilen, Huffington Post‘la iki numarada.
3- Gina Trapani, teknoloji, software ve daha pek çok konuda ipuçları içeren ve hayatımızı kolaylaştıran Lifehacker‘la üç numarada.
4- Pamela Jones, open source ve free software’lerle ilgili yasal konuları işlediği Groklaw‘la 4 numara.
5- Michelle Malkin, muhafazakarları destekleyen politik bloguyla 5 numara.
6- Erin Kissane, web developper’ın kutsal kitabı olarak adlandırılan, A List Apart‘la 6 numara.
7- Heather Armstrong, işinden kovulduktan sonra, eski iş arkadaşlarıyla ilgili yazmaya başladığı, samimi, dürüst ve komik tarzıyla pek çok blogger’ı etkilemiş dooce adlı bloguyla 7 numara.
8 – Xeni Jardin, Boing Boing‘le 8 numarada. Ayrıca kendisi en seksi blog yazarları arasında da bulunuyor.
9- Ana Marie Cox, Washington D.C’nin politik dedikodularını yayınladığı blogu Wonkette‘le 9 numarada.
10- Lisa Sugar, 2006′dan beri her geçen gün geliştirdiği Sugar Publishing adlı blog imparatoriçeliğiyle on numarada. [via]
Dünyada durum böyle. Peki ya Türk Blog Camiasında durum nasıl? Türk kadın blog yazarları gerçekten Türkiye’de seslerini duyurabiliyorlar mı? Henüz Türkiye olarak bloglama konusunda emekleme aşamasında olduğumuzdan dolayı kadın blog yazarlarının sayısı oldukça az. Hal böyle olunca sesini duyurabilen kadın blog yazarlarının sayısı da iki elin parmaklarını geçmiyor. Türk kadın blog yazarlarından tanıdığım isimler şöyle:
- Tamkarışık
- Merush
- Meral Alabaz
- Goddess Artemis
- Klamorine (Ebru)
- Pandora
- Sessiz
- Eda Süner (Blogunu kapattı)
- Sihirli Kepçe
- Devletşah
Benim bildiğim isimler bu kadar. Eminim bu sayı çok daha yüksektir. Eğer adını unuttuğum ya da bu listede ben de olmalıyım diyen bayan blog yazarlarımız varsa bu yazıya yorum yaparak haber edebilirler. Belki de bu yazı Türk bayan blog yazarlarımızı tüm blog camiasına tanıtmak adına güzel bir başlangıç olabilir ne dersiniz?
Bloglar Kitabı?

Türk blog camiası yeni fikir ve projelere ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Ahmet Çağlar Saygılı tarafından Bloglar Kitabı adı altında bir proje başlatılmış. Projenin amacı, Türkiye’deki kaliteli blogların tanıtımlarından oluşan bir kitap hazırlayıp bu kitabı ücretsiz olarak dağıtmak. Projenin ana hatlarından biraz bahsetmek gerekirse; kitaba her blog tanıtımını yollayamıyor. Sadece proje sahibi tarafından değerlendirilen(!) bloglar bu kitapta yer alacaklar. Ancak bu seçimin ne tarz kriterler taşıdığı hakkında bir bilgi yok. Anladığım kadarıyla kriter olarak popülarite göz önüne alınacak. Kitabın içerisinde toplam 200 tane blog yer alacak ve şu anki istatistiklere göre kitapta yer almak için 20 tane blog sahibi başvuru yapmış görünüyor. Eğer bu sayı 200′e ulaşırsa, kitap o zaman basıma girecek ve yalnızca 3000 adet basılacak. Kitapta yer alabilmek için tüm kriterleri karşıladığınızı varsayarsak, bunun dışında 50 YTL de katılım bedeli ödemeniz gerekiyor. Bir başka konu da kitabın ücretsiz olarak dağıtılacak olması. Bu dağıtım kitap evleri ve internet aracılığı ile yapılacak.
Fikir kulağa hoş geliyor ancak projeyi biraz eleştirmek istiyorum. Öncelikle kaç tane insan bir kitap alıp da bunun içerisineki blogların tanıtımını okur ve okuduğu bilgiler ışığında o blogu ziyaret eder konusu tartışmaya açık. Üstelik kitabı okuyabilecek insan sayısı maksimum 3000 kişi! Örnek vermek gerekirse bir çok büyük bilgisayar dergisinin web sitesi tanıtımlarını içeren sayfaları var. Ancak kaçımız bu sayfaları okuyup da ziyaret gerçekleştiriyor? Öte yandan, gerçekten bir proje gerçekleştirilmek isteniyorsa bunun lansmanı çok iyi bir şekilde yapılmalı ve projeye uygun profesyonellikte tanıtım materyalleri hazırlanmalıdır. Aksi takdirde proje, insanlara karşı güven veren bir proje olmaktan çıkacaktır. Bloglar Kitabı’nın web sitesi ne yazık ki bir projeyi karşılayabilecek profesyonellikte hazırlanmamış.
Dediğim gibi fikir ilk başta kulağa hoş geliyor ancak proje sahiplerinin, blog yazarlarını bu proje hakkında daha net bilgilendirmeleri gerektiğini düşünüyorum. Blog yazarlarının bu proje hakkındaki fikirlerini ve düşüncelerini merak ediyorum?
En seksi blog yazarı kim?
Blog yazarlarının çoğunluğunu erkekler oluşturuyor ancak dünya üzerinde bir o kadar da bayan blogger bulunuyor. Valla fikir çok ilginç geldi bana: “Dünyanın en seksi blogcusu kim?“. Bu fikrin babası Playboy. Kendilerine bu soruyu sorduktan sonra dünya üzerinde, finans, eğlence, teknoloji, videoblog ve bilimum kategorilerde yazı yazan en popüler kadın blog yazarlarını araştırmışlar ve oylamaya sunmuşlar. Bunun Türkiye’de ki ayağını da biz başlatalım bence. Mesela en yakışıklı erkek blog yazarını seçebiliriz P:
Hadi bakalım, en seksi blog yazarı sizce kim?
Ps: Nişanlım buralarda olabilir, ben oy vermiyorum abi (yusuf yusuf.. )
Görsel Kaynağı: ojustme
Oy vermek için buraya uğrayabilirsiniz.
Blogunuzdan nefret edilmesi için 10 sebep
Orjinali şurada olan ve ziyaretçilerinizin sizden nefret etme nedeni olarak gösterilen 10 madde sıralanmış. Şöyle bir bakıldığında hakikaten, ziyaretçilerinizin blogunuzu beğenmemesi için geçerli olan tüm maddeler sıralanmış. Tabi daha eklemeler de yapılabilir. Mesela bir bloga girdiğimde benim en çok nefret ettiğim şey, sayfaların geç açılmasıdır. Buradaki diğer bütün maddeler tolere edilebilir ama sayfa açılma hızı asla tolere edilemez bana göre. Çünkü ziyaretçi sizin blogunuza, bir şey hakkında bilgi almak için gelmiştir ve çok fazla beklemek kimsenin hoşuna gitmez. Açıkcası böyle yavaş açılan bloglara rastladığımda, ilk intibada oluşan olumsuz izlenim nedeniyle bir daha o blogu ziyaret edesim gelmiyor. Tabi ki bu durum, belirli bir kitleye hitap etmeyi başarmış bloglar için geçerli değil. Çünkü orada kaliteli bilgi olduğunu bilirsiniz ve yavaş açılsa dahi o blogu ziyaret etmeye devam edersiniz. Eğer blogunuz yeniyse ve bir ziyaretçi kitlesine ulaşıp onu elinizde tutmak istiyorsanız, mutlaka düzgün bir hosting firması ile çalışın yoksa başınız benimki gibi belaya girer ve hem sinir harbi yaşarsınız hem de ziyaretçilerinizi üzersiniz. Tabiki blogunuzdan ziyaretçilerinizin nefret etmesi için daha 9 neden var. Bu yararlı önerileri dilimize kazandıran Bildirgeç‘den Gigabyte‘a teşekkür ediyor ve izniyle yayınladığı yazıya yer veriyorum. [via]
1. Popup pencereler: Popup (Açılır) pencereler bir çok site ve blog tarafından yaygın olarak kullanılmakta. Genelde reklam amaçlı veya sayfa izlenme sayısını artırma amaçlı kullanılıyor. derdiniz sadece hit veya sayfa izlenme sayısı değilse ve okunmaya değer bir içeriğiniz olduğuna inanıyorsanız açılır pencereler kullanmaktan şiddetle kaçının. Zira kullanıcıyı son derece rahatsız eden bu pencereler kimi zaman gülümseyen sevimli smileycikler olsa bile ziyaretçilerinizi kaçırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.
2. Yönlendirme: Ziyaretçileriniz hedef sayfaya ulaşmak için tıkladıkları bir linkte ikinci bir linkle karşılaştıklarında veya daha da kötüsü bambaşka bir sayfaya yönlendirildiklerinde kendilerini aldatılmış hissederler ve bir daha kapınızın yanından bile geçmezler. Ayrıca Google da bunu yapanlara pek iyi gözle bakmaz.
Sizi dostlarıma eklemek istiyorum!
Şu blogu açtım açalı bir şeyin farkına vardım ki bunun adı dostluk. Tamam içimizden gelen herşeyi tüm çıplaklığıyla anlatmanın verdiği rahatlık hissinin de yeri bir başka ama en önemlisi dostluk sanırım. Teknoloji Herşeyim’i açtığımdan bu yana, öyle çok arkadaşım oldu ki bu blog sayesinde, asla düşünemezdim bir blogun böyle bir işe yarayacağını. Aynı işi yaptığımız insanlarla tanışıp onlarla fikir alışverişi yapmak, bilgiyi paylaşmak çok güzel. Buradan, tüm bu değerli insanlara paylaşımları ve dostlukları için teşekkür etmek istiyorum.
Bugünden itibaren, yeni yeni dostluklara adım atmak adına farklı bir uygulamaya
geçiyorum Teknoloji Herşeyim’de. Bu sayede hem aynı işi yapan insanlarla tanışma hem de karşılıklı fikir alışverişi yapma imkanı bulacağımı umuyorum. Sağ sutunda Dostlar başlığı altında bulunan bağlantılarıma, gezdiğim beğendiğim blogların linkini eklemeye çalışıyorum. Ama eminim ki daha keşfedecek çok mekan var blogosferde.
Bu nedenle, bağlantılar sayfasını bugünden itibaren ayrı bir sayfada gösterip farklı bir yeniliğe gidiyorum. Bundan sonra bağlantılarıma eklediğim blogları, her sayfa değişiminde ve rastgele olarak, sayfadaki ilk konunun üzerinde linkleyeceğim. İlk örneğini şu an görüyorsunuz. Zaman içerisinde daha farklı olarak da geliştirmeye çalışacağım bu sistemi. Eğer bir blogunuz var ve linkinizi yayınlamamı istiyorsanız bana bir şekilde ulaşmanız yeterli. En basiti bu konunun altına blogunuzun adresini yorum olarak bırakırsanız ben de sizi bağlantılarıma ekleyebilirim. Karşılığında ne mi istiyorum? Hiç bir şey! Burada amacım link değişimi yapmak değil, sadece yeni ufuklara yelken açmak, fikir sihirbazı insanlarla tanışmak, paylaşmak, paylaşmak..
Asla, blogunuzun linkini yayınlamam için size de benim linkimi yayınlama şartı koşmuyorum. Eğer Teknoloji Herşeyim’i beğendiyseniz eklersiniz sizin bilebileceğiniz bir şey : ) Sakıncalı içerik barındırılmadığı sürece, bana ulaşan tüm arkadaşlarımın linklerini ana sayfadan yayınlayacağım.
Bu yazıya yorum yazarak en hızlı şekilde bana ulaşabilirsiniz. İyi bloglamalar ; )
Blograzzi den ayrılanlar kervanı hakkında bir iki kelam
Son günlerde, bir Blograzzi’den ayrılma sevdasıdır aldı başını gitti. Bende dayanamadım ve bu konu üzerine bir iki şey söylemek istiyorum. Benim aklımda kalan ilk Blograzzi’den ayrılan ise PARANTEZİCİHAYATLAR’dı sanırım. Neyse bir önemi yok. Bu arada son günlerde blograzziden ayrılanlar üzerine olsa gerek, nihayet bir açıklama yayınlanmış. Gözüme takıldı…
Teknoloji Herşeyim’i ilk açtığımda, bende Blograzzi’ye üye oldum ve blogumu yayınlamaya başladım. Sürekli güncellenen bir teknoloji sitesi olduğundan dolayı olsa gerek (neye göre sıralama yapılıyor inanın bilmiyorum) ilk günlerde, Blograzzi ana sayfadaki “En aktif bloglar” arasında göründü hatta en aktif bloglarda ilk sıraya bile çıktığı gün oldu. E tabi yeni açılmış bir blog için insan, “vay be ilk günden en tepelere çıktık” diye düşünüyor. Ama biraz etraflıca araştırınca aslında kazın ayağı başka..
Blograzzi forumlarını da defalarca dolaştım, neye göre hangi algoritmaya göre puanlama yapılıyor ve siteler üste çıkıyor ya da alta iniyor tam bir yanıt bulamadım. Arda Kutsal sağolsun kendince birşeyler açıklamaya çalışmış ama bu yeterli değil. Yani insan düşünüyor 1 gün önce siten 3000 küsürüncü sıradayken bir gün sonra nasıl oluyorda 1500 sıra birden yükselip 1500. sıralara çıkabiliyor. Neyse bunu da geçtim… Asıl meseleler daha da büyük.
Hani bir teorim vardıya, “blog ne kadar güncel olursa, RSS’den takipte olan Blograzzi bunu anlıyor ve blogu en aktiflerin arasında gösteriyor. Hayır efendim yok öyle birşey. Bir gün önce bakıyorum “en aktiflerde 2. sıradayım” ertesi gün -ki güncellemelere aynı tempoda devam etmeme rağmen- en aktiflerin arasından kaybolmuşum. Aldığım yorumlar verilen kıytırık puanlar ve favorilere ekleme meseleleri ise dün nasılsa bugünde öyle olmuş. Peki nası olmuşta bu blog en aktiflerde bir anda yok olmuş? Bunun da cevabı yok, çokta önemli değil zaten.
Birde günün blogu uygulaması var ki evlere şenlik.. Orda hergün bir günün blogu seçiliyor ama neye göre, kim, nasıl seçiyor bunlar devlet sırrı gibi saklanıyor. Bazen bir bakıyorsunuz, içerik olarak vasat, 2 gün önce açılmış blog günün blogu seçiliyor. Şahsen benim için günün blogu felan seçilmek çok bişey değil, eğer bu blogu birileri takip edecekse, zaten eder kardeşim mevzu bu değil. Olay “neye göre seçiliyor bu bloglar”??? Bu da muamma..
Ana sayfadaki ilk 20 ise maaşallah hiç değişmiyor nerdeyse. Aralarında gerçekten ilk 20 de olmayı hak eden arkadaşlarım da var. Bu insanlar gerçekten yerlerini hak eder derecede bir okuyucu kitlesine sahipler ve keyif veren içerikler üretiyorlar. Bunları katmayarak konuşuyorum..
Ama o ilk 20′de öyle isimler var ki blog bile değiller.. Misal, orada bir komünitenin ne işi var Allah aşkına. Burada kimse sanmasın ki Bildirgeç‘e gıcığım var ya da herhangi bir kuyruk acısı durumu söz konusu.. Asla.. Anlayamadığım bu ilk 20 neden hiç değişmiyor, blog bile olmayan o sitelerin orada ne işi var..
Bir diğer konu, Google, Alexa gibi sitelerin değerleri neden blograzzi de geç güncelleniyor yoksa ellemi güncelleniyor? Anlayabilmiş değilim.
Ha, bana Blograzzi’nin herhangi bir katkısı oldumu? Orada aldığım 3-5 yorum dışında ne doğru dürüst ziyaretçi getirdi, ne de tanıtıma bir katkısı oldu.
Yazdıkça yazası geliyor insanın Blograzzi’nin bitmek bilmeyen problemleri hakkında. Ama bende konuyu fazla uzatmak istemiyorum. Bir tepki olarak Blograzzi’den ayrılmayı düşünüyorum bende. Gerçi bu seferde kendini bilmez bazı densizler reklam için Blograzzi’den ayrılıyorsunuz gibi laflar edecekler ama hiç önemli değil.
Bu yazı asla kimseyi kötülemek için yazılmadı. Sadece Arda‘nın biraz öz eleştiri yapması gerekiyor. Blograzzi gibi bir markayı yarattıktan sonra böyle boşvermişlik, böyle vurdum duymazlık, böyle çifte standart olmamalı. Arda Kutsal’a nacizane tavsiyem, “Blograzzi marka olma yolunda ilerlerken, biraz silkelenip kendine gel ve üyelerinin sorularını cevapsız bırakma” şeklinde olacak…
Bu yazıyı benim cache blogumda daha önce yayınlamıştım ancak olaylar ayyuka çıkınca buraya taşıdım.
Yazarsınız, yazarsınız, birisi gelip Alt+F4 yapar
Oturmuşsunuz ofiste, işleriniz bitmiş neredeyse, pazarlama stratejileri üzerine çok güzel bir fikir gelmiş aklınıza ve başlamışsınız yazmaya harıl harıl. Konu konuyu açtıkça yazdıkça yazıyorsunuz. Tam taslağı bitirmişsiniz ve son rotüşler, imla hataları, verilecek linkler ve konacak resimler kalmış yalnızca. Bir telefon geliyor cebinize, telefonun ucundaki, bir müşteriniz. Birşeyler soruyor, sordukça soruyor. Baktınız ki konu uzayacak masanızdan kalkıp rahat bir yer aramaya koyuluyorsunuz. Telefondaki müşteriniz öyle sorular sormuş öyle yormuş ki sizi, bir an az önce yazdığınız Pazarlama Stratejileri konulu içeriğiniz bile aklınızdan çıkmış.
Telefon görüşmesi bitmek üzereyken masanıza doğru yaklaşmaya başlıyorsunuz. Masa menzilinize girmiş.Ve bir silüet masanızda. Çalışma arkadaşınız birşeylere bakıyor sizin bilgisayarınızda ve ekranda Wordpress Yeni Yazı Ekle sayfası açık. Öyle bir hamleyle Alt+f4 yapıyorki hayırrrrrrr…
Demeye kalmadan wordpress sayfası kapanıyor. Diyeceksinizki, “kardeşim wordpress otomatik kaydediyor yazılanları belli periyotlarla”. Etmedi işte kardeşim etmedi.. Yazının bir bölümünü kaydetse içim yanmayacak ama etmedi işte!
İşte o anda Amerikalı zencilerin deyimiyle kendinizi “Lanet olası bir pislik gibi” hissediyorsunuz. Ağzınızdan birşeyler çıkmak istiyor ama artık çok geç. Öylece kala kalıp, mesai bitsede eve gidip baştan başlasam diye debelenmeye başlıyorsunuz. Çalışma arkadaşınız ise ne yaptığınızdan habersiz “ayyy pardon” diyip sıyrılıyor işin içinden.
Şimdi siz söyleyin hangi birine yanayım?
Etkili blog yazmanın 15 kuralı
Web 2.0 ile hayatımıza artık daha samimi daha sıcak web siteleri/topluluklar girmeye başladı. Bir blogdan keyif alabilmek daha da önemlisi o bloga hergün girip okuyabilmek için, okuyucunun içeriği okurken kendinden birşeyler bulabilmesi gerekiyor. Blog yazarken klişe laflar kullanmaktansa kendi cümlelerinizle yazmak, okurlarınız ile empati kurmak, okuyucu kitleniz üzerinde çok önemli bir etki bırakıyor. Bunları yaptığınızda günden güne sadık ziyaretçilerinizin arttığını mutlaka fark edeceksiniz.
15 Fantabulous Tips to Better Writing adlı yazıda, blog yazarlarının okuyucularına keyif veren içerikler üretmesi için 15 kural yazılmış. Bu yazıyı da Bildirgeç’ten neoberg İyi Bir Yazar Olmak için 15 İpucu adlı yazısında Türkçe’ye çevirmiş. Kendisine bu güzel kaynağı dilimize çevirdiği için teşekkür ediyor ve her blog yazarının dikkate alması gereken bu önerileri mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum.
- interaktif olun:Konuşuyor gibi yazın.Yazınızın okuyucuyla sohbet eder gibi bir havası olsun.
- Sadece inandığınız/ilgilendiğiniz şeyler hakkında yazın:Sadece sizin ilgilendiren,dikkatinizi çeken konularda yazmaya özen gösterin.Yalnızca okuyucuyu çekmek amacıyla yazmayın.Unutmayın ki sizi ilgilendiren konularla ilgilenen başkaları mutlaka vardır ve ilgili olduğunuz konulardaki yazılarınız daha etkileyici olacaktır.
- Örnekler,küçük hikayeler ve alıntılar kullanın:Yazınızın ilgi çekiciliğini artırın.Küçük hikayeler ve alıntılarla bunu sağlayabilirsiniz.
- Yazınızı gerçeklere dayandırın:İstatistiklerden faydalanın.Yazmaya başlamadan önce bir miktar araştırma yapın.
- Listeler kullanın:İçeriğinizi derli toplu bir şekilde sunun.Okunabilirliği olabildiğince artırın ve okuyucuyu yormayın.Örneğin ;liste kullanmaya dikkat edin.
- Alışkanlıklarınız belirleyin:Belirli alışkanlıklarınız dahilinde yazın.Yazılarınız arasında bütünlük olmasına dikkat edin.
- Fikirlerinizi not edin:Fikirlerin ne zaman sizi bulacağı belli olmaz.Her zaman cebinizde bir not defteri bulundurun.Aklınıza gelenleri unutmadan not edin.
- Dilinize dikkat edin:Argo kullanmaktan kaçının.Fakat abartmamak kaydıyla konuşma dili kullanabilirsiniz.
- Zamanı kontrol edin:Bir yazıyı yazmak için kendinize hedef bir süre verin fakat acele etmekten kaçının.
- Okuyucularınız için yazın:Okuyucuların ne istediğini araştırın ve ona göre yazın.Örneğin anketler yapabilir okuyucu isteklerini ölçebilirsiniz.
- İyi bir yazar olduğunuza inanın:Değil misiniz?
- Okuyun:Okumak yazar ile karşılıklı kahve içmek gibidir.Okumaya vakit ayırın ve öğrenin.
- Paha biçin:Her yazınıza maddi bir değer verin.Her seferinde daha yüksek fiyatlı yazılar yazmaya çalışın.
- Yazmayı sürdürün:
- Yazın
- Daha fazla yazın
- Daha da fazla yazın
- Hep daha fazla yazın
- Yazmak istemediğinizde de yazın
- Birşeyler yaptığınızda yazın
- Birşeyler söylemek istediğinizde yazın
- Hiç bir şey yapmadığınızda da yazın.
- Her gün yazın
- Yazmayı sürdürün
15.Bana inanmayın:Yazarken kural yoktur yaratıcılığınızı kullanın.






