9. TBY Ankara Toplantısı
Ankaralı blog yazarları 21.03.2009′da saat 16.30′da tekrar buluşuyor efenim. Detaylar:
Buluşma Yeri: Dostlar Cafe
Yerin Adresi: Harita
Buluşma Tarihi: 21 Mart 2009
Buluşma Saati: 16.30
Vale Parking ve hammaliye işlemlerini Ömer hallediyor, kendisine 05053603627 nolu hattan ulaşabilirsiniz
Daha fazla detay için Beyn stüdyolarımıza bağlanıyoruz.
TBY Ankara Mail Grubu açıldı
Dünkü toplantıdan sonra, Ankara’lı blog yazarları olarak bir mail grubumuzun olmadığını farkettim ve birbirimizle daha rahat ve hızlı iletişim kurabilmemiz adına Google Groups üzerinden tby-ankara@googlegroups.com mail listesini oluşturdum. Gruba üyelik davetiye ve manuel ekleme yöntemiyle yapılabiliyor. Sadece Ankara’lı blog yazarlarına hitap ettiği için de kapalı devre bir grup özelliği taşıyor. Yani gruba üye olmayanlar tby-ankara@googlegroups.com adresine mail atamaz, atsalar bile üzülürler (: Bu nedenle bir şekilde ne yapın ne edin üyeliğinizi başlatın. Ben dün toplantıya gelen herkesi gruba manuel olarak ekledim / davetiye gönderdim. Ancak toplantıya gelmeyen ve Ankara’lı olarak bir çok blog yazarı var. Onların da bu mail grubundan haberdar olması için blogunuzda, Twitter’da, Friendfeed’de ya da aklınıza gelen her mekanda grubumuzun mail adresini bas bas bağırmanızı rica ediyorum.
Ayrıca bu yazının altına mail adreslerinizi eklerseniz, manuel olarak ekleme de yapabilirim.
Ankara’lı blog yazarları 8. kez buluştu
8. bulumayı da devirdik sonunda. Gerçi ilk 6 buluşmaya katılamamıştım ama olsun
Kızılay Cafe Bistro’da buluştuk ve bu kez katılımcı sayısı tam 29′du. Bu bir rekor! Umuyorum ki bu sayı her toplantıda daha da artmaya devam edecektir. Toplantı gündemi hakkında Barış detaylı bir yazı yazmış, incelemenizi tavsiye ederim.
Bu arada unutmadan, bir sonraki toplantı Mart 15′de ve Ankara’lı blog yazarları mangalda! (:
Temiz Türk Blog Küresi [mim]
Bir mimi 1 ay sonra yanıtlayan var mıdır bilmiyorum ama geç olsun güç olmasın diyerek hemen konuya giriyorum. Fikirbozan yerinde bir konuya parmak basmış ve Temiz Türk Blog Küresi için neler yapılabileceği konusunda bir mim başlatmış. Daha sonra Web Öğrencisi de topu bana atmış.
1- Blog dünyamızda konu bakımından ne tür eksiklikler var. Örneğin bana göre haber yorum blog sayıları oldukça az, hatta yok.
Türkiye’de blog diyince akla ilk gelen, “Güzin abla öldüm ben, yandım ben, yok ondan bıktım yok şundan tırstım” tarzı bloglar. Üzülerek söylüyorum ki bu böyle. Açıkcası kendi adıma bu tarz “bunalım” blogları sevmediğimi belirtmek istiyorum. Ecnebi amcalarımız blog olayına çok çok farklı bir persfektiften baktıkları için daha şimdiden blog yazmayı bir sektör haline getirmeyi başardılar. Bence Türkiye’de eğitim konusunda içerik yazan blog sayısı çok az. Hepimiz blog yazıyoruz örneğin; “etkili içerik nasıl yazılabilir?, içerik yazarken nelere dikkat edilmelidir” tarzı bloglar açılsa bütün Türk blog yazarlarını etrafında toplayabilir. (bkz:Copyblogger)
2- Yazının kaynağını belirtme(me) huyumuz
Bu konuda yazmak ne kadar mantıklı bilemiyorum. Çünkü bunu daha önce defalarca tartıştık ancak bir çözüme ulaşamadık, ulaşamayacağız. Çünkü biz hazırı seven bir milletiz. Ordan burdan içerik çalıp yayınlayan bloglar, Türk Blog Küresini çöplüğe çevirdi. Hatırlarsanız daha bir kaç gün önce yazdığım yazımda bir blogun nasıl içeriklerimi arakladığını yazmıştım. Bizde şu zihniyet var: “Kaynak göstermeyim, ben yazdım sansınlar”. Yahu kardeşim ölürmüsün altına nerden alıntı yaptığını yazsan. Salak mı bu kadar millet, neyin orjinal neyin kopya olduğunu anlamayacak kadar? Dünyadaki örneklere bakın en büyük haber siteleri bile bir yerden alıntı yaptıklarını konunun altına link vererek belirtiyorlar. Biz bu zihniyetimizi değiştirmediğimiz sürece -ki değişeceğini sanmıyorum- bu böyle devam eder. “Eğitim Şart” diye boşuna dememiş Cem Yılmaz! -Geçen gün içeriğimi araklayan Electroblog, Fikirbozan’ın açtığı konuya “Blog olayını anlamaya başladım” yazmış 1 ay önce. Ama 2 gün önce gördüm ki halen alıntı ne demek anlayamamış!-
3- Popüler konular hakkında yazılar yazma huyumuz (dizi, film, msn, şarkı)
SEO yapacağım diye işin bokunu çıkaran bloglar bu kategoriye giriyor sanırım. Bazı blog yazarları Google’dan gelen ziyaretçilerin, onlar için herşey olduğunu sanıyorlar ancak yanılıyorlar. İçeriği yazmış olmak için yazarsanız o çok sevdiğiniz Google ziyaretçisi bir daha asla uğramaz blogunuza ey SEO ustasıyım diyen sevgili blog yazarları. Yeni bir dizi başladığında Google girip dizinin ismini aratın. Aynı gün içinde dizinin ismini içeren bir alan adı ya da blog açılmış oluyor. Dediğim gibi bu tarz blogların ömürleri çok kısa ama bu tarz blogları yollarından döndürmek de mümkün değil. Onlar sağ biz selamet!
4- Paylaşımcılık sıfır!
Türk blogları arasında sürekli takip ettiğim blog sayısı çok çok az. Bu takip ettiğim blogların sahipleriyle de az çok muhabbetim var. Hatta bazılarıyla sürekli fikir alışverişi yapıyoruz, yaptığımız işe sürekli yenilikler katıyoruz. Üzülerek söylüyorum ki bu irtbatta olduğum yazarların dışındaki bazı eski blog yazarları, eski olmalarının verdiği gaz ile diğer blog yazarlarından üstün sanıyorlar kendilerini ve herşeyi çok bildiklerini. Vazgeçin arkadaşlar bu işlerden! Biraz paylaşımcı olun, hani bilgi paylaşarak çoğalır dı? Bu mu sizin paylaşım anlayışınız?
5- Yorumsuz okuyucular
Bir blog yazarının yazdıklarına karşılık alacağı en büyük ödül sanırım yapılan yorumlardır. Ancak Türkler nedense yorum yazmayı pek sevmiyorlar. Okuyup geçiyorlar. Ya da abuk subuk değersiz yorumlar bırakıyorlar. Buna karşın Youtube’da bir kaç yüzbin izlenen videoların altına yazılan yorumların abukluğunu sanırım söylememe gerek yok.
Bu son maddeden sonra düşünüyorumda, Türkiye’de blogculuk nereye gider kestiremiyorum. Çünkü bizde, yüz yıllardır gelen oturmuş bazı şeyler var ve bunların değişmesi neredeyse imkansız. Türkiye’de blog yazan insanlar emeklerinin karşılıklarını gerçekten alamıyorlar. Bunun başlıca nedenleri ise kafa yapımız ve alt yapı imkanlarımız. Senelerdir değişmeyen bu iki kriter bu saatten sonra değişir mi bilen söylesin?
Eğer halen mimlenmedilerse paslarım: Ali Altuğ Koca, Henster, Ekubio, Alisko ve Hakkı Ceylan‘a.
Kurumsal bir blog çalıntıcı olursa..
Bu konuyu internet aleminde daha önce kaç defa tartıştığımızı hatırlamıyorum. Ancak insanlardaki beleşçilik mantığı son bulmadığı sürece biz boşuna tartışıyoruz, boşuna çözümler üzerinde kafa yoruyoruz.# Blogculuk dünyada yeni bir meslek dalı olarak kendine yer bulmuş olsa da Türkiye’de henüz çok yeni bir kavram. Türkiye’deki blog yazarlarının bir çoğu bu işi bir hobi olarak ve maddi beklenti içine girmeden yapıyorlar. Blog yazarlarının bir çoğu çok genç arkadaşlarımız olduğu ve “alıntı yapmak ne demektir” bilmedikleri için zaman zaman her blog yazarının başına gelebileceği gibi benim de başıma çalıntılama olayları geliyor.
Bu içerik hırsızlığı konusunda bu güne kadar yasal yollara hiç başvurmadım; gençlik dedim, millet olarak kafa yapımız bu dedim, değişmez dedim.. Tabi ki içerik hırsızlarının cezalarını da bir şekilde verdim. Tahmin edeceğiniz gibi kendilerini Google’a rapor edip, çaldıkları içerikleri arama sonuçlarından çıkarttırdım. Sanırım bir web sitesi sahibine verilebilecek en büyük ceza budur.
Neyse, gençlik v.s diyip güldük geçtik içerik hırsızlarına ama geçen gün başıma öyle bir olay geldi ki pek gülünecek cinsten bir şey değildi. Electroblog adlı blog bir içeriğimi kelimesi kelimesine kopyalayıp kendi bloglarında yayınladı. Electroblog, bir şirket tarafından yönetilen kurumsal bir blog ama dışarıdan görünüşü bu şekilde. Kurumsal bir blog nasıl böyle bir yönteme başvurabilir, kendilerini nasıl riske atabilir aklım almıyor. Yazdığım içeriği kelimesi kelimesine kendi bloglarında yayınladıklarını gördüğümde yazıyı yayından kaldırmalarını istedim ve kaldırdılar. Ancak bu durum, bu olayı görmezlikten geleceğim anlamına gelmiyor. Çünkü o yazdığım içerik Google aramasında 1. sırada çıkarken, Electroblogun benden kopyaladığı kopya içerik 1. sıraya çıktı ve ben 2. sıraya indim. Yani madem çalıyorsunuz, bari kelimeler kendi kelimeleriniz olsun, bari bu kadar emek gösterin!
Yazının orjinali burada, çalıntı içeriğin ekran görüntüsü ise aşağıda.
Ayrıca yine yazdıkları bir kaç içerikte yayınladığım resimleri de kopyalayıp kendi bloglarına yapıştırmışlar. Kurumsal olduklarını iddia eden bir blog bile içerik hırsızlığına alet oluyorsa artık ne denebilir bilmiyorum. Volkan kardeşim geçenlerde blogundan içerik hırsızlığı yapan bir kişiye karşı yasal yollara başvuracağını bildirdiğinde, herkes biraz abarttığını düşündü ancak başka çözüm yok bence de. Varsa eğer, biz de bilelim?
Türk Blog Yazarları 2. Ankara Buluşması
Barış sağolsun yine elini taşın altına koydu ve Türk Blog Yazarları Ankara buluşmasının 2. sini organize ediyor. Geçen buluşmaya iş-güç nedeniyle katılamamıştım ancak bu kez kesin ordayım (: Bütün Ankara’lı blog yazarlarını bu toplantıya davet ediyoruz.
Yer: Cafe Bistro Bahçeli
Tarih: 14 Haziran 2008
Saat: 16:00
Kayıt için buradan.
Hatasız kul olmaz
Blog yazmak güzeldir keyiflidir, hatta bir şeyler üretip onu binlerce kişiye ulaştırmanın ve bu binlerce kişiden iyi yada kötü birer geri dönüş almanın verdiği tadı hiç bir şey vermez bence. Blog yazarken en sık karşılaşılan problemlerden bir tanesi de imla hatalarıdır. Sonuçta ufak bir imla hatası bile yazınızın okunma sayısını ve popülerleriği etkileyebilir. Malum, dünya nezdinde 3. sınıf dünya ülkesi gibi kabul gördüğümüzden dolayı kullanılan bir çok programda Türkçe imla yanlışlarını denetlemek için bir araç yok. Hatta bazı programlarda, bırakın imla düzeltgecini -bu kelimenin patenti bana ait : P -, Türkçe arayüz desteğini bile bulabildiğime seviniyorum bazen. Sonuçta bizler Türkçe blog yazan insanlarız, İngilizce blog yazanlar için bu bir problem değil çünkü en basitinden, Wordpress’in bile içine entegre edilmiş bir imla denetleyicisi bulunuyor. Ayrıca bu iş için yazılmış yüzlerce eklentiden bahsetmiyorum bile.
Bazen öyle anlar oluyorki, bir şeyden haberdar oluyorsunuz ve bunu hemen okurlarınızla paylaşmak istiyorsunuz. Artık o konu sizin için haber niteliği taşıyordur ve asla bekleyemez. Hemen yazıp yayınlamalısınız, yoksa rahat edemezsiniz. Artık buna blog yazma hastalığımı denir, paylaşım aşkı mı denir, ne denir bilmiyorum : ) Hal böyle olunca, yazdığınız yazıya şöyle bir göz gezdirip, yapılan cümle düşüklüğü ve imla hatalarını yakalama&düzeltme imkanınız ya çok kısıtlı oluyor ya da hiç olmuyor.
Bazı okurlarımdan, bazen yazıların içerisindeki imla hatalarını bildiren e-postalar geliyor. “Hocam bak şu şu yazında şurayı yanlış yazmışsın” şeklinde ve iyi niyetli geri bildirimler bunlar. Ancak bazen öyle dönüşler oluyor ki insan “Acaba beni makine mi sanıyor” diye düşünüyor ister istemez. Tabiki elimden geldiğince yazdığım yazılardaki imla hatalarına dikkat ediyorum ancak ne kadar dikkat etsekte yukarıdaki gibi durumlarda ister istemez imla hataları yapıyoruz, affola dostlar.

Hadi biz blog yazarları bu işi meslek olarak değilde, paylaşım aşkıyla yapıyoruz ama profesyonel olarak bu ve benzer işleri yapan insanlar da bazen bu hataları yapabiliyor. Bakın 17.03.2008 tarihli Hürriyet Gazetesi, ekonomi sayfasından bir haber size. Dimes ve Diren şaraplarının mimarı Vasfi Diren hakkında gerçekten ibret verici bir hayat hikayesi yayınlanmış. Yazının devamına ilerledikçe, alt satırlardan birinde, yazıyı yayınlayan editörün gözünden kaçan bir cümle düşüklüğüne rastladım. Çok önemli değil tabiki ama demek istediğim o ki, hepimiz insanız ve hata yapabiliriz.
Burada sözüm, içindeki 2 kelimesinden birisi küfür olan o yorumları yazan zat-ı muhteremlere. O yorumları ve yazarlarını burada yayınlayıp teşhir etmeyi ben de bilirim fakat onların seviyesine düşme gafletinde asla bulunmayacağım. Sadece karşısındaki insanı eleştirirken onun da bir insan olabileceği gerçeğini göz önüne alarak, kendilerine yakışır bir şekilde eleştiride bulunmalarını diliyorum.
Turk Blog Yazarları Ankara Buluşması
Hep İstanbul’da olacak değilya kardeşim, İstanbul’dakilere inat biz de Ankara’da toplanıyoruz : ) Şaka bir yana bu güzel fikri uygulamaya koyan sevgili Barış ve Mücahit’e teşekkür ediyorum. Hep İstanbul’da toplantılar oluyor biz de uzaktan bakıp yetinmek zorunda kalıyorduk. Bu organizasyon ile Ankara’lı blog yazarları için güzel bir paylaşım ortamı yaratılacağına ve devamının geleceğine inanıyorum. Eğer bir terslik çıkmazsa ben de 12.04.2008 günü Türk Blog Yazarları Ankara toplantısına katılıyor olacağım. Gerçi muhtemelen toplantının son 1 saatine yetişebileceğim ama 1 saat de olsa mutlaka geleceğim.
Daha detaylı bilgi için Barış’ın Beyn‘ine bakabilirsiniz
Organizasyona destek vermek için, bu haberi duyurabildiğimiz kadar Ankara’lı blog yazarına duyurmamız gerekiyor. Bu nedenle bloglarınızda Barış’ın organizasyon haberine yer vermeniz önem taşıyor dostlar.
Türk Blog Yazarları Ankara toplantısına katılacakların isimleri aşağıdaki gibi, tabi liste toplantı tarihine kadar sürekli güncellenecek. Barış bu arada bizim halaoğlu Boğaç’da gelsin toplantıya : )
Yer: Seyir Cafe
Tarih: 12.04.2008
Barış Ünver: http://beyn.org/
Mücahit Yılmaz: http://www.mucahityilmaz.com/
Hakan Demiray: http://www.dmry.net/
Erhan Yakut: http://www.yakuter.com/
Hamdi Yaman: http://www.h-yaman.com/
Ali Bahşişoğlu: http://www.alisko.org/
Adem Kurtipek: http://www.gencharitaci.net/
Kaan Şengül: http://gkaans.org/
Reşat Diker: http://weblog.resatdiker.com/,
Fatih Uçar: http://www.fatihucar.com/
Elvir Salmanov: http://www.elvirs.com/
Kaan Fakılı: http://www.kaanfakili.com.tr/
Burak Özdemir: http://www.henster.org/
Veysel Semiz: http://www.sanalduvar.com/
Cihan Tekin: http://parantezicihayatlar.com/blog/
Erkan Hirik: http://www.3rkan.com/
Çağrı Sümer:-Önce kendi sonra blogu gelecek : )-
İbrahim Çınar: http://www.selfaccess.org/







