Some Like It Hoth ile anladım ki Lost’un suyu çıktı!
Hayatımda bana oha dedirtecek dizilerin başında Lost ve Prison Break geliyordu. Ancak her iki dizi de son dönemde iyice zırvalamaya başladı. Bunun sonucunda da Prison Break’in bu sezon sonunda tamamen bitirilmesine karar verildi. Çünkü artık bizim yerli dizilerde yoğunlukla kullanılan “1 sezon daha uzatmak için olayların suyunu çıkarma” yöntemini uygulamaya başlamışlardı. Nerde o ilk sezondaki bize “wow” dedirten kaçış ve planlama sahneleri.. Diziyi hiç izlememiş birisi önce 1. sezonun ilk 5 bölümünü sonra da 4. sezonun ilk 5 bölümünü izleseydi, diyeceği tek şey “-aynı diziden mi bahsediyoruz” olurdu heralde..
Aynı durum ne yazık ki Lost için de kendini göstermeye başladı. Lost’u Lost yapan içinde barındırdığı gizem, esrarengiz olaylar ve yapımcıların “hiç bir sırrı açıklamama” stratejisidir. Mesela bir “kara duman“, bir “zaman olgusu” , “flashback mi flashforward mı bilemediğimiz durumlar… Maalesef bunların hepsi 5. sezon ile birlikte tarihe gömüldü. Artık karadumanın ne olduğunu biliyoruz, sadece nerden ve kim tarafından geldiğini/yönetildiğini bilmiyoruz. Artık ada içi / ada dışı olayları birbirine bağlayabiliyoruz çünkü “zamanda yolculuk” kavramının olduğunu açıkladı senaristler. Artık adadaki kutup ayılarının ne anlama geldiğini biliyoruz çünkü Dharmacılar adada enteresan ve tehlikeli deneylerle meşgullerdi.. Bu liste böyle uzayıp gider..
Son bir kaç bölümdür benimle birlikte bir çok kişi de senaristlerin diziyi nasıl bağlayacağını merak ediyor. Çünkü olaylar o kadar iç içe girdi ve o kadar sıradanlaştı ki önceden “dizinin sonunu bağlamaya çalışıpta bir türlü işin içinden çıkamayan izleyiciler” artık dizinin sonunu net bir şekilde tahmin edip teoriler üretmeye başladılar. Sonu belli olan şeyler de hak verirsiniz ki yeterince ilgi çekici ve heyecanlı olmuyor.
Ve.. 5. sezon 13. bölüm olan Some Like It Hoth birlikte ile Lost’un artık “ability” dizileri diye tabir ettiğim Heroes, The 4400 ve Supernatural‘ın da içinde bulunduğu kategoriye adım adım sürüklendiğini düşünmeye başladım. Bunun nedeni de son bölümde şahit olduğumuz Miles‘ın ölülerle konuşabilme yeteneği ve tıpkı Supernatural’daki Dean gibi adaya gelmeden önce bir zamanlar bu işi meslek haline getirmiş olmasıdır. Daha önce Hurley‘in de ölülerle sohbet ettiğini görmüştük (bkz. Hurley’in ölü Charly ile sohbetleri) ancak Hurley’in bir kaç tahtasının eksik olduğunu bildiğimiz için buna pek itibar etmemiştik. Son bölümde Miles bu işi ciddi ciddi yaptığını gösterince artık anladık ki senaristler yavaş yavaş karakterlerin “doğa üstü yeteneklerini” ortaya çıkarmaya başlıyor.
Ancak bu ability meselesi benim gibi Lost fanatiklerinin hiç hoşuna gitmiyor. İnsanlar Lost’u sürekli bir Supernatural ile bir Heroes ile kıyaslayıp duruyor. Hatta şöyle diyenleri çok duymuşsunuzdur: “Abi Heroes diye bir dizi keşfettim Lost’a yüz çeker”.. Bilenler bilir Heroes’un atası da The 4400‘dür. Ancak Lost ile kıyasladığımızda bu dizilerin koştukları kulvarlar o kadar farklı ki.. Bu güne kadar Lost’un senaryosunun yakınından dahi geçebilen bir dizi olmadı piyasada. Bence yapımcılar da dizinin bu tekelliğinin niğmetlerinden sonuna kadar yararlanmalılar ve artık saçmalamayı kesmeliler. Durum bende öyle vahim bir hal aldı ki eskiden Çarşamba günlerini iple çekerken şimdiler de Lost’un verdiği 2 haftalık aralar bile canımı yakmıyor.
Yani lafın kısası “ability kokan hareketler” istemiyoruz Lost’da!
Etiketler:flashback, kara duman, lost, Miles, Some Like It Hothability, The 4400, zamanda yolculuk
Şu an tam 892 kişi yazıları RSS ile takip ediyor. 





gidişatın tadını çıkaralım
olmuyor mu ? ara verip toplu tüketelim
hala keyif vermiyor mu ?
nasıl olsa dizi bittiğinde soruların cevaplarını öğrenirim deyip seyretmeyelim.
kaldı ki soru işaretlerinin yerini artık “yıl kaç” “geçmişte bi değişiklik yaparsam gelecekte olacaklar değişir mi” “kendi geçmişim mi eski bi dharma personelini mi candandırıyorum” “g.lucas a senaryoyu ulaştırsam tarih 2010~leri gösterdiğinde adadan dertten tasadan kurtulup eve döndüğümde starwars a bir bölüm yazmış biri olabilecekmiyim” sorusu almışken
evet lost’ta biraz saçmalayabilirler ama dizi sonuna yaklaşıyor artık kara duman ne, nerden geliyor, adanın amacı ne gibi şeyleri yavaştan öğrenmemiz gerekmez mi? yoksa hep böyle sır halindemi kalsınlar