İstatistikler: 695 içeriğe toplam 4,925 yorum yapılmış.

TwitterCounter for @hakanyamanoglu

Sihirbazlık numarası: 1 doları, 2 dolara çevirme
Temmuz 8, 2008 tarihinde Hakan Yamanoğlu tarafından yazıldı Permalink / Kalıcı Bağlantı

Hiç bir sihirbaz sırrını açıklamaz -bazı istisnalar hariç-, bu sayede de David Coperfield gibi adamlar koca F16′yı gözlerimizin önünde yok edince, adamı doğa üstü güçleri olan bir varlık filan sanarız. Kıyıda köşede ufak tefek sihirbazlık numaralarının sırlarını bulmakta mümkün tabi ki. Bakınız çocuk iki tane 1 doları nasılda bütünlüyor (: Videonun devamında bu numaranın sırrını da açıklıyor.



Rapidshare sınırsız, beklemeden dosya indirmek

Temmuz 8, 2008 tarihinde Hakan Yamanoğlu tarafından yazıldı Permalink / Kalıcı Bağlantı

Geçtiğimiz günlerde Rapidshare yeni bir yapıya geçerek captcha sistemini tamamen kaldırmıştı. Bu sayede artık Rapidshare‘den dosya indirirken herhangi bir kod girmeye gerek kalmıyor. Dosya indirmek için yaklaşık 45sn lik bir bekleme süresi var. Bu sürenin sonunda herhangi bir kod girmeden direkt dosya indirilebiliyor. Ayrıca 2 dosya indirme arasındaki bekleme süresi de kaldırıldı. Önceden bir dosya indirdikten sonra 2. ci dosya indirebilmek için belirli bir süre -dosya boyutuna bağlı olarak saatlerce sürebiliyordu- beklemek gerekiyordu. Artık bu sınırda yok.

Rapidshare bu engelleri kaldırdı ancak halen free kullanıcılar download programları ile Rapidshare’den dosya indiremiyor. Bu işi otomatiğe bağlamanın bir yolu var. Cryptload adlı program sayesinde indireceğiniz bütün Rapidshare linklerini programa yükleyip, sırasıyla indirmesini sağlayabiliyorsunuz. Böylelikle bilgisayarın başında oturup, her dosyadan sonra aynı işlemleri tekrar yapmak zorunda kalmıyorsunuz. Cryptload aslında uzun süredir piyasada olan bir program. Hatta Rapidshare‘in her yeni Captcha yöntemini aynı gün kırabilmesi ile de ünlüydü. Hatta ve hatta Rapidshare‘i canından bezdirip, sonunda Catptcha sistemini tamamen kaldırmasına da katkıları yok değildir (:

Programı buradan indirdikten sonra yapmanız gereken pek bir ayar yok. Rapidshare linklerinizi copy-paste yöntemiyle Cryptload’a yükledikten sonra, kendi kendine sırayla inmeye başlayacak.

Öpüşmek ömrü 5 yıl uzatıyor

Temmuz 8, 2008 tarihinde Hakan Yamanoğlu tarafından yazıldı Permalink / Kalıcı Bağlantı

6 Temmuz, Dünya Öpme Günü olarak kutlanıyormuş. Ne yalan söyleyim böyle bir günün varlığından haberdar değildim bugüne kadar. -Zaten her olayın bir günü var, öpmenin de olmuş çok mu?- ABD Los Angeles şehrindeki Cinsel Davranış Kurumu Uzmanlarının araştırmalarına göre bir insan, ömrü boyunca yaklaşık 100.000 öpücük dağıtıyormuş, bu da gün bazında tam 76 güne denk geliyormuş. :) Ayrıca 5 dakika öpüşmek 50 kalori yakılmasını sağlıyormuş.

Dünya Öpme Günü

Öpüşmenin faydaları bununla da bitmiyor:

1- Strese karşı iyidir. İnsulin ve adrenalin üretiminin artmasıyla, böbreküstü bezlerde adrenalinle birlikte stres hormonu kortisol azalır. Öpüşmeden sonra otomobil kullananlarda yapılan bir araştırma, sürücülerin daha az saldırgan tavır gösterdiğini gösterdi.
2- Kalp ritmini hızlandırarak, nabzı, normal bir idman temposu sayılan dakikada 110 vuruşa yükseltir.
3- Ciğerleri güçlendirir. Normalde dakikada 20 kez nefes alınırken öpüşme sırasında 60′a kadar çıkılır.
4- Yutkunmaya bire birdir. Öpüşmek yutkunma konusunda nefes tutmak gibi yöntemlerden daha etkilidir.
5- Kırışıkların düşmanıdır. 30 yüz kasını harekete geçirerek, cilde ve kırışıklıklara iyi gelir.
6- Zayıflatır: 2 dakika öpüşmeyle 15 kalori yakılır.
7- Aşı gibidir. Öpücük, bağışıklık sistemini uyarır ve antikor üretimini artırır. Öpüşmenin ruhu kanatlandırması da, bağışıklık sistemini güçlendiren ilave bir işlevdir.
8- Dişlere iyi gelir: Tükürük salgısı arttığından diş minesi güçlenir. Ayrıca sık öpüşenler ağız sağlıklarına daha çok özen gösterir. [via:Milliyet]

Efenim; öpelim, öpüşelim hatta olmadı 3 çocuk yapalım (:

Dünyanın en çok tıklanan resimleri

Temmuz 8, 2008 tarihinde Hakan Yamanoğlu tarafından yazıldı Permalink / Kalıcı Bağlantı

Türkiye’deki büyük haber sitelerini takip ediyorsanız hergün yayınladıkları haberlerin arasına mutlaka “En çok tıklanan resimler” konulu bir haber eklediklerini görmüşsünüzdür. Bazıları yıllardır piyasada dolaşan resimler olmasına karşın, bir çoğu gerçekten çok eğlenceli ve ilginç resimler oluyor. Ben de yabancı kaynaklardan ufak bir derleme yaptım. Şahsen bu resimlerin bir çoğunu daha önce görmedim.

1188 1180 1163 1162 1161 1158 1156 1149 1138 1139 1140 1141 1142 1144 1145 1147 1136 1135 1134 1133 1131 1128 1126 1125 portable pc 1121 1122 1123 1124

Reklamın böylesi

Temmuz 7, 2008 tarihinde Hakan Yamanoğlu tarafından yazıldı Permalink / Kalıcı Bağlantı

Şu “araç giydirme” denen reklam türlerini görmüşsünüzdür. Özellikle büyük şehirlerde, belediye otobüsleri komple bir firmanın reklamı ile kaplanıyor. Buna araç giydirme deniyor. Durakta bekleyen yüzlerce kişinin yanına koca bir Turkcell celocanı ya da sıcağın altında bekleyenlere yanaşan koca bir Mc Donalds reklamı kaplı otobüs, fazlaca etkili bir iletişim kuruyor tüketiciyle. Yabancı amcalar işe bu işi daha da abartıp acayip yaratıcı reklamlar çıkarmışlar ortaya.

1 2 3 4 5 6 7 8 9

Kaynak: Vatan

Temiz Türk Blog Küresi [mim]

Temmuz 7, 2008 tarihinde Hakan Yamanoğlu tarafından yazıldı Permalink / Kalıcı Bağlantı

Bir mimi 1 ay sonra yanıtlayan var mıdır bilmiyorum ama geç olsun güç olmasın diyerek hemen konuya giriyorum. Fikirbozan yerinde bir konuya parmak basmış ve Temiz Türk Blog Küresi için neler yapılabileceği konusunda bir mim başlatmış. Daha sonra Web Öğrencisi de topu bana atmış.

1- Blog dünyamızda konu bakımından ne tür eksiklikler var. Örneğin bana göre haber yorum blog sayıları oldukça az, hatta yok.

Türkiye’de blog diyince akla ilk gelen, “Güzin abla öldüm ben, yandım ben, yok ondan bıktım yok şundan tırstım” tarzı bloglar. Üzülerek söylüyorum ki bu böyle. Açıkcası kendi adıma bu tarz “bunalım” blogları sevmediğimi belirtmek istiyorum. Ecnebi amcalarımız blog olayına çok çok farklı bir persfektiften baktıkları için daha şimdiden blog yazmayı bir sektör haline getirmeyi başardılar. Bence Türkiye’de eğitim konusunda içerik yazan blog sayısı çok az. Hepimiz blog yazıyoruz örneğin; “etkili içerik nasıl yazılabilir?, içerik yazarken nelere dikkat edilmelidir” tarzı bloglar açılsa bütün Türk blog yazarlarını etrafında toplayabilir. (bkz:Copyblogger)

2- Yazının kaynağını belirtme(me) huyumuz

Bu konuda yazmak ne kadar mantıklı bilemiyorum. Çünkü bunu daha önce defalarca tartıştık ancak bir çözüme ulaşamadık, ulaşamayacağız. Çünkü biz hazırı seven bir milletiz. Ordan burdan içerik çalıp yayınlayan bloglar, Türk Blog Küresini çöplüğe çevirdi. Hatırlarsanız daha bir kaç gün önce yazdığım yazımda bir blogun nasıl içeriklerimi arakladığını yazmıştım. Bizde şu zihniyet var: “Kaynak göstermeyim, ben yazdım sansınlar”. Yahu kardeşim ölürmüsün altına nerden alıntı yaptığını yazsan. Salak mı bu kadar millet, neyin orjinal neyin kopya olduğunu anlamayacak kadar? Dünyadaki örneklere bakın en büyük haber siteleri bile bir yerden alıntı yaptıklarını konunun altına link vererek belirtiyorlar. Biz bu zihniyetimizi değiştirmediğimiz sürece -ki değişeceğini sanmıyorum- bu böyle devam eder. “Eğitim Şart” diye boşuna dememiş Cem Yılmaz! -Geçen gün içeriğimi araklayan Electroblog, Fikirbozan’ın açtığı konuya “Blog olayını anlamaya başladım” yazmış 1 ay önce. Ama 2 gün önce gördüm ki halen alıntı ne demek anlayamamış!-

3- Popüler konular hakkında yazılar yazma huyumuz (dizi, film, msn, şarkı)

SEO yapacağım diye işin bokunu çıkaran bloglar bu kategoriye giriyor sanırım. Bazı blog yazarları Google’dan gelen ziyaretçilerin, onlar için herşey olduğunu sanıyorlar ancak yanılıyorlar. İçeriği yazmış olmak için yazarsanız o çok sevdiğiniz Google ziyaretçisi bir daha asla uğramaz blogunuza ey SEO ustasıyım diyen sevgili blog yazarları. Yeni bir dizi başladığında Google girip dizinin ismini aratın. Aynı gün içinde dizinin ismini içeren bir alan adı ya da blog açılmış oluyor. Dediğim gibi bu tarz blogların ömürleri çok kısa ama bu tarz blogları yollarından döndürmek de mümkün değil. Onlar sağ biz selamet!

4- Paylaşımcılık sıfır!

Türk blogları arasında sürekli takip ettiğim blog sayısı çok çok az. Bu takip ettiğim blogların sahipleriyle de az çok muhabbetim var. Hatta bazılarıyla sürekli fikir alışverişi yapıyoruz, yaptığımız işe sürekli yenilikler katıyoruz. Üzülerek söylüyorum ki bu irtbatta olduğum yazarların dışındaki bazı eski blog yazarları, eski olmalarının verdiği gaz ile diğer blog yazarlarından üstün sanıyorlar kendilerini ve herşeyi çok bildiklerini. Vazgeçin arkadaşlar bu işlerden! Biraz paylaşımcı olun, hani bilgi paylaşarak çoğalır dı? Bu mu sizin paylaşım anlayışınız?

5- Yorumsuz okuyucular

Bir blog yazarının yazdıklarına karşılık alacağı en büyük ödül sanırım yapılan yorumlardır. Ancak Türkler nedense yorum yazmayı pek sevmiyorlar. Okuyup geçiyorlar. Ya da abuk subuk değersiz yorumlar bırakıyorlar. Buna karşın Youtube’da bir kaç yüzbin izlenen videoların altına yazılan yorumların abukluğunu sanırım söylememe gerek yok.

Bu son maddeden sonra düşünüyorumda, Türkiye’de blogculuk nereye gider kestiremiyorum. Çünkü bizde, yüz yıllardır gelen oturmuş bazı şeyler var ve bunların değişmesi neredeyse imkansız. Türkiye’de blog yazan insanlar emeklerinin karşılıklarını gerçekten alamıyorlar. Bunun başlıca nedenleri ise kafa yapımız ve alt yapı imkanlarımız. Senelerdir değişmeyen bu iki kriter bu saatten sonra değişir mi bilen söylesin?

Eğer halen mimlenmedilerse paslarım: Ali Altuğ Koca, Henster, Ekubio, Alisko ve Hakkı Ceylan‘a.

Dünyanın en ilginç otel odaları

Temmuz 7, 2008 tarihinde Hakan Yamanoğlu tarafından yazıldı Permalink / Kalıcı Bağlantı

Eğer işiniz gereği sürekli seyahat etmek zorundaysanız, sizi bekleyen en büyük problem kalacağınız otelin konforu olacaktır. Gerçekten bazen öyle otellerde konaklamak zorunda kalıyorsunuz ki gittiğiniz eğitim/toplantı burnunuzdan geliyor. Tabi ki şirketinizin karşıladığı ölçüde gidip güzel bir otelde de kalabilirsiniz ancak özellikle 1 haftadan daha uzun rezervasyon yapacaksanız hele de yaz dönemine veya çok uluslu bir organizasyonun yapılacağı zamanlara denk geldiyseniz otellerde yer bulmanız imkansız hale geliyor.

Aşağıdaki otel odaları ise sıradışı yaşamak isteyenlerin tercih edeceği cinsten.

24 23 25 0503 project fox 0503 project fox 19 18 16 15 14 13 12 11 10 9 8 7 6 5 4 3 2 1

Kaynak: İnternethaber

Başarısızlık abideleri..

Temmuz 7, 2008 tarihinde Hakan Yamanoğlu tarafından yazıldı Permalink / Kalıcı Bağlantı

Bu aralar her yerde bu FAIL denen muhabbet ile karşılaşıyorum. Bazı gruplar başarısızlıkları fotoğraflayıp bloglarına aktarıyorlar. Bazıları gerçekten görülmeye değer. İşte başarısızlık abidelerinden bir kaç eser (:

1 2 3 5 6 7 8 18 15 14 13 11 10 9 19 001 22 23 23 25 26 27

Kaynak: MMOABC

Erşan Kuneri

Temmuz 5, 2008 tarihinde Hakan Yamanoğlu tarafından yazıldı Permalink / Kalıcı Bağlantı

Bu ismi hatırladınız mı? G.O.R.A ‘daki “Benim adım Erşan Küneri, pornocumuyuz biz” repliğine hayat veren Erşan Kuneri karakterinden bahsediyorum :) G.O.R.A da Cem Yılmaz‘ın tiye almadığı karakter kalmamıştı zaten. Erşan Kuneri karakteri de ünlü oyuncu nam-ı diğer 007 James Bond, Sean Connery den türetilmiş. Cem Yılmaz da bu ismi alıp Erşan Kuneri yaptı ve 70 lerin erotik film yönetmeni karakterine bürüdü.

Ersan Kuneri

G.O.R.A Türk Sinema sektörü açısından yüksek sayılabilecek bir bütçeyle (yaklaşık 10 milyon dolar) ile çekilmiş ve hasılat rekorları kırmıştı. “Bir uzay filmi” sloganıyla çekilen G.O.R.A’dan sonra Cem Yılmaz bu günlerde çekimleri tamamlanmış olan ve “Yontma taş devrinde” geçecek A.R.O.G için çalışmalarına devam ediyor. Ancak A.R.O.G dan sonra bir bomba daha geliyor: Erşan Kuneri!

G.O.R.A daki erotik film yönetmeni Erşan Kuneri için de bir film çekecekmiş Cem Yılmaz. Böylelikle ilk defa erotik temalı bir filmde hem rol alacak hem de yönetecek. Anlaşılan o ki Cem Yılmaz G.O.R.A’dan çıkan malzemelerle daha çok ekmek yiyecek, bize de düşen karın ağrısı olacak (:

RecebinTavugu.com yayında
Temmuz 5, 2008 tarihinde Hakan Yamanoğlu tarafından yazıldı Permalink / Kalıcı Bağlantı

Son 2 haftadır heryerde Recebin Tavuğu hakkında teoriler üretiliyor. Gün geçtikçe reklamın arkası görünmeye başladı. Şimdi de Recebin Tavuğu kısa film havasına büründü. www.recebintavugu.com adresinden hem Turkcell’in tavuklu tarifelerini hem de Recebin Tavuğu‘nun yeni bölümlerini takip edebilirsiniz.

Rapidshare captchayı tamamen kaldırdı

Temmuz 5, 2008 tarihinde Hakan Yamanoğlu tarafından yazıldı Permalink / Kalıcı Bağlantı

Son 2-3 aydır sürekli bir yenilenme içerisine giren dünyanın en büyük dosya indirme sitesi Rapidshare kullanıcılara yenilikler sunmaya devam ediyor. Daha önce kedili köpekli bir captcha sistemiyle kullanıcılarına kabir azabı yaşatan firma daha sonra bu yöntemi kaldırıp geleneksel catpcha sistemine geçmişti. Şimdi ise Rapidshare captcha yöntemini tamamen kaldırdı. Artık free kullanıcılar herhangi bir kod girmeden direkt dosya indirmeye başlayabilecek. Ancak bazı kısıtlamalarda tahmin edileceği gibi beraberinde geldi.

Rapidshare

Öncelikle bekleme süresinde bir değişiklik yok, her dosyadan sonra belirli bir süre beklemek gerekiyor. Dosya indirme hızı free kullanıcılar için artık 50 kb/sn -kötü haber- Premium kullanıcılar için de bir güzellik var: 5 günlük toplam 50gb indirme kotası artık günlük 10gb! Ben de bir zamanlar premium kullanıcıydım ve 5 gün/25gb kota anında doluyordu, verdiğim paraya acıyorum şimdi.

Rapidshare kullanmayı bilmeyen yeni kullanıcılar için captcha sisteminin kalkması güzel oldu fakat beleş kullanmayı sevenler artık 50kb/sn ile kağnı hızında dosya indirmeye mahkumlar. [via]

Google mı? Turkcell mi?

Temmuz 4, 2008 tarihinde Hakan Yamanoğlu tarafından yazıldı Permalink / Kalıcı Bağlantı

Turkcell, teknolojik araştırma ve geliştirme çalışmalarını yürüteceği yeni merkezini Gebze’de açtı. Turkcell Teknoloji A.Ş, %100 Turkcell İştiraki olarak kuruldu. Yani Turkcell ne ise Turkcell Teknoloji de o. Turkcell bu yeni merkezinde AR-GE çalışmalarına ağırlık verip, beyin göçünün önüne geçmeyi hatta tersine beyin göçü yaratmayı hedefliyor. Yaklaşık 15 milyon dolar harcama ile 8000 metre kare alana kurulan Turkcell Teknoloji’de yaklaşık 500 kişi çalışıyor.

Turkcell Teknoloji Binası

Bu yeni kuruluşun en önemli özelliği ise, bünyesinde çalıştırdığı insanları 7/24 ağırlayabilecek bir kapasiteye sahip olması. Şöyle ki, içinde sauna, spor salonu, kuaför, kuru temizleme, çim kayağı, tırmanma duvarı, kütüphane, eğlence ve dinlenme alanları bulunuyor. Bu imkanları görünce akla ilk olarak Google’ın çalışanlarına sunduğu muhteşem imkanlar geliyor. Belki şu an Google’ın sağladığı imkanlar Turkcell’den çok çok ötede ancak bu bile Türkiye’de bir ilk. [via]

Güncelleme:

Teknosohbet.tv den Timur, Turkcell Teknoloji’nin yeni merkezine doğru bir yolculuğa çıkmış. Sizi videoyla başbaşa bırakıyorum (:

Kurumsal bir blog çalıntıcı olursa..

Temmuz 3, 2008 tarihinde Hakan Yamanoğlu tarafından yazıldı Permalink / Kalıcı Bağlantı

Bu konuyu internet aleminde daha önce kaç defa tartıştığımızı hatırlamıyorum. Ancak insanlardaki beleşçilik mantığı son bulmadığı sürece biz boşuna tartışıyoruz, boşuna çözümler üzerinde kafa yoruyoruz.# Blogculuk dünyada yeni bir meslek dalı olarak kendine yer bulmuş olsa da Türkiye’de henüz çok yeni bir kavram. Türkiye’deki blog yazarlarının bir çoğu bu işi bir hobi olarak ve maddi beklenti içine girmeden yapıyorlar. Blog yazarlarının bir çoğu çok genç arkadaşlarımız olduğu ve “alıntı yapmak ne demektir” bilmedikleri için zaman zaman her blog yazarının başına gelebileceği gibi benim de başıma çalıntılama olayları geliyor.

Bu içerik hırsızlığı konusunda bu güne kadar yasal yollara hiç başvurmadım; gençlik dedim, millet olarak kafa yapımız bu dedim, değişmez dedim.. Tabi ki içerik hırsızlarının cezalarını da bir şekilde verdim. Tahmin edeceğiniz gibi kendilerini Google’a rapor edip, çaldıkları içerikleri arama sonuçlarından çıkarttırdım. Sanırım bir web sitesi sahibine verilebilecek en büyük ceza budur.

Neyse, gençlik v.s diyip güldük geçtik içerik hırsızlarına ama geçen gün başıma öyle bir olay geldi ki pek gülünecek cinsten bir şey değildi. Electroblog adlı blog bir içeriğimi kelimesi kelimesine kopyalayıp kendi bloglarında yayınladı. Electroblog, bir şirket tarafından yönetilen kurumsal bir blog ama dışarıdan görünüşü bu şekilde. Kurumsal bir blog nasıl böyle bir yönteme başvurabilir, kendilerini nasıl riske atabilir aklım almıyor. Yazdığım içeriği kelimesi kelimesine kendi bloglarında yayınladıklarını gördüğümde yazıyı yayından kaldırmalarını istedim ve kaldırdılar. Ancak bu durum, bu olayı görmezlikten geleceğim anlamına gelmiyor. Çünkü o yazdığım içerik Google aramasında 1. sırada çıkarken, Electroblogun benden kopyaladığı kopya içerik 1. sıraya çıktı ve ben 2. sıraya indim. Yani madem çalıyorsunuz, bari kelimeler kendi kelimeleriniz olsun, bari bu kadar emek gösterin!

Yazının orjinali burada, çalıntı içeriğin ekran görüntüsü ise aşağıda.

İçerik hırsızlığı

Ayrıca yine yazdıkları bir kaç içerikte yayınladığım resimleri de kopyalayıp kendi bloglarına yapıştırmışlar. Kurumsal olduklarını iddia eden bir blog bile içerik hırsızlığına alet oluyorsa artık ne denebilir bilmiyorum.  Volkan kardeşim geçenlerde blogundan içerik hırsızlığı yapan bir kişiye karşı yasal yollara başvuracağını bildirdiğinde, herkes biraz abarttığını düşündü ancak başka çözüm yok bence de. Varsa eğer, biz de bilelim?

Recebin Tavuğu Bölüm 1 - Psikolog

Temmuz 3, 2008 tarihinde Hakan Yamanoğlu tarafından yazıldı Permalink / Kalıcı Bağlantı

Daha önce bahsettiğim gibi Recebin Tavuğu muhabbeti Turkcell‘in yeni tarifelerinin habercisiydi. Bu yeni tarifede, ekonomik konuşma paketlerinin ücretleri sabit bırakılarak dakika süreleri 2 katına çıkarılmış. Yani 120 dakika fiyatına 240, 240 dakika fiyatına 480 dk görüşme hakkına sabit oluyorsunuz. Tam liste şöyle: Yazının Devamı

Hardwaremania, WinCih, 1999…

Temmuz 3, 2008 tarihinde Hakan Yamanoğlu tarafından yazıldı Permalink / Kalıcı Bağlantı

Türkiyenin en büyük donanım forumlarından birisi olan ve aynı zamanda moderatörlüğünü yaptığım Hardwaremania, 1999 yılında Kanal D’ye haber olmuş ve tabir yerindeyse bir çok internet kullanıcısının hayatını kurtarmış.

Hatırlarsanız 1999 yılında WinCih virüsü anakartların bioslarını silip bilgisayarları çalışmaz hale getirmişti. Ancak bu sorun anakartın biosunu yeniden flashlayınca aşılabiliyordu. Hardwaremania da bu CİH illetinden nasıl kutulabilineceği konusunda Kanal D’ye bir röportaj vermiş. Hadi biraz nostalji yapalım (: