Fringe Teorisi: “Manhatan” ve Alternatif Gerçeklik
Fringe’in son yayınlanan bölümü olan Jacksonville’da, “Manhattan” şehrinin isminin “Manhatan” olarak yazılması ile alternatif evren tartışmaları alevlendi. Normalde “Manhattan” olarak yazılması gereken isim “Manhatan” olarak yazıldı. Böylesine komplike bir senaryoda bu kadar basit bir hata yapılması sizce mümkün mü? Bence hayır..
Bir de arkadaki duvarda “İkiz Kulelerin” resimleri var. Oysaki ikiz kuleler çoktan yok oldu.. Demek ki alternatif evrende ikiz kuleler halen var. Zaten Olivia, William Bell tarafından alternatif gerçekliğe çekildiğinde de ikiz kuleleri görmüştük.
1 Nisan’a kadar bekle şimdi..
Yahşi Batı fiyaskosu
Bir daha asla “ulan Cem Yılmaz oynuyor gözü kapalı gidilir bu filme” demeyeceğim.
Aynı hatayı A.R.O.G’da da yapmıştım ve yine hayal kırıklığı yaşamıştım.
Yahşi Batı için de durum aynı oldu benim için. Hatta A.R.O.G’dan bile başarısız bir yapım olmuş. Cem Yılmaz’ın deyimiyle; “Mekan güzel, kostüm güzel ama yok, yemezler” diyorum.
Espri adına 2-3 tane güzel ve ince espri olduğunu söylemeliyim. Geri kalan espriler o kadar kötü ki “küfür ile anca maskelenebilmiş”. Evet, Yahşi Batı’da bolca küfür duyabilirsiniz. Ama bu küfürler o kadar yerli yersiz serpiştirilmiş ki rahatsız olmanız muhtemel.
Keşke Yahşi Batı yerine Law Abiding Citizen‘a gitseymişim. Çünkü bu film, son aylarda izlediğim en güzel intikam filmlerden birisiydi..
Fringe hakkında bilmeniz gereken 10 şey
Fringe’i izliyorsanız ve halen cevapsız sorularınız ya da kaçırdığınız n0ktalar varsa aşağıdaki 10 maddeyi mutlaka okuyun. (Spoiler)
1- Düzen, FBI bünyesinde kurulan Fringe Bölümü tarafından araştırılan, dünya genelinde olan açıklanamayan olaylar serilerine verilen genel isimdir.
2- FBI bünyesindeki Fringe bölümü, Phillip Broyles, Olivia Dunham, Peter Dishop, Dr.Walter Vishop ve Astrid Farnsworth’dan oluşmaktadır.
3- Walter, hayatının 17 yılını bir akıl hastanesinde çürütmüştür.
4- Walter’ın eski ortağı ve arkadaşı olan William Bell, milyarlarca dolarlık bütçesiyle dünya çapında faaliyet gösteren ve ABD ordusuna en çok iş yapan Massive Dynamic adlı teknoloji ve bilim şirketinin kurucusudur.
5- Gözcü, Düzen ile bağlantılı tüm olaylarda ortaya çıkan esrarengiz bir karakterdir.(Muhtemelen paralel evren ile bizim gerçekliğimiz arasında gidip geliyor)
6- Gözcü, yıllar önceki bir araba kazasında Walter ve Peter’ın hayatını kurtarmıştır.
7- Walter ve William Bell uzun yıllar önce alternatif gerçekliğe (paralel evren) gidişin bir yolunu buldular ve istemeden Düzen denilen olaylar serisini başlattılar.
8- Peter aslında 7 yaşındayken öldü. Ancak Peter bunu bilmiyor ve Walter, Peter’ın gerçekte kim olduğuna dair büyük bir sır saklıyor.
9 - Olivia henüz küçük bir çocukken Walter ve William Bell tarafından Cortexiphan adlı bir ilaç verilerek denek olarak kullanıldı.
10- Olivia, William Bell’in yaşadığı paralel evrene çekildi ve görünüşe göre orada sıkışıp kaldığı süre içinde bizim gerçekliğimiz ve alternatif gerçeklik arasında büyük bir savaşın yaklaştığı konusunda uyarıldı.
Türk dizileri yapımcılara ne kadar kazandırdı?
Akonomik krizin etkisiyle Türkiye’de yayınlanan yaklaşık 10-12 tane dizi yayından kaldırıldı bilindiği gibi. Yapımcılar reyting oranı belli bir seviyenin altına düştüğü an o diziye ikinci bir şans vermeden yayından kaldırma yoluna gidiyorlar. Mesela geçen senenin yaz dizilerinden “Cesaretin var mı aşka” bu duruma iyi bir örnek. Yanılmıyorsam 7-8 bölüm yayınlandıktan sonra yayından kaldırıldı bu dizi.
Krize rağmen iyi reyting alan diziler yapımcılarını zengin etti ve milyonlarca dolar kar sağladılar. Listenin başında Edebi Üçlü diye tabir edilen “Aşk-ı Memnu, Dudaktan Kalbe ve Yaprak Dökümü” bulunuyor. Bu 3 dizi, Ay Yapım’ın sahibi Kerem Çatay’a toplam 3.7 milyon dolar net kar ettirdi. Yani bütün oyunculuk ve çekim masrafları çıkıldıktan sonra yapımcının cebine giren para bu. Büyük para!
En popüler 20 yapımcının dizilerinin toplam cirosu ise 236 milyon dolar civarında.
Sezonun en büyük hayal kırıklığı ise Kurtlar Vadisi şüphesiz. Kurtlar Vadisi, gerek Show TV ile olan anlaşmazlıkları gerekse dizinin senaryosunun iyiden iyiye saçmalamaya başlaması sebebiyle beklenenin çok çok altında kar etti. Kurtlar Vadisinin 2009 yılı karı 1 milyon $ seviyesinde oldu.
En çok izlenen Türk dizilerinin 2009 yılı ciroları şu şekilde:
Yaprak Dökümü-Kerem Çatay (14.155.000 TL)
Adanalı-Mehmet Yiğit Alp Seyit Ali Gündoğdu (11.195.000 TL)
Aşk-ı Memnu-Kerem Çatay (10.820.000 TL),
Elveda Rumeli-Tarkan Karlıdağ – Serdar Akar (10.750.000 TL)
Kurtlar Vadisi Pusu-Raci Şaşmaz (9.800.000 TL)
Unutma Beni-Nilgün Sağyaşar (9.200.000 TL),
Arka Sokaklar-Türker İnanoğlu (9.170.000 TL)
Asi-Tomris Giritlioğlu (9.065.000 TL)
Dudaktan Kalbe-Kerem Çatay (8.840.000 TL)
Baba Ocağı-İbrahim Mertoğlu (8.550.000 TL)
Kaynak: Forbes Dergisi
Kurtlar Vadisi – Gladio
Sezon içerisinde bir ara tamamen saçmalamaya başladığını düşündüğüm Kurtlar Vadisi neyseki sezon sonuna doğru toparlanmaya başladı. Derin devlet ilişkileri yumağına yeni bir oyuncu daha katıldı: Kurtlar Vadisi – Gladio! Peki nedir bu Gladio?
Gladio, II. Dünya Savaşı sonrasında Batı Avrupa’da gelecekte olması beklenen bir Varşova Paktı işgaline cephe gerisinde bir direniş başlatmak amacıyla İtalya’da NATO tarafından gizli olarak örgütlenen Kontrgerilla operasyonunun kod adı. Gladyo, özel olarak NATO cephe gerisi direniş organizasyonun İtalyan kolunu belirtse de bazen “Gladyo operasyonu” NATO’nun bütün cephe gerisi operasyonlarının gayri resmî adı olarak kullanılır ve bazen “Süper NATO” adıyla da anılır.
Kurtlar Vadisi – Gladio adıyla çekilecek olan yeni sinema filminde Gladio‘nun Türkiye ayağı ile ilgili bir kurgu hazırlanıyor. Cevap bekleyen sorular şöyle:
- Cumhurbaşkanı Özal, Musul ve Kerkük’e girecek diye mi zehirlendi?
- Cem Ersever gladionun hangi gerçeğini öğrendiği için öldürüldü?
- Kim Washignton’dan gelen telefonla darbe girişiminden vazgeçti?
- Apo suikastını gladio nasıl önledi?
- 28 Şubat süreci bin yıl sürecekken beş yılda nasıl sona erdi?
Daha önce Kurtlar Vadisi – Irak ile gişe raporlarını alt üst eden Kurtlar Vadisi, yeni film olan Gladio ile de fanatiklerini memnun edecek gibi görünüyor. İşin başında İskender varsa zaten herşey tamam demektir (:
Kurtlar Vadisi – Gladio‘nun ne zaman vizyona gireceği belli değil ama 2009 içerisinde olacağı kesin. Ayrıca Gladio oyuncu kadrosunda kesin yer alacak isimler belli oldu: Necati Şaşmaz (Polat), Gürkan Uygun(Memati), Kenan Çoban(Abdülhey) ve Musa Uzunlar(İskender Büyük).
- Polat Alemdar
- Memati
- Abdülhey
- İskender Büyük
Kurtlar Vadisi – Gladio ile ilgili en güncel bilgiler için Pana Film Forumlarına takılabilir ya da Facebook grubunu takip edebilirsiniz.
Kurtlar Vadisi – Gladio Teaser‘ını da aşağıdan izleyebilirsiniz.
Aşk-ı Memnu Kullanma Klavuzu
Bilenler bilir Kanal D’de Aşk’ı Memnu adlı bir dizi yayınlanıyor ve baya da fanatiği var. TÜrk dizilerinin ortak noktası olan aşk,ihanet, para, pul mevzuları bu dizide de mevcut. Tıpkı Dudaktan Kalbe ve Yaprak Dökümü gibi. .
Daha önce “Yaprak Dökümü’nde kimin eli kimin cebinde” diye bir yazı yazmıştım ve dizinin fanatiklerin baya bir tepki görmüştüm (: Şimdi de Aşk-ı Memnu için benzer birşeyler sunmak istiyorum size. Kim kimi götürmüş, kim kime aşık, kim kimi boynuzluyor öğrenmek istiyorsanız aşağıdaki şemaya bakmanız yeterli. Diziyi hiç izlemeyen birisi bile bu şemadan senaryoyu çıkarabilir. Kim hazırladıysa eline sağlık, çok başarılı bir çalışma olmuş (:
Some Like It Hoth ile anladım ki Lost’un suyu çıktı!
Hayatımda bana oha dedirtecek dizilerin başında Lost ve Prison Break geliyordu. Ancak her iki dizi de son dönemde iyice zırvalamaya başladı. Bunun sonucunda da Prison Break’in bu sezon sonunda tamamen bitirilmesine karar verildi. Çünkü artık bizim yerli dizilerde yoğunlukla kullanılan “1 sezon daha uzatmak için olayların suyunu çıkarma” yöntemini uygulamaya başlamışlardı. Nerde o ilk sezondaki bize “wow” dedirten kaçış ve planlama sahneleri.. Diziyi hiç izlememiş birisi önce 1. sezonun ilk 5 bölümünü sonra da 4. sezonun ilk 5 bölümünü izleseydi, diyeceği tek şey “-aynı diziden mi bahsediyoruz” olurdu heralde..
Aynı durum ne yazık ki Lost için de kendini göstermeye başladı. Lost’u Lost yapan içinde barındırdığı gizem, esrarengiz olaylar ve yapımcıların “hiç bir sırrı açıklamama” stratejisidir. Mesela bir “kara duman“, bir “zaman olgusu” , “flashback mi flashforward mı bilemediğimiz durumlar… Maalesef bunların hepsi 5. sezon ile birlikte tarihe gömüldü. Artık karadumanın ne olduğunu biliyoruz, sadece nerden ve kim tarafından geldiğini/yönetildiğini bilmiyoruz. Artık ada içi / ada dışı olayları birbirine bağlayabiliyoruz çünkü “zamanda yolculuk” kavramının olduğunu açıkladı senaristler. Artık adadaki kutup ayılarının ne anlama geldiğini biliyoruz çünkü Dharmacılar adada enteresan ve tehlikeli deneylerle meşgullerdi.. Bu liste böyle uzayıp gider..
Son bir kaç bölümdür benimle birlikte bir çok kişi de senaristlerin diziyi nasıl bağlayacağını merak ediyor. Çünkü olaylar o kadar iç içe girdi ve o kadar sıradanlaştı ki önceden “dizinin sonunu bağlamaya çalışıpta bir türlü işin içinden çıkamayan izleyiciler” artık dizinin sonunu net bir şekilde tahmin edip teoriler üretmeye başladılar. Sonu belli olan şeyler de hak verirsiniz ki yeterince ilgi çekici ve heyecanlı olmuyor.
Ve.. 5. sezon 13. bölüm olan Some Like It Hoth birlikte ile Lost’un artık “ability” dizileri diye tabir ettiğim Heroes, The 4400 ve Supernatural‘ın da içinde bulunduğu kategoriye adım adım sürüklendiğini düşünmeye başladım. Bunun nedeni de son bölümde şahit olduğumuz Miles‘ın ölülerle konuşabilme yeteneği ve tıpkı Supernatural’daki Dean gibi adaya gelmeden önce bir zamanlar bu işi meslek haline getirmiş olmasıdır. Daha önce Hurley‘in de ölülerle sohbet ettiğini görmüştük (bkz. Hurley’in ölü Charly ile sohbetleri) ancak Hurley’in bir kaç tahtasının eksik olduğunu bildiğimiz için buna pek itibar etmemiştik. Son bölümde Miles bu işi ciddi ciddi yaptığını gösterince artık anladık ki senaristler yavaş yavaş karakterlerin “doğa üstü yeteneklerini” ortaya çıkarmaya başlıyor.
Ancak bu ability meselesi benim gibi Lost fanatiklerinin hiç hoşuna gitmiyor. İnsanlar Lost’u sürekli bir Supernatural ile bir Heroes ile kıyaslayıp duruyor. Hatta şöyle diyenleri çok duymuşsunuzdur: “Abi Heroes diye bir dizi keşfettim Lost’a yüz çeker”.. Bilenler bilir Heroes’un atası da The 4400‘dür. Ancak Lost ile kıyasladığımızda bu dizilerin koştukları kulvarlar o kadar farklı ki.. Bu güne kadar Lost’un senaryosunun yakınından dahi geçebilen bir dizi olmadı piyasada. Bence yapımcılar da dizinin bu tekelliğinin niğmetlerinden sonuna kadar yararlanmalılar ve artık saçmalamayı kesmeliler. Durum bende öyle vahim bir hal aldı ki eskiden Çarşamba günlerini iple çekerken şimdiler de Lost’un verdiği 2 haftalık aralar bile canımı yakmıyor.
Yani lafın kısası “ability kokan hareketler” istemiyoruz Lost’da!
Lost’da Türk oyuncu fiyaskosu!
Bir kaç gündür Lost dizisinde bir Türk’ün oynayacağı haberi dilden dile dolaşıyor. Açıkcası ben de bu haberi arkadaşlarımdan duydum ve daha sonra araştırdım. Gördük ki kazın ayağı öyle değilmiş.
Lost’da oynayacağı söylenen Deniz Efe Açıkgöz, IMDB deki blogunda kişisel günlükler tutan bir çocukmuş. Bu blogda genelde hayallerinden bahsediyormuş ancak IMDB yöneticileri bu girdileri genellikle onaylamıyormuş. Sonra geçtiğimiz günlerde Efe, blogunda Lost dizisinde oynayacağını, daha önce de Amerikada yayınlanan “What I like about you” adlı dizide oynadığını yazmış. Bu girdiyi gören bir gazeteci de olayı çat diye haber yapmış ve olay bundan sonra kopmuş.
Ahanda Efe’nin IMDB profili.
1 Numara Dizisi
Yeni yılda yeni bir dizi geliyor Türk ekranlarına. 1 Numara adlı dizi, Ergenekon temalı bir dizi olacak. Dizi her bölümde Ergenekon yapılanmasını deşifre edecek. Dizinin temasına da bakıldığında, TRT’den başka hiç bir kanalın bu diziyi yayınlayabileceğini sanmıyorum. Gazeteci Şamil Tayyar‘ın konsept danışmanlığını yapacağı bu yeni dizi çok ses getireceğe benziyor. Şamil Tayyar’ı, Ergenekon’u takip edenler hatırlayacaktır. Kendisi Operasyon Ergenekon adlı kitabı yüzünden, Ergenekon Soruşturması Kapsamında 2 Temmuz 2008′de göz altına alınmış ve hakkında soruşturmanın gizlilik ihlali nedeniyle dava açılmıştı. Bu nedenle Şamil Tayyar 1 Numara‘yı bol bol besleyecektir diye düşünüyorum.
1 Numara‘nın diğer bir ses getirecek yanı ise Kurtlar Vadisi’ne rakip olarak yayınlanacak olması. 1 Numara’da, Kurtlar Vadisi’ndeki gibi karanlık ilişkiler ve faili meçhul olaylar işlenecek. Dizi de faili meçhullerin odağındaki isim olan Yeşil de olacakmış.
Son olarak diziye adını veren ve Ergenekon soruşturmasında adı geçen 1 Numara adlı şahıs da bulunacak. Ancak bu 1 Numara diziyi izleyenlere gösterilmeyecek. 1 Numara, gizli bir el gibi olayları yönetecek.
Dizi büyük ihtimalle TRT ekranlarında izleyiciyle buluşacak. Merakla bekliyoruz..
Recep İvedik 2 Fragmanı

14 Nisan 2008 tarihinde, Recep İvedik 2‘nin yolda olduğunu duyurmuştum sizlere. Dün Recep İvedik 2‘nin fragmanı da yayınlandı. Fragmandan yorum yapmak pek doğru olmaz ancak şimdiden çok komik bir Recep İvedik 2‘nin bizleri beklediğini söyleyebiliriz. Recep İvedik 3′ün de çekileceğini tekrar hatırlatayım (:
Vizyona girdiği günden bu yana 5 milyondan fazla kişinin izlediği Recep İvedik‘in devamı da çekiliyor. Ben de Şahan’ın yerinde olsam çekerdim çünkü adam Türk sinema tarihindeki en büyük izlenme oranlarından birisini yakaladı Recep İvedik ile. İlk film ile benzer başarıları yakalacak mı bilinmez ama 2 .filmden sonra 3. ve son bir Recep İvedik filmi daha çekilecek. Bu da sanırım ilk Türk Trilogy’si olacak
2. Recep İvedik filmlerinin çekimlerine önümüzdeki aylarda başlanacak ve bu senenin sonuna yetiştirilmeye çalışılacakmış. Söylenenlere göre 2. ve 3. filmlerde Recep İvedik, Uludağ ve bir üniversite kampüsünü yerle bir edecek.
Eagle Eye – Kartal Göz izlenimlerim
Son aylarda, Quantum of Solace, Righteous Kill gibi aksiyon dolu filmler vizyonda boy gösteriyor. Ancak ne yalan söyleyeyim, beklediğim gibi filmler değildi bunlar. Fakat aralarından bir tanesi sıyrılıp ön plana çıkıyor: Eagle Eye.
***Buradan sonrası film hakkında spoiler içerir.***
Film içerdiği teknolojik konular ile beni resmen büyüledi ve diyebilirim ki son aylarda izlediğim en iyi filmdi. Filmde ABD savunma bakanlığına ait bir süper bilgisayar başrolde. -şaka değil- Tabi bu korkunç gerçeği filmin sonunda anlıyorsunuz.
Kahramanlarımız Jerry ve Rachel’a daha önce hiç tanımadıkları bir kadından telefonlar gelmeye başlar. Politik bir suikast için kullanılacak olan kahramanlarımızın olayın aslını çözmeleri çok sürmeyecektir. Kendilerini arayan kadın, ABD savunma bakanlığının emrindeki bir süper bilgisayardır!
Bu bilgisayar, insanlar gibi düşünüp, olaylara yorum getirebilmekte ve değerlendirme yaparak kendi başına karar alabilmektedir. Aria adındaki bu süper bilgisayar, bir süre önce kendisini yöneten operatör ve Jerry’nin kardeşi olan Ethan Shaw’a durumu anlatmış ve bağımsızlık istemiştir. Bağımsızlık istemesinin nedeni olarak da; ABD yönetiminin sivilleri gözetmediğini ve onların can güvenliğini tehlikeye attığını öne sürmektedir.
3 gün önce ABD’nin Majid al-Khoei adlı teröristi yok etmek için yaptığı operasyonda, hedef çok fazla sivilin olduğu bir alanda olduğu ve görsel olarak da net tespit edilemediği için Aria hedefin orada olma ve yok edilme olasılığını %40-50 gibi bir oranla hesaplamış ve ABD’ye operasyonu iptal etmelerini önermişti. Ancak ABD başkanından alınan onayla, Aria’nın önerisi reddedildi ve bir çok sivilin olduğu alana füzeler yollandı.. Sonuç tahmin edeceğiniz gibi, yanlış hedefin bombalanmasıydı!
İşte Aria, devletin yaptığı bu hatayı Bağımsızlık Bildirgesi‘nde yer alan şu maddeye dayanarak onlara ödetmeye karar veriyor:
Devlet ne zaman kendi sonunu hazırlar duruma gelirse, insanların onu
ortadan kaldırma hakkı vardır.
Ve Aria, Giyotin Operasyonunu başlatıyor. ABD başkanı başta olmak üzere tüm komuta zincirini devlet düşmanı ilan edip bir suikast listesi hazırlıyor. Bu suikastleri organize edebilmek için ise Jerry’ye korkunç bir tuzak kuruyor. Jerry bir gün bankamatiğe kartını soktuğunda 750.000$’ın hesabına yatırıldığını görür. Duruma anlam veremeyen Jerry paranın bir kısmını çeker ve aylardır kirasını ödeyemediği evine doğru ilerler. Evine geldiğinde, ev sahibi tarafından teslim alınıp dairesine yerleştirilen bir sürü kargo kolisi görür. Kolileri açmaya başladığında korkunç gerçekle yüzleşir. Kutuların içerisinde her türlü bomba yapımında kullanılan kimyasallar, silahlar, bombalar, F16 kullanım klavuzları ve daha neler neler vardır. Tam o sırada esrarengiz bir kadın tarafından aranır ve FBI’ın 30 saniye içerisinde evinde olacağını, kendisini terörist olarak yargılayacaklarını ve idam cezası alacağını ancak bu durumdan kurtulmasının talimatlara uyarak mümkün olduğunu anlatır ve derhal evden kaçmasını söyler..
Böylelikle süper bilgisayar Aria, komuta zincirindeki üst düzey bürokratlara düzenleyeceği suikastler için Jerry’i kullanmaya başlar..
Teknolojinin korkunç yüzünü mükemmel bir biçimde anlatan Eagle Eye – Kartal Göz aksiyon ve teknoloji severlerin kaçırmaması gereken bir film. Kesinlikle tavsiye ediyorum.
Harry Potter and the Half-Blood Prince
Harry Potter serisinin yeni filminde, Harry Hogwarts’daki 6. yılında, üzerinde “Bu kitap Melez Prense Aittir” yazılı bir kitap bulur. Kitaptaki Melez Prens’i araştırmaya başlayan Harry, Dumbledore’un yardımı ile Voldemort’la son savaşa hazırlanmaya başlar. Temmuz 2009 da vizyona girecek olan Harry Potter and the Half-Blood Prince (Harry Potter ve Melez Prens) serinin önceki filmleri gibi, bol aksiyonlu, görsel efekler yönünden zengin br yapım olarak karşımıza çıkacak. Şimdilik Harry Potter and the Half-Blood Prince’ın fragmanıyla yetiniyoruz..
Yaprak Dökümü’nde kimin eli kimin cebinde?
Bir Yaprak Dökümü salgınıdır almış başını gidiyor. Herkesin dilinde Ferhunde! Ben de merak ettim bir araştırayım bakayım dedim bu dizi niye böyle popüler? Araştırmalarım sonucunda öğrendiğime göre bu dizide kimin eli kimin cebinde belli değilmiş. Haliyle reytingler tavan yapıyormuş. Bakınız Yaprak Dökümü‘nde kim kimi götürmüş:
Oğuz: Ceyda, Leyla, Necla
Necla: Oğuz, Cem
Leyla: Oğuz, Can
Ferhunde: Şevket, Levent
Ceyda: Yaman, Oğuz
Bir de Lamia mız var onu da başka bir yazıda irdeleriz artık
Sacit Avrupa Yakası’ndan ayrıldı
Komedi Dükkanı ile büyük bir üne kavuşan (*nasıl olduysa) Tolga Çevik, Avrupa Yakası’ndaki Sacit rolünü, Komedi Dükkanı’na daha fazla vakit ayırabilmek için bıraktı.
*Nasıl olduysa dedim çünkü ben bu adamın gerek Avrupa Yakası gerekse Komedi Dükkanı’nda sahnelediği karakterleri hiç ama hiç beğenmiyorum. Esprileri o kadar samiyetten uzak ki gülesim gelmiyor. Hele ki o Maximum reklamlarındaki tiplerine hepten kıl oldum. Bu kadar kalitesiz esprileriyle nasıl oldu da bu kadar ünlendi, işte anlayamadığım nokta o.Tabi bu benim kişisel görüşüm. Adamın ne kadar çok fanatiği olduğunu da hepimiz biliyoruz.
Kendisinin Avrupa Yakası’ndan ayrılmasına da ayrıca bir sevindim. -Evet!, Tolga Çeviğe hayır! (:-Yeni dönemde Avrupa Yakası’nın eski gücüne tekrardan kavuşacağına eminim çünkü son dakikada değişiklikler olmazsa Ata Demirer diziye geri dönüyor! İşin aslı Ata Demirer diziden ayrıldığından bu yana Avrupa Yakası benim için -ve eminim bir çok kişi için- bitmişti. Sonradan gelen karakterlerin hiç birisine alışamadım. Ata’nın o doğal komikliğini hiç birisi sağlayamadı. Ne Burhan, ne de Gaffur.. Dizinin yapımcıları Ata’yı diziye geri dönemeye nasıl ikna ettiler bilemiyorum ancak çok doğru bir karar verdikleri kesin. Yeni dönemi sabırsızlıkla bekliyoruz bakalım..
The Mutant Chronicles [Fragman]
23. yüzyılda geçen hikayede, bir ordu ile bir dini grubun mutantlara karşı verdikleri mücadele anlatılıyor. Konusu ve frangmanı ile izlenebilecek güzel bir filme benziyor The Mutant Chronicles. Şu an filmin dvd si ABD’de piyasada. Ülkemizde ne zaman gösterime gireceğiyle ilgili ise IMDB dahil hiç bir yerde bilgi bulamadım. Büyük ihtimalle ülkemizde vizyona girmeyecek The Mutant Chronicles.













